Senin yazın hayal kırıklığıydı.Your article was disappointing.
Makalen beni hayal kırıklığına uğrattı.Your article disappointed me.
Tom'un ebeveynleri o, Harvard'a giremediği için hayal kırıklığına uğradılar.Tom's parents were disappointed that he couldn't get into Harvard.
Tom Harvard'a giremediği için hayal kırıklığına uğradı.Tom was disappointed that he couldn't get into Harvard.
Biz onu hayal kırıklığına uğratamayız!We can't disappoint him!
O biraz hayal kırıklığına uğramış gibi geliyordu.She sounded a little disappointed.
O biraz hayal kırıklığına uğramış gibi görünüyordu.He sounded a little disappointed.
Tom hayal kırıklığına uğramış görünüyordu.Tom sounded disappointed.
Çok hayal kırıklığına uğramıştım.I was so disappointed.
Odamdaki pencereler kırık.The windows in my room are cracked.
Kalbim kırık.My heart is broken.
Tom hayal kırıklığını gizlemeye çalıştı.Tom tried to conceal his disappointment.
Benim kadar hayal kırıklığına uğradığına eminim.I'm sure you're as disappointed as I am.
Onu yaparsan hayal kırıklığına uğrarım.I'd be disappointed if you did that.
Ben sana Tom'un bizi hayal kırıklığına uğratmayacağını söyledim.I told you Tom wouldn't let us down.
Tom biraz hayal kırıklığına uğramış görünüyordu.Tom sounded a little disappointed.
Tom, Mary'nin hayal kırıklığını fark etti.Tom noticed Mary's disappointment.
Ben kırık bir kalpten acı çekiyorum.I'm suffering from a broken heart.
Tom'u hayal kırıklığına uğratmak istemedim.I wouldn't want to disappoint Tom.
Sana hayal kırıklığına uğrayacağını söyledim.I told you you'd be disappointed.
Ben senin kadar hayal kırıklığına uğradım.I'm as disappointed as you are.
Seni hayal kırıklığına uğratmamaya çalışacağım.I'll try not to disappoint you.
Herkesi hayal kırıklığına uğrattığım için üzgünüm.I'm sorry I let everyone down.
Asla seni hayal kırıklığına uğratmayacağım.I'm never going to let you go.
Tom öfkeli ve hayal kırıklığına uğramış.Tom is angry and frustrated.
O bir hayal kırıklığıydı.That was a disappointment.
Seni hayal kırıklığına uğrattığım için üzgünüm.I'm sorry I let you down.
Sizi hayal kırıklığına uğrattığım için üzgünüm.I'm sorry I let you down.
Gerçekten hayal kırıklığına uğradım.I'm really bummed out.
Tom hayal kırıklığına uğramıştı.Tom was disappointed.
Tom'u hayal kırıklığına uğratmayacağım.I won't let Tom down.
Ben üzgün değilim ama gerçekten hayal kırıklığına uğradım.I'm not upset, but I'm really disappointed.
Hayal kırıklığına uğramıştın.You were disappointed.
Annen için böyle bir hayal kırıklığısın.You have been such a disappointment to your mother.
Tom kırık bardağı dikkatle aldı.Tom carefully picked up the broken glass.
Tom kırık bardakla parmağını kesti.Tom cut his finger on the broken glass.
Tom ve Mary her ikisi de hayal kırıklığına uğramış görünüyordu.Tom and Mary both sounded disappointed.
Tom Mary'nin hayal kırıklığı görebiliyordu.Tom could see Mary's disappointment.
Tom tamamen hayal kırıklığına uğramış görünüyordu.Tom looked utterly disappointed.
Tom kırık camları topladı.Tom picked up the broken glass.
Tom çok hayal kırıklığına uğrardı.Tom would be so disappointed.
Tom gözle görülebilir bir şekilde hayal kırıklığına uğramış.Tom was visibly disappointed.
Tom çok hayal kırıklığına uğramış görünüyor.Tom looks very disappointed.
Tom belli ki hayal kırıklığına uğramış.Tom is obviously frustrated.
Tom çok hayal kırıklığına uğramıştı.Tom was very disappointed.
Hayal kırıklığına uğramış olmalısın.You must be disappointed.
Tom hâlâ hayal kırıklığına uğramış.Tom is still frustrated.
Kırık cam parçaları güneşte parlıyordu.The pieces of broken glass glittered in the sun.
Kırık bacak Tom'un en büyük sorunu değil.The broken leg isn't Tom's biggest problem.
Ebeveynlerimi hayal kırıklığına uğratmak istemiyorum.I don't want to disappoint my parents.
Onlar oğullarında hayal kırıklığına uğradı.They're disappointed in their son.
Ben gerçekten sende hayal kırıklığına uğradım.I'm really disappointed in you.
Haber tarafından hayal kırıklığına uğradım.I was disappointed by the news.
O, cinsel olarak hayal kırıklığına uğramış.She's sexually frustrated.
Kırık bir burunla eve gideceksin!You'll go home with a broken nose!
Hırsız kırık bir pencereden içeriye girdi.The burglar got in through a broken window.
Tom biraz hayal kırıklığına uğramış gibi görünüyordu.Tom seemed to be a bit disappointed.
Büsbütün hayal kırıklığı, biz hayallerimizin yok olduğunu gördük.Quite frustrated, we saw our dreams disappear.
Deneyin sonuçları bizi çok büyük hayal kırıklığına uğrattı.The results of the experiment have disappointed us very much.
Kırık vitray parçaları, suç delillerinden biriydi.Pieces of broken stained glass were one of the evidences for the crime.