Örneğin dang hummasına "kırık kalp humması" ve "la dengue" dendiği de oldu.Hívták például „szívszaggató láznak” és „la dengue”-nek is.
Hastalığın bir diğer adı olan “kırık kemik ateşi” ağrının ne denli şiddetli olabileceğini ifade eder.A betegség egy másik elnevezése, a „csonttörő láz” arra utal, hogy mennyire súlyos is lehet ez a fájdalom.
Peyton bir hayal kırıklığı daha yaşar.Péter éppen túl van egy szerelmi csalódáson.
Hayal kırıklığına uğrayarak eve döndü.Jelentősen lefogyva érkezett haza.
Bizi düş kırıklığını uğratan bu anlatım biçimi ürkütücüdür de.A félelem egy lehangoló érzés, amit egy általunk észlelt fenyegetés kelt bennünk.
Bunu kullanmak için izin istediğimde geri çevrildim ve bu benim için bir hayal kırıklığıydı.Ekkor még módomban volt visszavonulni, s nagy okom lett volna hozzá.
Amerika Birleşik Devletleri hakkında hayal kırıklığına uğradığını söylemiştir.Az európai országok politikájában csalódott.
Ve bu hâyâl kırıklığıdır.Azonban csalódni kell.
Ama canlı performansı hayal kırıklığıydı.A bemutató előadás bukás volt.
Metni kullanmak için izin istediğimde reddedilmiştim, bir hayal kırıklığıydı.Én: Amikor nem hívtalak fel, csalódott voltál?
Ancak bu girişimi de başarısız olunca büyük bir hayal kırıklığıyla Augsburg'a döndü.Hamburgban maradt, annak ellenére, hogy csalódottnak érezte magát.
Neredeyse kırık burun.Eltört az orra.
Özellikle Balkanlar konusunda düş kırıklığına uğramıştır.Különösen nehéz helyzetük van a Balkánon.
Tezkerenin reddedilmesi Amerikalılarda hayal kırıklığı yaratmıştır.Az elutasítás híre csalódással töltötte el.
Bir parmağında ise kırık tespit edildi ama o tıbbi bir yardıma gerek duymamıştı.Ezután ágynak dőlt, szívgyengeség jelei mutatkoztak nála, de nem kért orvosi segítséget.
"Kırık bir kalbin romanı".Egy porladó szív levelei.
Büyük bir hayal kırıklığına uğramıştır fakat Bella'dan vazgeçememektedir.Nagyot kell azonban csalódnia, de nem adja fel.
Ancak dört sene önceki gibi hayal kırıklığıyla sonuçlandı.(Ez alig maradt el a négy évvel korábbitól.
Bu aşk düş kırıklığıyla sonlanır.Egy szerelmi jelenet végén kitör belőle az elkeseredés.
1939'da Kırıkkale Gedikli Sanat Okulu'na başladıysa da eğitimine devam edemedi.1949-ben kitüntetéses érettségije ellenére nem tanulhatott tovább.
Ancak, Beşiktaş sezonu 11. bitirerek hayal kırıklığı yarattı.Az AZ Alkmaar a szezont, a csalódást keltő 11. helyen fejezte be.
Napolyon bu sırada geleneğin bozulmasından dolayı hayal kırıklığına uğramıştı.Emanuel ezért igyekezett szakítani a tradícióval kórusműveiben.
Danielle kırık bir müzik kutusunu Sayid'e gösterir ve Sayid de onu tamir edebileceğini söyler.Miután odaadja Danielle-nek az immáron működő zenélő dobozt, Sayid engedélyt kér a távozásra.
Bu kırıklı dağlar fay hattını oluşturur.Ez a négy hegy alkotja a Lánzséri-hegyeket.
Çiftliğin diğer üyeleriyle hayal kırıklığına uğramadı. ^ Stress da Lupo- Film.itA falunak egy -a filmhez kapcsolódó- becenevet adtak: Kesernyés.
Tabii ki hayal kırıklığıydı.Természetesen lelombozó volt.
Ancak, Son yıllarda Fransa'nın sonuçları biraz hayal kırıklığına yol açmıştır.Kuitenkin viime vuosina Ranskan tulokset ovat olleet hienoinen pettymys.
Ve bu hâyâl kırıklığıdır.Se oli myös pettymys.
Bu durum babasını hayal kırıklığına uğratır.Tämä oli isälle suuri pettymys.
Bizi düş kırıklığını uğratan bu anlatım biçimi ürkütücüdür de.Tässä hämmästyksessä on mukana jonkin verran kauhun tunnettakin.
Metni kullanmak için izin istediğimde reddedilmiştim, bir hayal kırıklığıydı.Hän ei kannattanut käskyä, mutta alistui noudattamaan sitä – seurauksena oli katastrofi.
Ancak dört sene önceki gibi hayal kırıklığıyla sonuçlandı.Sama kohtalo hänellä oli neljä vuotta aiemminkin.
Tezkerenin reddedilmesi Amerikalılarda hayal kırıklığı yaratmıştır.Maihinnousun epäonnistuminen oli suuri takaisku Yhdysvalloille.
Bazı kişilerde hayal kırıklığı daha kötüye giderek depresyona dönüşebilir.Joskus tylsyyden syvennyttyä ihmistä voi alkaa masentaa.
Türkiye'de sâdece Hatay Kırıkhan yöresinde çok küçük miktarda dağ ceylanı popülasyonu bulunmaktadır. ^Skotlannin ylämaan vuorenhuipuilla on pieni eristynyt populaatio.
Ancak filmde gördüğümde hayal kırıklığına uğradım.Arvioissa elokuvaa pidettiin pettymyksenä.
Kırıkkale Merkez ile bitişiktir.Puisto sijatsee Raision keskustan läheisyydessä.
Tek hayal kırıklığı Almanya Kupası'nda ilk turda elenmekti.Suurin pettymys oli alkulohkoonsa jäänyt Espanja.
Bulunan kemiklerde belirgin kırık ve çatlaklar vardı ve bunlar bilinçli bir şekilde yapılmış gözüküyordu.Kaikki idolit olivat löytyneet hajonneina ja arvellaankin, että ne oli hajotettu tarkoituksella.
Dawn ise yan odada, hayal kırıklığı içindedir.Wade viettää aikansa hämärässä huoneessaan tietokoneensa äärellä.
O yüzden de hissettikleri duygu pişmanlık değil, hayal kırıklığıdır.Mitään ikimuistoista se ei hänestä tarjoa, muttei myöskään pettymystä.
Kasım 2013’te Amore bacağındaki kırık sebebiyle ara vermek zorunda kaldı.Toukokuussa 2013, Rinne joutui menemään polvitähystykseen.
Hayal kırıklıklarına karşı düşük tolerans.Hänen kärsivällisyytensä pettää helposti hänen alaistensa epäonnistumisista.
Aynı yayınevi 1964 yılında romanı Kırık Ayna adıyla da yayımlamıştı.Kappaleen nimi tuli vuonna 1964 julkaistusta samannimisestä elokuvasta.
İtalya bu turnuvada hayal kırıklığı yarattı.Italia voitti turnauksesta pronssia.
Büyük bir hayal kırıklığına uğramıştır fakat Bella'dan vazgeçememektedir.He ovat suutelemassa, mutta Bella perääntyy.
Ancak, Son yıllarda Fransa'nın sonuçları biraz hayal kırıklığına yol açmıştır.Ωστόσο, τα τελευταία χρόνια, τα γαλλικά αποτελέσματα ήταν κάπως απογοητευτικά.
"Kırık iğne bile satılmadı" (Türkçe).Παράλληλα, οι πληγές της Ανθούλας δεν είχαν επουλωθεί.
Ancak tasarladığı taşıtın çok kırılgan olması onu hayal kırıklığına uğrattı.Προς απογοήτευση του, το αεροσκάφος αποδείχθηκε πολύ εύθραυστο.
Neredeyse kırık burun.Η μύτη είναι σπασμένη.
Ancak sonuçlar tamamiyle hayal kırıklığı olmuştur.Ήρθαν στιγμές που απογοητεύτηκα.
Aşk ve kalp kırıklığı.Κρίση και απογοήτευση.
Metni kullanmak için izin istediğimde reddedilmiştim, bir hayal kırıklığıydı.Όταν όμως κλήθηκε να κατονομάσει αυτούς που κατήγγειλε, αρνήθηκε.
O yüzden de hissettikleri duygu pişmanlık değil, hayal kırıklığıdır.Δεν ανέχονται την απόρριψη ή την απογοήτευση.
GB-KD uzanışlı dağlar kıvrımlı ve kırıklı yapıdadır.Το Silent Hill HD Collection δέχθηκε ανάμεικτες και μέτριες αντιδράσεις.
Hayal kırıklığına uğramış olarak, Arabistan'a gittiler.Αποθαρρυμένοι, επέστρεψαν στη Γερμανία.
Ölümünden sonra kocası, 1967 yılında Hatay'ın Kırıkhan ilçesinde adına bir kütüphane kurdu.Μετά τον θάνατό της, μία δημόσια βιβλιοθήκη έφερε το όνομά της, την οποία ίδρυσε το 1967, ο σύζυγός της.
Kasım 2013’te Amore bacağındaki kırık sebebiyle ara vermek zorunda kaldı.Το Δεκέμβριο του 2010, ο Γιάο Μινγκ διαγνώστηκε με κάταγμα στον αριστερό αστράγαλό του.
Danielle kırık bir müzik kutusunu Sayid'e gösterir ve Sayid de onu tamir edebileceğini söyler.Danielle viser Sayid en ødelagt musikboks, og han fortæller hende, at han vil reparere den.
Metni kullanmak için izin istediğimde reddedilmiştim, bir hayal kırıklığıydı.Da jeg søgte om tilladelse til at bruge teksten, fik jeg afslag, hvilket jeg var skuffet over.