Boğuk bir sessizlik, hüküm sadece kırık fırtınanın çığlıkları kez.와 미망인. 숨막히는 침묵은 부러져 군림 태풍의 울음소리에 의해 시간.
Boğuk bir sessizlik, hüküm sadece kırık fırtınanın çığlıkları kez.Một sự im lặng nghẹt trị vì, chỉ bị phá vỡ tại lần bởi những tiếng la hét của cơn bão.
Boğuk bir sessizlik, hüküm sadece kırık fırtınanın çığlıkları kez.O tăcere înăbuşit a domnit, doar defalcate la ori de ţipetele de furtuna.
Boğuk bir sessizlik, hüküm sadece kırık fırtınanın çığlıkları kez.Regnava un silenzio ovattato, rotto solo a volte dalle grida della tempesta.
Boğuk bir sessizlik, hüküm sadece kırık fırtınanın çığlıkları kez.Stłumiony panowała cisza, przerywana tylko w razy przez krzyki burzy.
Boğuk bir sessizlik, hüküm sadece kırık fırtınanın çığlıkları kez.Tlmené ticho, len na rozbité časoch výkriky v búrke.
Boğuk bir sessizlik, hüküm sadece kırık fırtınanın çığlıkları kez.Tlumené ticho, jen na rozbité časech výkřiky v bouři.
Boğuk bir sessizlik, hüküm sadece kırık fırtınanın çığlıkları kez.Um silêncio abafado reinou, apenas interrompida em vezes pelos gritos da tempestade.
Boğuk bir sessizlik, hüküm sadece kırık fırtınanın çığlıkları kez.Un silence feutré régnait, interrompu seulement au fois par les hurlements de la tempête.
Boğuk bir sessizlik, hüküm sadece kırık fırtınanın çığlıkları kez.Un silencio reinó apagada, sólo roto en veces por los gritos de la tormenta.
Boğuk bir sessizlik, hüküm sadece kırık fırtınanın çığlıkları kez.Vaimealta hiljaisuus vallitsi, vain rikkoutuvat kertaan shrieks myrskynsilmässä.
Boğuk bir sessizlik, hüküm sadece kırık fırtınanın çığlıkları kez.Zamolklo vladal molk, samo razdeljene na krat s kriki v nevihto.
Boğuk bir sessizlik, hüküm sadece kırık fırtınanın çığlıkları kez.Приглушений тиша, тільки ламається при раз крики шторму.
Boğuk bir sessizlik, hüküm sadece kırık fırtınanın çığlıkları kez.Приглушенный тишина, только ломается при раз крики шторма.
Boğuk bir sessizlik, hüküm sadece kırık fırtınanın çığlıkları kez.Приглушено мълчание се възцари, нарушавана само в пъти от виковете на бурята.
Boğuk bir sessizlik, hüküm sadece kırık fırtınanın çığlıkları kez.ואלמנות. דממה שררה עמום, שהופרה רק על פעמים על ידי צווחות של הסערה.
Boğuk bir sessizlik, hüküm sadece kırık fırtınanın çığlıkları kez.والأرامل. ساد صمت مكتوما ، يقطعه سوى في مرات من قبل الصرخات من العاصفة.
Boğuk bir sessizlik, hüküm sadece kırık fırtınanın çığlıkları kez.嵐の金切り声によって倍。 各サイレント崇拝者は、意図的にそれぞれかのように、離れて、他の座っているようだ
Böylece Stirling hassas kablolar, kırık camlar ve pek çok değişik tipte malzemelerle termal süngeri yaptı.Also machte er aus dünnen Drähten und Glassplittern, und vielen anderen Materialien einen Thermoschwamm.
Böylece Stirling hassas kablolar, kırık camlar ve pek çok değişik tipte malzemelerle termal süngeri yaptı.Aşa că a făcut fire subţiri şi cioburi de sticlă, şi alte materiale pentru a face un burete de căldură.
Böylece Stirling hassas kablolar, kırık camlar ve pek çok değişik tipte malzemelerle termal süngeri yaptı.Ehhez vékony drótot, törött üveget és még sok mást kipróbált ami alkalmas lehet a célra.
Böylece Stirling hassas kablolar, kırık camlar ve pek çok değişik tipte malzemelerle termal süngeri yaptı.Então construiu fios finos, e vidro partido, e todos os materiais para fazer uma esponja térmica.
Böylece Stirling hassas kablolar, kırık camlar ve pek çok değişik tipte malzemelerle termal süngeri yaptı.그는 가는 줄과 부서진 유리를 포함해, 모든 종류의 가능한 열스폰지를 제작했습니다.
Böylece Stirling hassas kablolar, kırık camlar ve pek çok değişik tipte malzemelerle termal süngeri yaptı.Ông dùng dây, thủy tinh vỡ và tất cả các loại vật liệu để làm chất xốp nhiệt
Böylece Stirling hassas kablolar, kırık camlar ve pek çok değişik tipte malzemelerle termal süngeri yaptı.Uit dunne draden en versplinterd glas en allerlei andere materialen maakte hij zo'n warmtespons.
Böylece Stirling hassas kablolar, kırık camlar ve pek çok değişik tipte malzemelerle termal süngeri yaptı.Więc robił drobne druciki, tłuczone szkło, i różne inne materiały na swoją gąbkę cieplną.
Böylece Stirling hassas kablolar, kırık camlar ve pek çok değişik tipte malzemelerle termal süngeri yaptı.Той поставил фини жици, напукано стъкло и най-различни материали за термалната гъба.
Böylece Stirling hassas kablolar, kırık camlar ve pek çok değişik tipte malzemelerle termal süngeri yaptı.אז הכנו תיילים דקיקים, שברי זכוכית וכל יתר החומרים שיוצרים ספוג-חום.
Böylece Stirling hassas kablolar, kırık camlar ve pek çok değişik tipte malzemelerle termal süngeri yaptı.فصنع أسلاك دقيقة، وزجاج متكسر والعديد من المواد المختلقة لتكون الإسفنجه الحرارية
Böylece Stirling hassas kablolar, kırık camlar ve pek çok değişik tipte malzemelerle termal süngeri yaptı.色々な素材で保温スポンジを作りました 空気が熱極から冷極に押し上げられる時
Böyle yapmış olsaydım, onları hayal kırıklığına uğratırdım.A gdybym spróbował, to bym ich zawiódł.
Böyle yapmış olsaydım, onları hayal kırıklığına uğratırdım.Als ik het probeerde, zou ik hen teleurstellen.
Böyle yapmış olsaydım, onları hayal kırıklığına uğratırdım.Dan jika saya mencoba, saya akan mengecewakan mereka.
Böyle yapmış olsaydım, onları hayal kırıklığına uğratırdım.De intentarlo, los hubiera decepcionado.
Böyle yapmış olsaydım, onları hayal kırıklığına uğratırdım.Der Versuch würde sie nur enttäuschen.
Böyle yapmış olsaydım, onları hayal kırıklığına uğratırdım.Et si j'essayais, je le décevrais.
Böyle yapmış olsaydım, onları hayal kırıklığına uğratırdım.Ha neki is rugaszkodnék, csak csalódást okozok.
Böyle yapmış olsaydım, onları hayal kırıklığına uğratırdım.Hvis jeg forsøgte, ville jeg skuffe dem.
Böyle yapmış olsaydım, onları hayal kırıklığına uğratırdım.Kdybych se o to pokusil, zklamal bych je.
Böyle yapmış olsaydım, onları hayal kırıklığına uğratırdım.만약에 제가 시도를 한다고 해도, 그들을 실망시킬게 뻔했죠
Böyle yapmış olsaydım, onları hayal kırıklığına uğratırdım.Och om jag försökte, blev de besvikna.
Böyle yapmış olsaydım, onları hayal kırıklığına uğratırdım.Se ci provavo, lo deludevo.
Böyle yapmış olsaydım, onları hayal kırıklığına uğratırdım.Şi dacă am încercat, i-am dezamăgit.
Böyle yapmış olsaydım, onları hayal kırıklığına uğratırdım.Simplesmente não era possível. Se eu tentasse, só ia desapontá-los.
Böyle yapmış olsaydım, onları hayal kırıklığına uğratırdım.Và nếu tôi có cố thì cũng chỉ làm họ thất vọng mà thôi.
Böyle yapmış olsaydım, onları hayal kırıklığına uğratırdım.Και αν προσπαθούσα, θα τους απογοήτευα.
Böyle yapmış olsaydım, onları hayal kırıklığına uğratırdım.И дори ако опитах да го сторя, щях да ги разочаровам.
Böyle yapmış olsaydım, onları hayal kırıklığına uğratırdım.И если я попробую это сделать, то разочарую их.
Böyle yapmış olsaydım, onları hayal kırıklığına uğratırdım.ואם אנסה, בסוך הוא יתאכזב.
Böyle yapmış olsaydım, onları hayal kırıklığına uğratırdım.وحتى لو حاولت كنت سأخيب آمالهم.
Böyle yapmış olsaydım, onları hayal kırıklığına uğratırdım.そこで ある方法を思いつきました
Bozuk, yırtık, kırık olmayan ürünler atık değildirler.Ehjät tavarat eivät ole jätettä.
Bozuk, yırtık, kırık olmayan ürünler atık değildirler.Hela saker är inte avfall.
Bozuk, yırtık, kırık olmayan ürünler atık değildirler.Les objets non abîmés ne sont pas des déchets.
Bozuk, yırtık, kırık olmayan ürünler atık değildirler.Los objetos no dañados no son residuos.
Bozuk, yırtık, kırık olmayan ürünler atık değildirler.Исправные товары мусором не являются.
Bozuk, yırtık, kırık olmayan ürünler atık değildirler.الحوائج السليمة ليست نفاية.
"Bu bir kırık mı?-att de inte vet. Är det ett område med förkastningar?
"Bu bir kırık mı? Bu sıcak bir bölge mi?""Esetleg egy óceáni törésöv van ott vagy hot spot?"
"Bu bir kırık mı? Bu sıcak bir bölge mi?""Είναι μία ζώνη απόκλισης; Ένα θερμό σημείο;"