Leyla, Sami'yi kalbi kırık bırakarak Mısır'a taşındı.Layla moved to Egypt, leaving Sami heartbroken.
Hayal kırıklığına uğramadın, değil mi?You're not disappointed, are you?
Layla'nın kırık bir kaburgası vardı.Layla had a broken rib.
Bununla biraz hayal kırıklığına uğradım.I was kind of disappointed with it.
Leyla, günlüğünde hayal kırıklıklarını açığa vurdu.Layla vented her frustrations in her diary.
Hayal kırıklığına uğramadın mı?Aren't you disappointed?
Leyla'nın anne ve babasına olan hayal kırıklığı nefrete dönüştü.Layla's frustration with her parents turned to hate.
Senin beni hayal kırıklığına uğratmayacağını biliyorum.I know you won't let me down.
Bunu yapsaydın, Tom hayal kırıklığına uğrardı.Tom would be disappointed if you did that.
Sami babasını hayal kırıklığına uğratmak istemedi.Sami didn't want to disappoint his dad.
Tom hayal kırıklığına uğramış olmalı.Tom must be frustrated.
Tom da ben de sınavdan kırık not aldık.Tom and I both failed the exam.
Tom kırık parçaları birbirine yapıştırdı.Tom stuck the broken pieces together.
Tom muhtemelen hayal kırıklığına uğramış olacak.Tom will probably become frustrated.
Tom, Mary'nin muhtemelen hayal kırıklığına uğrayabileceğini söyledi.Tom said Mary was likely to be frustrated.
Tom muhtemelen hayal kırıklığına uğrayacak.Tom will likely be frustrated.
Tom kalbi kırık olmalı.Tom must've been heartbroken.
Tom Mary'nin kalbi kırık olacağını düşündü.Tom thought Mary would be heartbroken.
Tom, Mary'ye hayal kırıklığına uğradığını söyledi.Tom told Mary that he was frustrated.
Tom Mary'nin kalbi kırık olacağını düşünüyor.Tom thinks Mary will be heartbroken.
Tom'un sağ bacağı kırık..Tom's right leg is broken.
Tom kalbi kırık olduğunu söyledi.Tom said he's heartbroken.
Benim sağ bacağım kırık.My right leg is broken.
Benim sol bacağım kırık.My left leg is broken.
Ben hayal kırıklığına uğramadım.I wasn't disappointed.
Tom Mary'nin hayal kırıklığına uğradığını söyledi.Tom said Mary was frustrated.
Tom Mary'nin hayal kırıklığına uğramış olduğunu söyledi.Tom said Mary is frustrated.
Kırık bir kalbin yaralarını sadece zaman iyileştirir.Only time cures the wounds of a broken heart.
Tom kazanmasaydı hayal kırıklığına uğrardım.I'd be disappointed if Tom didn't win.
Tom bana kalbi kırık olduğunu söyledi.Tom told me that he was heartbroken.
Tom hayal kırıklığına uğramış gibi görünüyordu.Tom looked like he was disappointed.
Tom kalbi kırık gibi görünüyordu.Tom looked like he was heartbroken.
Tom muhtemelen hala kalbi kırıktır.Tom is probably still heartbroken.
Tom son derece hayal kırıklığına uğramış.Tom is terribly disappointed.
Tom hayal kırıklığına uğramış gibi görünmüyordu.Tom didn't seem disappointed.
Tom bana Mary'nin hayal kırıklığına uğradığını düşündüğünü söyledi.Tom told me that he thought Mary was disappointed.
Tom bana Mary'nin hayal kırıklığına uğramış olduğunu düşündüğünü söyledi.Tom told me that he thought Mary was frustrated.
Ne Tom ne de Mary hayal kırıklığına uğramış görünüyordu.Neither Tom nor Mary looked disappointed.
Tom sürücü testini geçmezse çok hayal kırıklığına uğrayacak.Tom is going to be very disappointed if he doesn't pass his driver's test.
Mary Tom'un kalbi kırık olacağını düşündüğünü söyledi.Mary said she thought Tom would be heartbroken.
Eğer bu olursa Tom çok hayal kırıklığına uğramış olacak.Tom will be very disappointed if that happens.
Tom, Mary'nin çok hayal kırıklığına uğramış gibi göründüğünü söyledi.Tom said that Mary looked very disappointed.
Tom gerçekten hayal kırıklığına uğramış olacak, değil mi?Tom will be really disappointed, won't he?
Tom çok hayal kırıklığına uğradığını söyledi.Tom said that he was very disappointed.
Tom, hayal kırıklığına uğramadığını söyledi.Tom said that he wasn't disappointed.
Tom, Mary'nin kırık sandalyeyi tamir etmesine yardımcı oldu.Tom helped Mary fix the broken chair.
Tom, Mary'nin hayal kırıklığına uğradığını söyledi.Tom said that Mary was disappointed.
Tom, Mary'nin kırık lambayı onarmasına yardımcı oldu.Tom helped Mary fix the broken lamp.
Tom, Mary'nin kalbi kırık olduğunu söyledi.Tom said that Mary was heartbroken.
Tom biraz hayal kırıklığı uğramış olacak.Tom will be a little disappointed.
Tom hayal kırıklığına uğramış olacak.Tom is going to become frustrated.
Tom hayal kırıklığına uğradığımı biliyordu.Tom knew that I was disappointed.
Tom kalbi kırık olduğumu biliyordu.Tom knew that I was heartbroken.
Ne kadar hayal kırıklığına uğratıcı!How disappointing!
Tom gerçekten hayal kırıklığına uğradığını söyledi.Tom said that he was really disappointed.
Tom, Mary'nin hayal kırıklığına uğramadığını söyledi.Tom said that Mary wasn't disappointed.
Tom çok hayal kırıklığına uğramış olduğunu söyledi.Tom said that he was very frustrated.
Tom belli ki çok hayal kırıklığına uğramış.Tom is obviously very disappointed.
Tom muhtemelen kalbi kırık olacak.Tom will probably be heartbroken.
Tom oldukça hayal kırıklığına uğramıştı.Tom was pretty disappointed.