Onlar hayal kırıklığına uğramıştı.They were frustrated.
Film biraz hayal kırıklığına uğratıcıydı.The movie was a little disappointing.
Bir cam kırıktı.A window was broken.
Bir pencere kırıktı.A window was broken.
Tom büyük hayal kırıklığına uğramıştı.Tom was more than disappointed.
Tom Mary'nin hayal kırıklığını hissetti.Tom sensed Mary's disappointment.
Onun doğum günü partisine gitmesek Tom muhtemelen hayal kırıklığına uğrar.Tom would probably be disappointed if we didn't go to his birthday party.
Eğer onun partisine gitmesek Tom son derece hayal kırıklığına uğrar.Tom would be terribly disappointed if we didn't go to his party.
O konser tam bir hayal kırıklığıydı.That concert was a complete disappointment.
Tom'un beni hayal kırıklığına uğratacağını düşünmedim.I didn't think that Tom would let me down.
Bu son derece hayal kırıklığna uğratıcı olurdu.That would be terribly disappointing.
Ben daha fazla hayal kırıklığına uğramış olamadım.I couldn't be more disappointed.
Tom hayal kırıklığına uğramış olmayacak.Tom won't be disappointed.
Tom'un kırık bir bacağı var.Tom has a broken leg.
Tom'u hayal kırıklığına uğratma.Don't disappoint Tom.
Benim kırık bir tırnağım var.I have a broken nail.
Onu çok hayal kırıklığına uğrattım.I'm so disappointed in him.
Seni hayal kırıklığına uğrattıysam üzgünüm.I'm sorry if I disappointed you.
Çiçek saksısı kırık.The flower pot is broken.
Eski kırık aynamı bulmak istiyorum.I want to find my old cracked mirror.
Önce, ben hayal kırıklığına uğradım.At first, I was disappointed.
Hepimiz hayal kırıklığına uğradık.We're all disappointed.
Kendini hayal kırıklığına uğratma!Don't disappoint yourself!
Hem Tom hem de Mary üzgün ve hayal kırıklığına uğramış görünüyordu.Both Tom and Mary looked upset and disappointed.
Tom Mary'nin hayal kırıklığına uğramış gibi göründüğünü söyledi.Tom said that Mary seemed disappointed.
Performansın ile hayal kırıklığına uğradım.I'm disappointed with your performance.
Şaşırmış ya da hayal kırıklığına uğramış değildim.I wasn't surprised or disappointed.
Ben gerçekten, gerçekten hayal kırıklığına uğradım.I was really, really disappointed.
İnsanların hayal kırıklığına uğramadığını umuyorum.I hope people aren't disappointed.
Tom çok hayal kırıklığına uğramış gibi görünmüyordu.Tom didn't seem too disappointed.
Hiç kimse benim kadar hayal kırıklığına uğramadı.No one was as disappointed as me.
Hayal kırıklığına uğramamamın nedeni bu.That's why I'm not disappointed.
Hayat hayal kırıklıkları ile dolu.Life is full of disappointments.
Hayal kırıklığı, değil mi?It's a disappointment, isn't it?
Bu, hayal kırıklığı bile değildi.It wasn't even a disappointment.
Umarım hayal kırıklığına uğramışsındır.I hope you aren't disappointed.
Kayıp hayal kırıklığıydı.The loss was a disappointment.
Bu yüzden hayal kırıklığına uğradım.That's why I was disappointed.
Bazı kişiler hayal kırıklığına uğradı.Some people are disappointed.
Kaybetmek hayal kırıklığıydı.It was disappointing to lose.
Eminim ki Tom hayal kırıklığına uğradı.I'm sure Tom is disappointed.
Tom'un hayal kırıklığına uğradığından eminim.I'm sure Tom is disappointed.
Hayal kırıklığına uğramamın nedeni bu.That's why I'm disappointed.
Kimse hayal kırıklığına uğramayacak.No one will be disappointed.
Bu bir hayal kırıklığı kaybıydı.It was a disappointing loss.
Nasıl hayal kırıklığına uğrayabilirsin?How can you be disappointed?
Hayal kırıklığına uğramak önemli değil.It's OK to be disappointed.
Oldukça hayal kırıklığına uğradım.I'm extremely disappointed.
Biz oldukça hayal kırıklığına uğradık.We're pretty disappointed.
O çok hayal kırıklığına uğratıcı.That's very disappointing.
Bu oldukça hayal kırıklığına uğratıcı.It's pretty disappointing.
Biz çok hayal kırıklığına uğradık.We're very disappointed.
Beni şimdi hayal kırıklığına uğratma.Don't disappoint me now.
Lütfen bizi hayal kırıklığına uğratma.Please don't let us down.
Biraz hayal kırıklığına uğramış hissediyorum.I feel kind of frustrated.
Hayal kırıklığına uğramış kişi benim.I'm the one that's frustrated.
Tom onun da hayal kırıklığına uğradığını söyledi.Tom said he's also frustrated.
Gerçekten o kadar hayal kırıklığına uğradın mı?Were you really that frustrated?
Son zamanlarda hayal kırıklığına uğruyorum.I've been getting frustrated lately.
Tom kalbi kırık olacak.Tom is going to be heartbroken.