Ana içeriğe geç
Sözlük

kırık ile cümle

kırık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
O eve aceleyle gitti ama boş bulduğunda hayal kırıklığına uğradı.He hurried to the house, but was disappointed to find it empty.
Hayal kırıklığına uğramış olarak eve geldi.She came home disappointed.
Haberi duyduğumda hayal kırıklığına uğramaktan kendimi alamadım.I couldn't help but feel disappointed when I heard the news.
Bu kırık vazo onarılamaz.This broken vase cannot be repaired.
Linda o kadar hayal kırıklığına uğradı ki gözyaşlarına boğuldu.Linda was so disappointed that she burst into tears.
Haberi duyduğumda çok hayal kırıklığına uğradım.I was very disappointed when I heard the news.
Yeni bir masa alacaktım ama kocam kırık bacağı onardı.I was going to buy a new table, but my husband fixed the broken leg.
Hayal kırıklığına uğrama.Don't be disillusioned.
Tüm sahte, angarya ve kırık düşlerle; hala güzel bir dünya.With all its sham, drudgery and broken dreams; it is still a beautiful world.
O kırık vazo onarılamaz.That broken vase is irreparable.
Kapı kolu kırık.The doorknob broke.
Beni hayal kırıklığına uğratmadı.He did not disappoint me.
O onu hayal kırıklığına uğratmadı.She did not disappoint him.
Sen kırık bir kalbi onaramazsın.You cannot heal a broken heart.
Senden yana çok hayal kırıklığına uğradım.I'm very disappointed in you.
Ben sana kızgın değilim, sadece çok hayal kırıklığına uğradım.I'm not angry at you, just very disappointed.
Karşılaşmayı penaltılarda kaybetmen daima hayal kırıklığına uğratıyor.It's always disappointing when you lose a match on penalties.
Ekip olarak, biz hayal kırıklığına uğradık. Bizim oyunu kazanmış olmamız gerekirdi.As a team, we are disappointed. We should have won the game.
Arkadaşlarımın burada olmamaları beni hayal kırıklığına uğrattı.I am disappointed that my friends are not here.
Ben ata binemem. Bacağım kırık.I cannot ride a horse. My leg is broken.
Ben silahla ateş edemem. Parmaklarım kırık.I cannot shoot with a gun. My fingers are broken.
Birçok kişi sana tapar. Onları hayal kırıklığına uğratma.Many people worship you. Do not disappoint them.
Sonuç hayal kırıklığı oldu.The result was disappointing.
Yüzemem. Benim bacağım kırık.I cannot swim. My leg is broken.
O hayal kırıklığına uğramış görünüyor.He sounds disappointed.
Onlar hayal kırıklığına uğramış görünüyordu.They sound disappointed.
Hayal kırıklığına uğramış görünüyorsun.You sound disappointed.
Hayal kırıklığına uğramış görünüyordu.She sounded disappointed.
O hayal kırıklığına uğramış görünüyordu.He sounded disappointed.
Senin hayal kırıklığını anlıyorum.I understand your frustration.
Hayal kırıklığına uğramadım.I was not disappointed.
O hayal kırıklığına uğramış değildi.He was not disappointed.
O hayal kırıklığına uğramamıştı.She was not disappointed.
Tom son derece hayal kırıklığına uğradı.Tom was utterly disappointed.
Tom cam kırıklarının üzerine bastı.Tom stepped on some broken glass.
Tom, eğer gelemezsek hayal kırıklığına uğrayacağını söyledi.Tom said he'd be disappointed if we couldn't come.
Tom hayal kırıklığına uğramadığını söyledi.Tom said he wasn't disappointed.
Tom hayal kırıklığına uğramış görünmüyordu.Tom didn't seem to be disappointed.
Yeni iOS 6 haritaları tarafından hayal kırıklığına uğratıldım.I was disappointed by the new iOS 6 maps.
Tom kırık bir ayna parçası aldı.Tom picked up a piece of the broken mirror.
Tom kırık bardağı yerden aldı.Tom picked the broken glass off the floor.
Tom'un seni hayal kırıklığına uğrattığını biliyorum.I know Tom let you down.
Tom'u hiç böyle hayal kırıklığına uğramış görmedim.I've never seen Tom so disappointed.
O annesini hayal kırıklığına uğratmak istemedi.He didn't want to disappoint his mother.
O, babasını hayal kırıklığına uğratmak istemedi.He didn't want to disappoint his father.
Tom'un benim tarafımdan hayal kırıklığına uğratılacağını düşündüm.I thought Tom would be disappointed in me.
Tom'u hayal kırıklığına uğratmak istemiyorum.I don't want to let Tom down.
Tom'u hayal kırıklığına uğratmak istemem.I don't want to disappoint Tom.
Sadece Tom'u hayal kırıklığına uğratmak istemiyorum.I just don't want to let Tom down.
Sadece seni hayal kırıklığına uğratmak istemiyorum.I just don't want to let you down.
Tom'u hayal kırıklığına uğratmak istemiyoruz.We wouldn't want to disappoint Tom.
Tom'un hayal kırıklığına uğramasını istemiyorum.I don't want Tom to be disappointed.
Ben hayal kırıklığına uğradığını görmek istemiyorum.I don't want to see you disappointed.
Hiçbir şeyin kırık olmadığından emin olmak istiyorum.I want to make sure nothing's broken.
Gerçekten Tom'u hayal kırıklığına uğratmak istemiyorum.I really don't want to disappoint Tom.
Tom'u hayal kırıklığına uğratmak istemediğini biliyorum.I know you don't want to disappoint Tom.
Sadece tekrar hayal kırıklığına uğratılmak istemiyorum.I just don't want to be disappointed again.
Sadece hayal kırıklığına uğradığını görmek istemiyorum.I just don't want to see you get disappointed.
Seni hayal kırıklığına uğratmak istemiyorum.I don't want to let you down.
Hayal kırıklığına uğramanı istemiyorum.I don't want you to be disappointed.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod