Ana içeriğe geç
Sözlük

kırık ile cümle

kırık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Ancak, Beşiktaş sezonu 11. bitirerek hayal kırıklığı yarattı.Zklamání ze sezóny po 11. příčce však bylo veliké.
Michael Ağabeyinin bu davranışından dolayı hayal kırıklığına uğrar.Kirra je zklamaná tím, jak se její dědeček zachoval.
Ancak, Son yıllarda Fransa'nın sonuçları biraz hayal kırıklığına yol açmıştır.Rok 2000 byl pro některé možná zklamáním.
Bu da birçoğunu umutsuzluğa ve hayal kırıklığına sevk ediyordu.Nikdy nezapomenu na její zoufalství a zklamání.
Öte yandan sütunların kırık olması "ölümün" klasik bir tasviridir.Avšak tyto pilíře jsou zlomeny: klasický symbol smrti.
1999'da MKE Kırıkkalespor'a geçti.1999), společně žili v Bechlíně.
Dan uyandığında hayal kırıklığına uğradı.Jan se probouzí.
Şrek de çıkarır ve prenses hayal kırıklığına uğrar.Drak vyleze a princezna z něj má strach.
Büyük bir hayal kırıklığına uğramıştır fakat Bella'dan vazgeçememektedir.Je to iluze, proto by na Bellu vliv neměla.
De Rossi büyük bir hayal kırıklığı yaşıyordu.De Sanctis měl nemalé potíže.
Bizi düş kırıklığını uğratan bu anlatım biçimi ürkütücüdür de.Horror — příběh vyvolávající pocity strachu.
Hastalığın bir diğer adı olan “kırık kemik ateşi” ağrının ne denli şiddetli olabileceğini ifade eder.Lidový název nemoci − „horečka lámající kosti“ − vystihuje, jak prudká bolest může být.
Yazıtların birçoğu kırık, eksik ya da zedelenmiş olarak ele geçer.Části některých textů obsahují slova jako nevím, zničeno či setřeno.
Sebastian hayal kırıklığına uğrar ve Veronica ile evlenmekten vazgeçer.Michal ho donutí, aby se s Veronikou oženil.
Yoksa takımınızın performansından dolayı hayal kırıklığına uğrayabilirler.Fanoušci byli s výkony týmu značně rozčarováni.
Ancak dört sene önceki gibi hayal kırıklığıyla sonuçlandı.Její vystoupení na hrách však dopadlo podobně jako před čtyřmi roky.
Birçok Savatage hayranı bu albümde hayal kırıklığına uğradı.Na tomto album se vytrácí melodičnost.
Kirikou ve CadıMatrace a Čarodějky.
1926, Kırıkkale; ö.Svoboda, 1926. Živí a mrtví.
Hayal kırıklığına uğramış olarak, Arabistan'a gittiler.Rozpustil tedy vládu a prchl do Saudské Arábie.
Alman avcılarını tespit etmek için kullanılan bu sistem tam bir hayal kırıklığıydı.Jejich výkonnost proti moderním německým stíhačkám však byla předvídatelná.
Fransız başbakan Georges Clemenceau büyük hayal kırıklığı yaşamıştı.Josef Franta Šumavský zažil množství zklamání.
Albüm kritiklerde olumlu not almış olsa da satışı beklenenin altında kalarak hayal kırıklığı yarattı.Album sklízelo vynikající kritiky, prodej opět předčil očekávání.
1905 devriminin başarısızlığa düşmesi hayal kırıklığına uğramasına yol açar.În 1905 este decepționat de eșecul revoluției.
Örneğin dang hummasına "kırık kalp humması" ve "la dengue" dendiği de oldu.De exemplu, denga a fost numită și "febra oaselor rupte" și "la denga."
Millercilerin Büyük Hayal Kırıklığının ardından kısa bir süre sonra bir görüm gördü.Ea afirmă că a avut viziuni la scurt timp după Marea Dezamăgire a milleriților.
Amerika Birleşik Devletleri hakkında hayal kırıklığına uğradığını söylemiştir.A revenit în Statele Unite profund dezamagit.
Hastalığın bir diğer adı olan “kırık kemik ateşi” ağrının ne denli şiddetli olabileceğini ifade eder.Denumirea colocvială a bolii, „febra oaselor rupte” indică intensitatea durerilor osoase.
Ancak sonuçlar tamamiyle hayal kırıklığı olmuştur.Rezultatele vor fi dezamăgitoare.
Özlenen bir evliliğin gerçekleşmemesi, büyük bir düş kırıklığına yol açar.Căsătoria lor iminentă nu pare să fi cauzat un scandal mare.
Metni kullanmak için izin istediğimde reddedilmiştim, bir hayal kırıklığıydı.Când cei de la MUFON au cerut permisiunea de a-l dezgropa, au fost refuzați.
Şu an Kırıkkale Üniversitesi Hukuk Fakültesi dekanıdır.Acum este în străinătate la facultatea de drept.
Bu yüzden Planck, hayal kırıklığına uğradı.Finkelstein este teribil de dezamăgit.
Ve bu hâyâl kırıklığıdır.Dar a fost frustrant.
Hayal kırıklığına uğrayarak eve döndü.El pleacă lăsând-o dezamăgită.
Herzeleid, (eski Almancada "Kalp kırıklığı") Alman NDH-metal grubu Rammstein'ın ilk müzik albümüdür.Herzeleid este primul album muzical al trupei germane Rammstein.
Kırık, kemik bütünlüğünün bozulmasıdır.Fractură înseamnă întreruperea continuității unui os.
O aşkta hayal kırıklığına uğradı.Ea a fost dezamăgită în dragoste.
O aşkta hayal kırıklığına uğradı.Ea a suferit o dezamăgire în dragoste.
Piknik bir hayal kırıklığıydı.Picnicul a fost o dezamăgitor.
Piknik bir hayal kırıklığıydı.Picnicul a fost o dezamăgire.
Yokluğun beni hayal kırıklığına uğrattı.Absența ta m-a dezamăgit.
Hafifçe bir hayal kırıklığına uğradım.Am fost un ușor dezamăgit.
Başarısızlığım annemi hayal kırıklığına uğrattı.Mama mea a fost dezamăgită de eșecul meu.
Başarısızlığım annemi hayal kırıklığına uğrattı.Mama mea a fost dezamăgită de nereușita mea.
Yeni ürün beni hayal kırıklığına uğrattı.Am fost dezamăgit de noul produs.
Yeni ürün beni hayal kırıklığına uğrattı.Noul produs m-a dezamăgit.
Dün geceki konser hayal kırıklığına uğratıcıydı.Concertul de aseară a fost dezamăgitor.
Davet edilmediği için hayal kırıklığına uğradı.El a fost dezamăgit fiindcă nu a fost invitat.
Biraz hayal kırıklığına uğramıştım.Am fost puţin dezamăgită.
Biraz hayal kırıklığına uğramıştım.Am fost un pic dezamăgit.
Tom şiddetli hayal kırıklığına uğradı.Tom a suferit o dezamăgire puternică.
Sonuç hayal kırıklığı oldu.Rezultatul a fost dezamăgitor.
Ne bir hayal kırıklığı!Ce dezamăgire!
O bir hayal kırıklığıydı.A fost o dezamăgire.
Onları hayal kırıklığına uğrattın.I-ai dezamăgit.
Onları hayal kırıklığına uğratmayacağım.Nu îi voi dezamăgi.
Senin hayal kırıklığını anlıyorum.Îți înțeleg frustrarea.
Film biraz hayal kırıklığına uğratıcıydı.Filmul a fost un pic dezamăgitor.
Asla seni hayal kırıklığına uğratmayacağım.Nu te voi dezamăgi niciodată.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod