Ana içeriğe geç
Sözlük

kırık ile cümle

kırık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Babamı hayal kırıklığına uğratamam.I can't let my father down.
Herkes hayal kırıklığına uğramış görünüyordu.Everybody looked disappointed.
Tom muhtemelen gerçekten hayal kırıklığına uğrayacak, değil mi?Tom is likely to be really disappointed, isn't he?
Tom gerçekten hayal kırıklığına uğrayacak, değil mi?Tom is going to be really disappointed, isn't he?
Bardak kırık.The glass is broken.
Kol kırık.The handle is broken.
Tom hayal kırıklığına uğrayacak.Tom is going to be disappointed.
Tom eve hayal kırıklığına uğramış olarak geldi.Tom came home disappointed.
Tom beni hiç hayal kırıklığına uğratmadı.Tom has never let me down.
Bu kırık gibi görünüyor.It appears to be broken.
Hiç kırık kemik yok.There are no broken bones.
Tom Mary'yi hayal kırıklığına uğratmadı.Tom didn't disappoint Mary.
Tom kırık farı işaret etti.Tom pointed to the broken headlight.
Hem Tom hem Mary hayal kırıklığına uğramış görünüyor.Both Tom and Mary look disappointed.
Ben Tom'u hayal kırıklığına uğratmak istemedim.I didn't want to disappoint Tom.
Tom biraz hayal kırıklığına uğramış olacak.Tom is going to be a little disappointed.
Tom, beni hayal kırıklığına uğrattın.Tom, you've disappointed me.
Tom kırık bacağına baktı.Tom looked down at his broken leg.
Konser biraz hayal kırıklığına uğratıcıydı.The concert was a bit disappointing.
Tom sonuçlardan dolayı hayal kırıklığına uğramış görünüyordu.Tom seemed disappointed with the results.
Tom ailesini hayal kırıklığına uğratmak istemiyor.Tom doesn't want to disappoint his parents.
Kırık camı onarmak için buradayım.I'm here to fix the broken window.
Mary partisine gelmediği için Tom hayal kırıklığına uğradı.Tom was disappointed that Mary didn't come to his party.
Tom yarışı kazanmadığı için hayal kırıklığına uğradı.Tom was disappointed that he didn't win the race.
Tom yarışı kazanmamasına rağmen, çok hayal kırıklığına uğramış görünmüyor.Even though Tom didn't win the race, he doesn't seem too disappointed.
Tom çok hayal kırıklığına uğramış olmalı.Tom must've been very disappointed.
Tom'un annesi kalbi kırıktı.Tom's mother was heartbroken.
Benim büyük beklentilerim yoktu bu yüzden hiç büyük hayal kırıklığı yok.I didn't have any great expectations, so there are no big disappointments.
Tom davet edilmediği için hayal kırıklığına uğradı.Tom was disappointed at not being invited.
Tom hayal kırıklığına uğramış görünmekten kendini alamadı.Tom couldn't help but look disappointed.
Benimle hayal kırıklığına uğramış olman gerektiğini biliyorum.I know you must be frustrated with me.
Tom açıkça hayal kırıklığına uğramış ve umutsuz.Tom is clearly frustrated and desperate.
Tom hayal kırıklığını gizleyemedi.Tom couldn't hide his disappointment.
Sanırım sizi hayal kırıklığına uğratmak istemedim.I guess I didn't want to disappoint you.
Ne bir hayal kırıklığı!What a letdown!
Hem Tom hem de Mary hayal kırıklığına uğramışlardı.Both Tom and Mary were disappointed.
Tom hayal kırıklığına uğramış olabilir.Tom might've been disappointed.
Tom açıkçası çok hayal kırıklığına uğradı.Tom was obviously very disappointed.
Bu, Tom'u hayal kırıklığına uğrattı.It disappointed Tom.
Parmakların kırık mı?Are your fingers broken?
Seni hayal kırıklığına uğrattım mı?Have I disappointed you?
Bunun seni hayal kırıklığına uğratmasına izin verme.Don't let it get you down.
Evde olmadığın için hayal kırıklığına uğradım.I was disappointed because you weren't at home.
Mary'nin en büyük hayal kırıklığı çocuk sahibi olamamaktır.Mary's biggest disappointment in life is not being able to have children.
Lavaboda bazı kırık şarap şişeleri var.There are some broken wine bottles in the sink.
Beni hayal kırıklığına uğratmaya çalışma.Try not to disappoint me.
Ben kırık kalpliyim.I'm heartbroken.
Ben birçok hayal kırıklığı yaşadım.I've had too many disappointments.
Bu büyük bir hayal kırıklığıydı.It was a huge disappointment.
Ben çok hayal kırıklığına uğradım.I was very disappointed.
Neyse ki kimse hayal kırıklığına uğramayacak.Hopefully, no one will be disappointed.
Bazı kötü kırıklarım vardı.I had some bad breaks.
Sizi hayal kırıklığına uğrattığımı biliyorum fakat bunu telafi edeceğim.I know I've let you down, but I'll make it up to you.
Benim plastik şişem kırık.My plastic bottle broke.
Onlara kırık bir bacağım olduğunu söyle.Tell them I have a broken leg.
Ona kırık bir bacağım olduğunu söyle.Tell him I have a broken leg.
Bizi hayal kırıklığına uğrattın.You let us down.
Onları hayal kırıklığına uğrattın.You let them down.
Seni hayal kırıklığına uğrattım.I've let you down.
Onu hayal kırıklığına uğrattım.I've let him down.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod