Ana içeriğe geç
Sözlük

kırık ile cümle

kırık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
"Ben onları hayal kırıklığına korkuyorum.""내가 그들을 실망해야 공포."
"Ben onları hayal kırıklığına korkuyorum.""Mă tem Trebuie să-i dezamăgească."
"Ben onları hayal kırıklığına korkuyorum.""Obávam sa, musím ich sklamať."
"Ben onları hayal kırıklığına korkuyorum.""Obávám se, musím je zklamat."
"Ben onları hayal kırıklığına korkuyorum.""Obawiam się, muszę ich rozczarować."
"Ben onları hayal kırıklığına korkuyorum.""Pelkään Minun täytyy pettää heitä."
"Ben onları hayal kırıklığına korkuyorum.""Temo dobbiamo deluderli".
"Ben onları hayal kırıklığına korkuyorum.""Tôi sợ tôi phải làm họ thất vọng."
"Ben onları hayal kırıklığına korkuyorum.""Φοβάμαι ότι πρέπει να τους απογοητεύσουμε".
"Ben onları hayal kırıklığına korkuyorum.""Страхувам се, че трябва да ги разочароваме."
"Ben onları hayal kırıklığına korkuyorum.""Я боюсь, я должен разочаровать их."
"Ben onları hayal kırıklığına korkuyorum.""Я боюся, я мушу розчарувати їх."
"Ben onları hayal kırıklığına korkuyorum.""أخشى أنني يجب أن نخيب آمالهم".
"Ben onları hayal kırıklığına korkuyorum.""しかし、その場合の契約はオフでなければならないであろう。"
Ben sabit bir miktar almak gerekir. Ve oldukça yakınında benim ayak parmağı kırık.나는 안정 조금을해야합니다. 그리고 당신은 아주 가까이 내 발가락을 부러했습니다.
Ben sabit bir miktar almak gerekir. Ve oldukça yakınında benim ayak parmağı kırık.ولا بد لي من الحصول على ثابت قليلا. وكنت قد جميلة بالقرب من كسر إصبع قدمي.
Ben sabit bir miktar almak gerekir. Ve oldukça yakınında benim ayak parmağı kırık.それがすべてのように無理です。
Beyin hasarı, kırık kemik ya da derin kesik gibi değildirEen hersenletsel is niet als een gebroken been of een scheur.
Beyin hasarı, kırık kemik ya da derin kesik gibi değildirPoranění mozku není jako zlomená kost nebo tržná rána.
Beyin hasarı, kırık kemik ya da derin kesik gibi değildirTổn thương não bộ không phải như gãy xương hay bị thương thông thường.
Beyin hasarı, kırık kemik ya da derin kesik gibi değildirUma lesão cerebral não é como um osso partido ou uma dilaceração.
- Biliyorum, Harry. Seni hayal kırıklığına uğratmamaya çalışacağım.Biết rồi, Harry, tôi...sẽ không làm ông thất vọng
- Biliyorum, Harry. Seni hayal kırıklığına uğratmamaya çalışacağım.Cercherō di non deluderti.
- Biliyorum, Harry. Seni hayal kırıklığına uğratmamaya çalışacağım.Harry, jag ska försöka att inte göra dig besviken.
- Biliyorum, Harry. Seni hayal kırıklığına uğratmamaya çalışacağım.Harry, jeg skal forsøge ikke at skuffe dig.
- Biliyorum, Harry. Seni hayal kırıklığına uğratmamaya çalışacağım.Harry, yritän olla tuottamatta sinulle pettymystä.
- Biliyorum, Harry. Seni hayal kırıklığına uğratmamaya çalışacağım.Ich weiß, Harry, ich... werde dich nicht blamieren.
- Biliyorum, Harry. Seni hayal kırıklığına uğratmamaya çalışacağım.Igyekszem helytállni.
- Biliyorum, Harry. Seni hayal kırıklığına uğratmamaya çalışacağım.O să încerc să nu te dezamăgesc.
- Biliyorum, Harry. Seni hayal kırıklığına uğratmamaya çalışacağım.Postaram się ciebie nie zawieść.
- Biliyorum, Harry. Seni hayal kırıklığına uğratmamaya çalışacağım.Tentarei não te desiludir.
- Biliyorum, Harry. Seni hayal kırıklığına uğratmamaya çalışacağım.Trataré de no decepcionarte.
- Biliyorum, Harry. Seni hayal kırıklığına uğratmamaya çalışacağım.Ще се постарая да не те разочаровам.
- Biliyorum, Harry. Seni hayal kırıklığına uğratmamaya çalışacağım.Ще се постарая да не те разочаровам.
Biraz hayal kırıklığına uğradım.-aquí verán seis de ellas- quedé un poco decepcionado.
Biraz hayal kırıklığına uğradım.전 약간 실망했었습니다.
Biraz hayal kırıklığına uğradım.War ich etwas enttäuscht.
Biraz hayal kırıklığına uğradım.זה היה קצת מאכזב.
Biraz hayal kırıklığına uğradım.شعرت ببعض من خيبة الأمل.
Biraz hayal kırıklığına uğradım.これらの要約が全て TEDの側面なのは分かるでしょう
Biraz hayal kırıklığına uğradım.令我有啲失望。
Biraz tahta kıymığı buldum. Ufak kıymık parçalarını bir kırık cam parçasıyla doğradım.Presi delle schegge di legno, e le tagliai a pezzetti con un frammento di vetro rotto.
Bir bilgisayar casusu, kırık bir kablo, kıvılcım çıkartan bir dönüştürücü vardı.Apareció un fantasma en el computador, un cable roto, un convertidor que hacía chispas.
Bir bilgisayar casusu, kırık bir kablo, kıvılcım çıkartan bir dönüştürücü vardı.Er was een computerspook, een gebroken kabel, kortsluiting in een omvormer.
Bir bilgisayar casusu, kırık bir kablo, kıvılcım çıkartan bir dönüştürücü vardı.Es gab einen Computerfehler, ein gebrochenes Kabel, ein Wandler der funkte.
Bir bilgisayar casusu, kırık bir kablo, kıvılcım çıkartan bir dönüştürücü vardı.Il y a un bug dans l'ordinateur, un câble est cassé, un convertisseur qui fait des étincelles.
Bir bilgisayar casusu, kırık bir kablo, kıvılcım çıkartan bir dönüştürücü vardı.아마 컴퓨터 귀신이 나타났거나, 전선이 끊어졌거나, 변환기가 타버렸다고 생각했죠.
Bir bilgisayar casusu, kırık bir kablo, kıvılcım çıkartan bir dönüştürücü vardı.Komputer zaczął dziwnie działać, zepsuł się przewód, spalił się transformator.
Bir bilgisayar casusu, kırık bir kablo, kıvılcım çıkartan bir dönüştürücü vardı.Problemi di computer, un filo rotto, un convertitore fuori uso.
Bir bilgisayar casusu, kırık bir kablo, kıvılcım çıkartan bir dönüştürücü vardı.Un computer a mers aiurea, un fir s-a rupt, un convertor a făcut scântei.
Bir bilgisayar casusu, kırık bir kablo, kıvılcım çıkartan bir dönüştürücü vardı.Ο υπολογιστής είχε πρόβλημα, είχαμε ένα σπασμένο καλώδιο, έναν μετατροπέα που έβγαζε φλόγες.
Bir bilgisayar casusu, kırık bir kablo, kıvılcım çıkartan bir dönüştürücü vardı.Имахме проблем с компютъра, скъсана жица, окъсил трансформатор.
Bir bilgisayar casusu, kırık bir kablo, kıvılcım çıkartan bir dönüştürücü vardı.Сбой компьютера, испорченный провод, искрящий конвертор.
Bir bilgisayar casusu, kırık bir kablo, kıvılcım çıkartan bir dönüştürücü vardı.הייתה בעיה במחשב, כבל קרוע, שנאי שנדלק.
Bir bilgisayar casusu, kırık bir kablo, kıvılcım çıkartan bir dönüştürücü vardı.كانت هناك مشاكل في الكمبيوتر ، سلكٌ مفصولٌ هنا ، ومحوَلٌ لا يعمل هناك.
Bir bilgisayar casusu, kırık bir kablo, kıvılcım çıkartan bir dönüştürücü vardı.ワイヤーが切れ 電圧変換機がスパークし ホテルの電気回路を全て使って
Bir dile sonradan vardığınızda, orada daimi bir hayal kırıklığı yaşarsınız.Als je pas laat bij een taal aankomt leef je er mee met een continue en eeuwige frustratie.
Bir dile sonradan vardığınızda, orada daimi bir hayal kırıklığı yaşarsınız.Amikor későn csöppensz egy nyelvbe, folyamatos és érzékelhető frusztrációt élsz meg.
Bir dile sonradan vardığınızda, orada daimi bir hayal kırıklığı yaşarsınız.Când înveţi târziu o limbă, trăieşti cu o continuă şi perpetuă frustrare.
Bir dile sonradan vardığınızda, orada daimi bir hayal kırıklığı yaşarsınız.Cuando llegas rezagado a un idioma, lo que pasa es que te quedas allí con una continua y perpetua frustración.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod