Onda hayal kırıklığına uğradım.I was disappointed in her.
Beni hayal kırıklığına uğratma.Don't let me down.
Deneyin sonuçlarıyla hayal kırıklığına uğradık.We were disappointed with the results of the experiment.
Onun yokluğundan dolayı hayal kırıklığına uğradık.We were disappointed at her absence.
Zaman tüm kırık kalpleri iyileştirir.Time heals all broken hearts.
Biraz hayal kırıklığına uğradım.I was a little disappointed.
Yerde kırık cam parçaları vardı.There were bits of broken glass on the floor.
Kilit kırık.The lock is broken.
Yemek kötü olduğunda, gerçek bir hayal kırıklığıdır.When the food is bad, it's a real letdown.
O, yeni pozisyonundan vazgeçerek karısını hayal kırıklığına uğratmak istemedi.He didn't want to disappoint his wife by giving up his new position.
Yeni ürün beni hayal kırıklığına uğrattı.I was disappointed with the new product.
Kırık borudan su aktı.Water poured from the broken pipe.
Genç adam aşkta hayal kırıklığına uğradı.The young man was disappointed in love.
Öğretmen hayal kırıklığına uğramış gibi görünüyor.It seems the teacher was disappointed.
Cevabım öğretmeni hayal kırıklığına uğrattı.The teacher was disappointed at my answer.
Ben oğlumla hayal kırıklığına uğradım.I was disappointed in my son.
Birçok insan sizi örnek alıyor. Onları hayal kırıklığına uğratmayın.A lot of people look up to you. Don't let them down.
Geç kalarak yine bizi hayal kırıklığına uğratmayacağını umuyorum.I hope he will not let us down again by being late.
Onun burada olmaması beni hayal kırıklığına uğrattı.I'm disappointed that he's not here.
Onun hayal kırıklığı herkes tarafından biliniyordu.His disappointment was obvious to everyone.
Onu hayal kırıklığına uğratma.Don't disappoint him.
Onun konuşmasıyla hayal kırıklığına uğradım.I was disappointed with his speech.
Ben onun evlilik yaşamına hayal kırıklığına uğradım.I was disillusioned at his married life.
Onun konferansı bizi hayal kırıklığına uğrattı.His lecture disappointed us.
Onun mektubu gelmedi, hayal kırıklığına uğradı.To her disappointment, his letter didn't come.
O benim evin kırık penceresini tamir etti.He repaired the broken window of my house.
Haberi duyduğunda biraz hayal kırıklığına uğradı.He was somewhat disappointed to hear the news.
O, kırık parçaları birlikte yapıştırdı.He stuck the broken pieces together.
Çağrılmaması onu hayal kırıklığına uğrattı.He was disappointed at not being invited.
Davet edilmediği için hayal kırıklığına uğradı.He was disappointed at not being invited.
O kırık masayı onardı.He fixed the broken table.
O, kırık bir vazonun parçalarını bir araya getirmeye çalıştı.He tried to put the fragments of a broken vase together.
Kırık bir çenesi var ve birkaç dişini kaybetti.He got a broken jaw and lost some teeth.
O, işler umduğu gibi sonuçlanmadığı için hayal kırıklığına uğradı.He was disappointed that things didn't turn out as he'd hoped.
Sonuçlarda hayal kırıklığına uğramış gibi görünüyor.He seemed disappointed at the results.
O, kırık eski bir sandalye buldu ve piyanoda oturdu.He found an old, broken chair and sat down at the piano.
O, oğlundan hayal kırıklığına uğramış görünüyor.He seems disappointed with his son.
Onun kalbi kırıktır.His heart is broken.
Onun kalbi kırık.His heart is broken.
Onun dikkatsizliği ona kırık bir bacağa mal oldu.His carelessness cost him a broken leg.
Zarfı sadece hayal kırıklığına uğratmak için açtı.He opened the envelope only to be disappointed.
O, ebeveynlerini hayal kırıklığına uğratmamak için çok çalışıyor.He is studying hard in order not to disappoint his parents.
Birbirleriyle hayal kırıklığına uğradılar.They are disappointed with each other.
Oğullarının hayal kırıklığına uğradılar.They are disappointed in their son.
Onun evli olduğunu duymamız bizi hayal kırıklığına uğrattı.We were disappointed to hear that she had married him.
Onun kırık bacağı henüz iyileşmedi.Her broken leg has not healed yet.
Kırık camda parmağını kesti.She cut her finger on the broken glass.
O, sonuçtan dolayı hayal kırıklığına uğramış gibi görünüyordu.She seemed disappointed at the result.
O sonuç nedeniyle hayal kırıklığına uğramıştı.She was disappointed with the result.
Onun kırık bacağını tedavi etti.She treated him for a broken leg.
O aşkta hayal kırıklığına uğradı.She was disappointed in love.
Amacım onu hayal kırıklığına uğratmak değildi.I did not mean to disappoint her.
Babam kırık bir sandalyeyi tamir etti.My father fixed a broken chair.
Duvarın üstünde kırık cam vardı.There was broken glass on top of the wall.
Arkadaşımın burada olmaması beni hayal kırıklığına uğrattı.I am disappointed that my friend is not here.
Hayal kırıklığına uğradım.I was disappointed.
Kalem kırık.The pen is broken.
Evde olmaması beni hayal kırıklığına uğrattı.I was disappointed that she was not at home.
O beni hayal kırıklığına uğrattı.I was disappointed in him.
Benim bıçağım kırıktır.My knife is broken.