Sanırım kırık bir kaburgam var.I think I have a broken rib.
Tom'a bir bacağımın kırık olduğunu söyle.Tell Tom I have a broken leg.
Arkadaşlarımı hayal kırıklığına uğrattım.I let my friends down.
Takım arkadaşlarımı hayal kırıklığına uğrattım.I let my teammates down.
Beklentileri karşılanmadığından hayal kırıklığına uğradı.He was disappointed that his expectations were not met.
Tom bizi hayal kırıklığına uğratmayacak.Tom won't let us down.
Sizi hayal kırıklığına uğratmayacağız.We won't let you down.
Seni asla hayal kırıklığına uğratmayacağız.We'll never let you down.
Hayal kırıklığına uğramış görünmemeye çalıştım.I tried not to look disappointed.
Tom hayal kırıklığına uğramış görünmemeye çalıştı.Tom tried not to look disappointed.
O hayal kırıklığına uğramış görünmemeye çalıştı.She tried not to look disappointed.
Beni hayal kırıklığına uğrattı.He disappointed me.
Neredeyse bu dairede tüm kapı kolları kırık.Nearly all the doorknobs in this apartment were broken.
Ben onu çok hayal kırıklığına uğrattım. O böyle bir hayal kırıklığına uğramıştı.I'm very disappointed in him. He has been such a disappointment.
Filmi çok hayal kırıklığına uğratıcı buldum.I found the film very disappointing.
Mary berbat bir şekilde hayal kırıklığına uğratıldı.Mary has been badly let down.
Parti biraz hayal kırıklığıydı.The party was a bit of a letdown.
Ben uzun zamandır bu kadar hayal kırıklığına uğramadım.I have not been so frustrated in a long time.
Biz hayal kırıklığına uğramadık.We aren't disappointed.
Sadece kırık olduğu için onu atma.Don't throw it away just because it's broken.
Bu serçe uçamaz. Onun kanatları kırık.This sparrow can't fly. Its wings are broken.
Onlar kırık tabak parçalarını topladılar.They gathered the pieces of the broken dish.
Ben oldukça hayal kırıklığına uğradım.I'm pretty bummed out.
Tom asla seni hayal kırıklığına uğratmayacak.Tom will never let you down.
Ben son derece hayal kırıklığına uğradım.I'm extremely frustrated.
Ben de hayal kırıklığına uğradım.I'm disappointed as well.
Bacağımın kırık olduğunu bilmiyordum.I didn't know my leg was broken.
Ben çok hayal kırıklığına uğramadım.I'm not very disappointed.
Ben o kadar hayal kırıklığına uğramadım.I'm not that disappointed.
Bacağımın kırık olduğunu biliyordum.I knew my leg was broken.
İlk başta, benim bacağımın kırık olduğunu bilmiyordum.At first, I didn't know that my leg was broken.
Kimseyi hayal kırıklığına uğratmayacağımı umuyorum.I hope I don't let anyone down.
Merak etmeyin. Tom bizi hayal kırıklığına uğratmayacak.Don't worry. Tom won't let us down.
Tom hayal kırıklığına uğradığını söylüyor.Tom says he's disappointed.
Ben açıkçası hayal kırıklığına uğradım.I'm obviously disappointed.
Ben hayal kırıklığına uğradım ve kızgınım.I'm disappointed and angry.
Tom bizi hayal kırıklığına uğratmadı.Tom didn't disappoint us.
Senin hayal kırıklığını tamamen anlıyorum.I fully understand your frustration.
Takımımdan iyileşme eksikliği konusunda iki kat fazla hayal kırıklığına uğradım.I'm doubly disappointed on the lack of improvement from my team.
Hangi pencereler kırık?Which windows are broken?
Benim bacağım kırık. Hareket ettiremiyorum.My leg is broken. I can't move.
Bacağımın kırık olduğunu düşünüyorum. Hareket ettiremiyorum.I think that my leg is broken. I can't move.
Bacağımın kırık olduğunu düşünüyorum. Hareket edemiyorum.I think that my leg is broken. I can't move.
Yerde kırık cam vardı.There was broken glass on the floor.
Neden bu kadar hayal kırıklığına uğruyorsun?Why are you so disappointed?
Hayal kırıklığımı gizlemeye çalıştım.I tried to hide my disappointment.
Çocuklar hayal kırıklığına uğramış.The kids are disappointed.
Hayal kırıklığına uğramış değiliz.We're not disappointed.
Biz sadece hayal kırıklığına uğradık.We're just disappointed.
Biz son derece hayal kırıklığına uğradık.We're extremely disappointed.
Tom Amerikan para piyasasında birkaç yıl çalıştıktan sonra hayal kırıklığına uğradı.Tom became disillusioned after working on Wall Street for a few years.
Tom eve hayal kırıklığına uğramış olarak döndü.Tom returned home disappointed.
Kırık şişe parçaları üzerinde yürümeyin.Don't walk on the shards of the broken bottle.
Biz açıkça çok hayal kırıklığına uğradık.We're obviously very disappointed.
Tom'un hayal kırıklığına uğrayacağından eminim.I'm sure Tom will be disappointed.
Ben asla seni hayal kırıklığına uğratmayacağımI would never let you down.
Bunu duymak beni hayal kırıklığına uğrattı.I'm disappointed to hear that.
İğrenmiştim ve hayal kırıklığına uğramıştım.I'm disgusted and disappointed.
Ben şaşırdım ve hayal kırıklığına uğradım.I'm surprised and disappointed.
Takımı hayal kırıklığına uğratırım gibi hissediyorum.I feel like I let the team down.