Ve bu da bizim için düş kırıklığıydı.And that's what the frustration was.
Bir bilgisayar casusu, kırık bir kablo, kıvılcım çıkartan bir dönüştürücü vardı.There was a computer spook, a broken wire, a converter that sparked.
Sonra o herşeyden fazla zirveleri ve dipleri, zaferleri ve hayal kırıklıklarını gördü.And more so than most, he saw the highs and the lows, the celebrations and the disappointments.
Ama korkarım seni hayal kırıklığına uğrattım.But I'm afraid I disappointed you.
Hayal kırıklığına uğramadın mı?You're not disappointed?
Nasıl hayal kırıklığına uğramış olabilirim ki?How can I be disappointed?
Baba, gerçekten, gerçekten üzgünüm seni hayal kırıklığını uğrattım.Dad, I'm really, really sorry that I disappointed you.
Hayatlarını tehlikeye atıyorlar, bizim için, sizin için, ve onları hayal kırıklığına uğratamayız.They put their lives on the line, for us, for you, and we cannot let them down.
Çatıda hareketsiz hayat, fiçılarda cansız ağaçlar, kırık bir dal, köpekler, dışkı, gökyüzü.Still life on a rooftop, dead trees in barrels, a bench broken, dogs, excrement, sky.
Seni hayal kırıklığına uğrattığıma sevindimSo sorry to dissappoint you.
Kırık Kalp Sendromunda... ...genelde kalp atışı 2-3 saniyeliğine durur.With Broken Heart Syndrome... usually the heart stops beating for 2 to 3 seconds.
Kapının tokmağı kırık.The door knob's broken.
kolu veya ayağı kırık,or a man who has an injured foot, or an injured hand,
Ama oraya varınca umut bağladıkları için utanır, Hayal kırıklığına uğrarlar.They were distressed because they were confident. They came there, and were confounded.
Canımı koru, kurtar beni! Hayal kırıklığına uğratma, çünkü sana sığınıyorum!Oh keep my soul, and deliver me. Let me not be disappointed, for I take refuge in you.
RAB gönlü kırıklara yakındır, Ruhu ezginleri kurtarır.Yahweh is near to those who have a broken heart, and saves those who have a crushed spirit.
O kırık kalplileri iyileştirir, Yaralarını sarar.He heals the broken in heart, and binds up their wounds.
Ertelenen umut hayal kırıklığına uğratır, Yerine gelen dilekse yaşam verir.Hope deferred makes the heart sick, but when longing is fulfilled, it is a tree of life.
Bunun üzerine Mûsa, öfkeli ve ümidi kırık bir halde kavmine döndü.So Moses returned to his people full of anger and regret.
Bunun üzerine Mûsa, öfkeli ve ümidi kırık bir halde kavmine döndü. Dedi: "Ey toplumum!So Musa returned to his people wrathful, sorrowing.
Kırık sembolik bağları göz ardı etDiscard broken symlinks
(kırık) Movix File Position(broken)
¦ (# 166;) Kırık dikey çubuk¦ (#166;) Broken vertical bar
Kırıkkaleturkey. kgmKı rı kkale
Kırık BağlantılarBroken Links
& Kırık Bağlantılar& Broken Links
Sadece Kırık Bağlantıları GösterShow Broken Links Only
Kırık bağLink broken
Kırık bağlantı ya da boş veri:Link broken or empty data from
Her sokakta, camları kırık evler ya da "satılık" ilanları çıkıyor karşınıza.In every street, dozens of empty houses with broken windows, or ‘for sale’ posters are popping up.
Geceleri, hayal kırıklıklarını ve fikrilerini ‘Hayatım İran İçin' ismindeki bir blogda paylaşıyordu.By night he vented his frustrations and expressed his views on a blog called “My Life for Iran.”
Tam bir düş kırıklığı...So disappointing...
Eleştiriler ve hayal kırıklıkları ortasında, Parfene tartışmayı olumlu bir tonla bağlıyor.Amidst the criticism and disappointment, Parfene wrapped up the debate on a positive note.
Bazı öğrencilerde kırıklar oluşmasına rağmen hayatları kurtuldu.Although some suffered fractures, they were safe.
AKP’nin politikaları halkı gerçekten hayal kırıklığına uğrattı.People are really frustrated with AKP's policies.
Bu açıklamalara rağmen insanların hayal kırıklıklarını göstermede kararlı olduğu görülüyor.Despite the explanations, it seems that people are determined to show their disappointment.
Ancak Jeremiç, zirvenin kendisini bir hayal kırıklığı olarak nitelendirdi.But he called the summit itself a disappointment.
Hayal kırıklığına uğramasına rağmen, cumhurbaşkanı seçilen adayı tebrik etti.Though disappointed, he congratulated the president-elect.
Bazıları biraz hayal kırıklığına uğradı.Some were slightly disappointed.
Ben de Kosova’nın dostlarını hayal kırıklığına uğratmayacağıma dair söz veriyorum.I guarantee that I will not disappoint the friends of Kosovo.
Ankete göre Makedon halkı arasında AB ile ilgili hayal kırıklığı büyüyorSurvey shows growing disappointment with EU among Macedonians
Bu da vatandaşları bir kez daha hayal kırıklığına uğratıyor.That leaves citizens once again disappointed.
Hayal kırıklığına uğradım ve bu da benim protesto biçimim, onların çıkarlarına kayıtsız kalmak."I'm disappointed and this is my form of protest, ignoring their interests," she said.
Tam tersine, Nijeryalı taraftarlar hayal kırıklıklarını dile getirdiler.Conversely, Nigerian fans vented their disappointment.
Takım ikinci tura çıkamayarak taraftarlarını hayal kırıklığına uğrattı.The team did not advance to the second round, disappointing fans.
Vatikan'ın, sessiz kalmakla birlikte Sezer'in kararından hayal kırıklığına uğradığı bildirildi.The Vatican is reportedly disappointed over Sezer's decision, though it has been publicly silent.
Referandumların başarısızlıkla sonuçlanması uluslararası toplumda hayal kırıklığı yarattı.The failure of the referenda disappointed the international community.
NATO Zirvesindeki Hayal Kırıklığına Rağmen, BH Savunma Reformu SürüyorDespite Disappointment at NATO Summit, BiH Defence Reform Continues
Gözlemcilere göre en büyük sorun, hayal kırıklığı yaratan seviyede düşük katılım oldu.The main concern, according to the monitors, was the disappointing turnout.
Haradinay'ın lideri olduğu AAK de hayal kırıklığı ve kaygılarını dile getiren bir bildiri yayınladı.Haradinaj's AAK issued a statement expressing disappointment and concern.
Bunu yapmak zorundalar, zira yapmazlarsa vatandaşlarını büyük hayal kırıklığına uğratacaklar.They have to do this -- because they will spectacularly fail their citizens if they don't.
Filmin Romanya’da ulaştığı izleyici sayısı beni hayal kırıklığına uğratmadı.I am not disappointed by the Romanian audience of my movie.
Hayal kırıklığına uğramış bir Müslüman SETimes'a verdiği demeçte, "İslam'ın ruhunda bu yoktur."This is not in the spirit of Islam.
Yaralanmaların çoğuysa etrafa saçılan kırık camlar nedeniyle meydana geldi.Most of the injuries were due to flying glass.
Samarciç, "Yolumuz yok, sadece çukurlar ve biraz kırık asfalt var." dedi."We don't have roads, we have only the pits and some broken asphalt," he said.
Bugüne dek olanlarla ilgili olarak kısmen hayal kırıklığı yaşadığımı söyleyebilirim”, diyor.Now I can say I'm partly disappointed with everything that's happened," engineer Dragan, 45, said.
Sokaktaki Romen vatandaş, aşırılık yanlısı web sitesine hayal kırıklığıyla bakıyor.In the streets, Romanians look at the extremist website with disappointment.
Makedonya'da yaygın bir hayal kırıklığı yaşandı.In Macedonia, there has been widespread disappointment.
BM, Kosovalı Sırpların Seçimlere İlgisizliğinden Hayal Kırıklığına UğradıUN Voices Disappointment over Low Kosovo Serb Turnout
Halk hayal kırıklığı yaşarken, muhalefetin cesareti artıyor.A disappointed public and an emboldened opposition.