Bende hayal kırıklığına uğramanı istemiyorum.I don't want you to be disappointed in me.
Ebeveynlerim için bir hayal kırıklığı olmak istemiyorum.I don't want to be a disappointment to my parents.
Kırık küreğini onarmamı istiyor musun yoksa istemiyor musun?Do you want me to fix your broken shovel or don't you?
Tom hayal kırıklığına uğramış.Tom's disappointed.
O hayal kırıklığına uğratıcı.That's disappointing.
Hiçbir şey kırık değil.Nothing's broken.
Çok yüksek beklentiler genellikle hayal kırıklığı için bir nedendir.Too high expectations are often a cause for disappointment.
Onlar kırık.They're broken.
Tom hayal kırıklığına uğratılacak.Tom will be disappointed.
Hayal kırıklığına uğramayacağını umuyorum.I hope you won't be disappointed.
Umarım hayal kırıklığına uğramaz.I hope he won't be disappointed.
Onun hayal kırıklığına uğramayacağını umuyorum.I hope she won't be disappointed.
Bu hayal kırıklığına uğratıcı.This is disappointing.
Tom'un kalbi kırık.Tom is heartbroken.
Tom hayal kırıklığına uğramadı.Tom isn't disappointed.
Tom hayal kırıklığına uğramış görünüyor.Tom looks disappointed.
Tom'un boynu kırık.Tom's neck's broken.
Hayal kırıklığına uğradın mı?Are you disappointed?
Hayal kırıklığına uğramış değilim.I'm not discouraged.
Çok hayal kırıklığına uğradım.I'm very disappointed.
Kırık mı?Is it broken?
Kırık değil.It's not broken.
Bu kırık.This one's broken.
Ne hayal kırıklığı!What a disappointment!
Kolun kırık.Your arm's broken.
Dingil kırık.The axle is broken.
Bizi hayal kırıklığına uğratma.Don't let us down.
Çok hayal kırıklığına uğramış görünme.Don't look so disappointed.
Bu kadar hayal kırıklığına uğramış görünme.Don't sound so disappointed.
Tom açıkça hayal kırıklığına uğradı.Tom is clearly disappointed.
Tom çok hayal kırıklığına uğramış.Tom is very disappointed.
Sen hayal kırıklığına uğramayacaksın.You won't be disappointed.
Tom'u şimdi hayal kırıklığına uğratma.Don't let Tom down now.
Mandibula kondil kırıklarının tedavisinde birçok yöntem önerilmiştir.Many methods have been proposed for treating fractures of the atrophic mandible.
İşlerin bizi hayal kırıklığına uğratmasına izin vermeyelim.Let's not let things get us down.
Onların seni hayal kırıklığına uğratmalarına izin verme.Don't let them get you down.
Ben bir kırık ekleme sahibim.I have a broken ankle.
Herkesi hayal kırıklığına uğrattım.I've let everybody down.
Hayal kırıklığına uğramadığını umuyorum.I hope you're not disappointed.
Umarım beni hayal kırıklığına uğratmazsın.I hope you're not going to disappoint me.
Benim kırık bir kolum yok.I don't have a broken arm.
Kimseyi hayal kırıklığına uğratmaktan hoşlanmam.I don't like to disappoint anyone.
Hayal kırıklığına uğrayacağını sanmıyorum.I don't think you'll be disappointed.
Beni hayal kırıklığına uğratmayacağını biliyorum.I know you won't disappoint me.
Seni hayal kırıklığına uğratmadığıma sevindim.I'm glad I didn't disappoint you.
Beni hayal kırıklığına uğratmayacağını biliyordum.I knew you wouldn't disappoint me.
Seni bazen hayal kırıklığına uğrattığımı biliyorum.I know I disappoint you sometimes.
Seni hayal kırıklığına uğrattığımı biliyorum.I know I've let you down.
Tom'un hayal kırıklığına uğradığını biliyorum.I know Tom was disappointed.
Kalbi kırık olmanın ne demek olduğunu biliyorum.I know what it's like to be heartbroken.
Takımı hayal kırıklığına uğrattım.I let the team down.
Tom'u hayal kırıklığına uğrattım.I let Tom down.
Biraz hayal kırıklığına uğradığımı söylemeliyim.I must say I'm a bit disappointed.
Ayağının kırık olmadığından emin olmam gerekiyor.I need to make sure your leg isn't broken.
Kalplerimiz kırık ama ruhumuz değil.Our hearts are broken, our spirit is not.
O film biraz hayal kırıklığına uğratıcı.That movie was a bit disappointing.
Hayal kırıklığına uğradın, değil mi?You're disappointed, aren't you?
Sanırım bacağım kırık.I think my leg is broken.
Sanırım Tom'un bacağı kırık.I think Tom's leg is broken.
Makaleniz tarafından hayal kırıklığına uğradım.I was disappointed by your article.