Bu dünyadaki eğitim beni hayal kırıklığına uğratıyor.Education in this world disappoints me.
Hayır, sana kızgın değilim, sadece hayal kırıklığına uğradım.No, I'm not mad at you, I'm just disappointed.
Kitabınla hayal kırıklığına uğradım.I was disappointed with your paper.
Yokluğun beni hayal kırıklığına uğrattı.I was disappointed at your absence.
Ayakları kırık sandalyeleri at.Throw away the chairs whose legs are broken.
Kırık cam üstüne basmayın.Don't step on the broken glass.
Kırık cama basma.Don't step on the broken glass.
Lütfen kırık olanı acilen değiştirir misin?Would you please replace the broken one promptly?
Kırık fincanları yenileri ile değiştirdim.I replaced the broken cups with new ones.
Kırık cam tahta kaplandı.The broken window was boarded up.
Kırık kapıya geçici bir onarım yaptım.I made a temporary repair to the broken door.
Planımızı gerçekleştiremediğimiz için hayal kırıklığına uğradık.We were disappointed because we could not carry out our plan.
Hayal kırıklığına uğradık, takımımız maçı kaybetti.To our disappointment, our team lost the game.
Sanırım sağ kolum kırık.I think my right arm is broken.
Doktor onun kırık bacağını yerine yerleştirdi.The doctor set his broken leg.
Kırık cam yolun her tarafına dağılmış durumda.Broken glass lay scattered all over the road.
Kırık bacağım yüzünden yürüyemiyorum.I can't walk because of my broken leg.
Linda'nın hayal kırıklığı öylesine fazlaydı ki gözyaşlarına boğuldu.Such was Linda's disappointment that she burst into tears.
Yapılacak çok az şey olması beni hayal kırıklığına uğrattı.I was disappointed at there being so little to do.
Büyükanne gelmezse çocuklar hayal kırıklığına uğrayacak.If Grandma doesn't come, the children will be disappointed.
Bu kırık kalbi daha fazla taşıyamıyorum.I can bear this broken heart no longer.
Piknik bir hayal kırıklığıydı.The picnic was a disappointment.
Hırsız, kırık bir pencereden girdi.The thief entered through a broken window.
Masanın üstünde kırık bir fincan vardı.There was a broken cup on the table.
O, sınavda başarısız oldu ve ben büyük hayal kırıklığına uğradım.She failed the examination and I was greatly disappointed.
Hayal kırıklığına uğratıcı duyuruyu duyduklarında herkese bir sessizlik örtüsü düştü.A blanket of silence fell over everyone when they heard the disappointing announcement.
Haber beni düş kırıklığına uğrattı.I am disappointed at the news.
Ben sonuç konusunda hayal kırıklığına uğradım.I was disappointed at the result.
Kırık bebek benim.The broken doll is mine.
Haberle ilgili hayal kırıklığından dolayı iç çekti.She sighed with disappointment at the news.
Haberi duyduğumda hayal kırıklığından başka bir şey hissedemedim.I could not but feel disappointed at hearing the news.
John'a güvenebilirsin. O seni asla hayal kırıklığına uğratmayacak.You can trust John. He will never let you down.
George kırık kalpli idi.George was broken-hearted.
Bu bardakların hepsi kırık.These cups are all broken.
Bu pencere bir aydır kırıktır.This window has been broken for a month.
Bu kırık pencereden o sorumludur.She is responsible for this broken window.
Bu masa kırık.This desk is broken.
Bu kırık vazo tamir edilemez.This broken vase can't be repaired.
Fincanın sapı kırık.The handle of the cup is broken.
X ışınları kemiklerdeki kırıkları bulmak için kullanılır.X rays are used to locate breaks in bones.
Sandalye kırık. Onu birine tamir ettirsen iyi olur.The chair is broken. You'd better get someone to fix it.
Şu kırık vazo büyük babamın.That broken vase is my grandfather's.
Onlar gelemediğin için hayal kırıklığına uğradı.They were disappointed that you could not come.
Senin aramaman beni hayal kırıklığına uğrattı.I was disappointed that you didn't call.
Gelemediğini duyduğumda hayal kırıklığına uğradım.I was disappointed when I heard that you couldn't come.
Seninle hayal kırıklığına uğradım.I'm disappointed with you.
Bir dahaki sefere seni hayal kırıklığına uğratmamaya çalışacağım.I'll try not to disappoint you next time.
Kitabın tamamını okursanız hayal kırıklığına uğramazsınız.You won't be let down if you read the entire book.
Dün geceki konser hayal kırıklığına uğratıcıydı.Last night's concert was disappointing.
Geçen geceki konser hayal kırıklığıydı.Last night's concert was disappointing.
Sonuçtan dolayı hayal kırıklığına uğradık.We were disillusioned with the result.
Biz onunla hayal kırıklığına uğradık.We were disappointed in him.
Valizim kırık.My suitcase is broken.
Başarısızlığım annemi hayal kırıklığına uğrattı.My mother was disappointed by my failure.
Hatamdan dolayı annem hayal kırıklığına uğradı.My mother was disappointed by my failure.
Test sonuçlarını duymak beni hayal kırıklığına uğrattı.I was disappointed to hear the test results.
Seni asla hayal kırıklığına uğratmayacağım.I'll never let you down.
Hafifçe bir hayal kırıklığına uğradım.I was mildly disappointed.
Ben biraz hayal kırıklığına uğradım.I was not a little disappointed.
Oğlum hayal kırıklığına uğrattı.I am disappointed in my son.