Ana içeriğe geç
Sözlük

kırık ile cümle

kırık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Sen kırık bir vitraydan yaralanabilirsin.You can get injured from a shard of stained glass.
Senin için böylesine büyük bir hayal kırıklığı olduğum için üzgünüm.I'm sorry I'm such a big disappointment to you.
Tom kırık bir kemikle hastanede olan Mary'yi ziyaret etti.Tom visited Mary, who was in the hospital with a broken bone.
Babam kırık sandalyeyi tamir etti.My father fixed the broken chair.
Tom sadece kırık Fransızcayla konuşabilir.Tom can only speak in broken French.
Tom hayal kırıklığına uğramamıştı.Tom wasn't disappointed.
Yapacak çok az şeyim olduğu için hayal kırıklığına uğradım.I was disappointed that I had so little to do.
Sen benim Arap Baharı'nın sonuçlarında uğradığım kadar hayal kırıklığına uğradın mı?Were you as disappointed as I was in the results of the Arab Spring?
CEO sonuçla çok hayal kırıklığına uğradı.The CEO is very disappointed with the result.
Ne kadar hayal kırıklığına uğramış olduğunu anlıyorum.I realize how frustrated you must be.
Seni çok hayal kırıklığına uğrattık.We're very disappointed in you.
Muhtemelen hayal kırıklığına uğradın.You'd probably be disappointed.
Tom ve Mary oğullarıyla hayal kırıklığına uğradılar.Tom and Mary are disappointed in their son.
Tom beni hayal kırıklığına uğratmadı.Tom didn't disappoint me.
Tom babasını hayal kırıklığına uğratmak istemiyordu.Tom didn't want to disappoint his father.
Tom en az konuşmaktan hayal kırıklığına uğradı.Tom is disappointed to say the least.
Tom açıkçası Mary'nin burada olmamasından hayal kırıklığına uğradı.Tom is obviously disappointed that Mary isn't here.
Tom diz çöktü ve kırık cam parçalarını aldı.Tom knelt down and picked up the pieces of the broken glass.
Tom haberden biraz hayal kırıklığına uğramış gibi görünüyordu.Tom seems a little disappointed by the news.
Tom hayal kırıklığına uğramış gibi görünüyor.Tom seems disappointed.
Tom şiddetli hayal kırıklığına uğradı.Tom was bitterly disappointed.
Tom açıkça biraz hayal kırıklığına uğradı.Tom was clearly a little disappointed.
Tom açıkçası hayal kırıklığına uğradı.Tom was obviously disappointed.
Partisine gitmezsen Tom hayal kırıklığına uğrayacaktır.Tom will be disappointed if you don't go to his party.
Hayal kırıklığına uğramayacağımdan eminim.I'm sure I won't be disappointed.
Baban çok hayal kırıklığına uğramış olmalı.Your father must have been very disappointed.
Annen çok hayal kırıklığına uğramış olmalı.Your mother must have been very disappointed.
Tom'un hayal kırıklığı belliydi.Tom's disappointment was obvious.
Mary ziyaret etmeye gelmezse Tom çok hayal kırıklığına uğrayacak.Tom will be very disappointed if Mary doesn't come to visit.
Tom hepimizi hayal kırıklığına uğrattı.Tom let us all down.
Tom hayal kırıklılığını göstermemeye çalıştı.Tom tried not to show his disappointment.
Tom açıkça hayal kırıklığına uğramış.Tom was clearly disappointed.
O olursa Tom çok hayal kırıklığına uğrayacak.Tom is going to be very disappointed if that happens.
Tom hayal kırıklığını gizlemek için elinden geleni yaptı.Tom did his best to hide his disappointment.
Gözlüklerim kırıktır.My sunglasses are broken.
Küçük kızın bebeği kırık.The little girl's doll is broken.
Tom biraz hayal kırıklığına uğramış görünüyor.Tom looks a little disappointed.
Bende hayal kırıklığına uğradığını biliyorum.I know you're disappointed in me.
Tom üzgün ve hayal kırıklığına uğramış görünüyor.Tom looks sad and disappointed.
Tom üzgün ve hayal kırıklığına uğramış görünüyordu.Tom looked sad and disappointed.
Tom kırık parçaları tekrar birleştirmeye çalıştı.Tom tried to put the broken pieces back together.
Tom Mary'nin kırık tabloyu tamir etmesine yardım etti.Tom helped Mary fix the broken table.
Biz hayal kırıklığına uğradık.We're disappointed.
Film gerçek bir hayal kırıklığıydı.The movie was a real disappointment.
Tom bu şekilde konuştuğunuzu duyarsa hayal kırıklığına uğrar.If Tom heard you talk that way, he'd be disappointed.
Tom onu hayal kırıklığına uğratacağımı düşündü.Tom thought I'd let him down.
Ben öğretmenlerimi hayal kırıklığına uğrattım.I disappointed my teachers.
Tom'un düşük bir düş kırıklığı toleransı vardır.Tom has a low frustration tolerance.
Bildiğim kadarıyla, hiç kırık kemik yok.As far as I can tell, there are no broken bones.
Tom'un yüzüne bakarak onun hayal kırıklığına uğradığını söyleyebilirsin.You could tell by the look on Tom's face that he was disappointed.
Masa kırık, tamir edilmelidir.The table is broken, it must be repaired.
Senin tutumun beni çok hayal kırıklığına uğrattı.I'm so disappointed by your attitude.
Hizmet kalitesinden son derece hayal kırıklığına uğradım.I'm extremely disappointed by the quality of the service.
Kırık test tüpleri, kırık deney şişeleri - Laboratuvarda dikkatsiz öğrencilerin çalışması.Broken test tubes, cracked beakers - the work of careless students in the laboratory.
Tom'un çok hayal kırıklığına uğramayacağını umuyorum.I hope Tom won't be too disappointed.
Tom'un hayal kırıklığına uğramayacağını umuyorum.I hope Tom won't be disappointed.
Tom'u hayal kırıklığına uğrattın.You let Tom down.
Beni hayal kırıklığına uğrattın, Tom.You let me down, Tom.
Tom'un kırık bir kaburgası var.Tom has a broken rib.
Bacağım kırık.My leg is broken.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod