Bunu önceden yaptığınızdan kuşkulanıyorum.I suspect you've already done that.
Tom kovanın içine kustu.Tom vomited into the bucket.
Tom boyuna kusur bulup seni azarlıyor gibi görünüyordu.Tom seemed to be picking on you.
Kuşların cıvıl cıvıl öttüğünü duydun mu?Did you hear the birds chirping?
Kar taneleri, en sonunda büyük beyaz kuşlara benzeyene kadar büyüdü de büyüdü.The snow-flakes seemed larger and larger, at last they looked like great white fowls.
Kuşun tüyleri tamamen saf altındı.The bird's feathers were all of pure gold.
Ben kusmak istiyorum.I want to vomit.
Tom her zaman kusursuz giyinir.Tom is always impeccably dressed.
Onların dürüstlüğü kuşkulu.Their honesty is questionable.
O kuşkuya layık değildi.He wasn't worthy of suspicion.
Kuş göktedir.The bird is in the sky.
Kuş gökteThe bird is in the sky.
Kuş gökyüzündedir.The bird is in the sky.
Büyük kiskadee, Brezilya'da popüler bir kuş türüdür.The great kiskadee is a popular bird in Brazil.
Kuş uçup gitti.The bird flew away.
Şimdi kuşlarla konuşuyorsun.Now you're talking to birds.
Şimdi kuşlarla konuşuyorsunuz.Now you're talking to birds.
Ama kuşkusuz o zaman hiçbir bilimsel gelişme yoktu.But undoubtedly there were no scientific advances then.
Ondan her zaman kuşkulandım.I've always distrusted him.
Polis, Tom'un saklandığı yeri kuşattı.The police surrounded the place where Tom was hiding.
Polis ofisini aramaya geldiğinde Tom kuşkuyla hareket etti.Tom acted suspiciously when the police came to search his office.
Dan arabada kustu.Dan vomitted in the car.
Saka çok ilginç bir kuştur.The goldfinch is a very interesting bird.
Yarasalar kuş değil memelidirler.Bats are not birds, they're mammals.
İç ve dış gezegenler arasında bir asteroit kuşağı vardır.Between the inner and outer planets is an asteroid belt.
Her kuş yuvasını sever.Every bird likes its nest.
Herkes Dan'ın küstahça tavrından nefret ediyor.Everybody hates Dan's arrogant attitude.
Dan küstah ve kibirli bir adam değil.Dan isn't an arrogant and disdainful guy.
Biraz küstahça davranmıyor musun?Aren't you being a little presumptuous?
Kusursuz bir plan gibi görünüyor.It does seem like an excellent plan.
Birkaç güzel kuş, ağaçların üzerinde uçuyor.Some beautiful birds fly above the trees.
Onun tehlikeli olduğundan kuşkulandım.I suspected she was dangerous.
Benim evcil kuşum bütün gece boyunca cıvıldadı.My pet bird chirped all night long.
Tom'un gerçeği söylemediğinden kuşkulanıyorum.I suspect that Tom isn't telling the truth.
Ben sadece kustum.I just vomited.
Bazen aile içi anlaşmazlıklar kuşaktan kuşağa geçer.Sometimes family feuds extend through the generations.
Kim kendi anadilini kusursuz bir biçimde bilir?Who knows his own mother tongue perfectly?
Kusacak gibi mi hissediyorsun?Are you feeling nauseated?
Lütfen, Tavus Kuşlarıma iyi bak.Please take care of my peacocks.
Kuş kuyruğunu sallayarak ağaçta oturuyordu.The bird was sitting in the tree wagging its tail.
Sen bir tavus kuşundan daha çok gururlusun.You are prouder than a peacock.
Kusmamak için kendimi zar zor tuttum.I barely restrained myself from vomiting.
Yanılıyorsun. Ben kötümser değilim ama kuşkucuyum.You're wrong. I'm not pessimistic, but sceptical.
Hayatımın aşkı olduğumdan kuşkulanmaya başlıyorum.I am beginning to suspect that I am the love of my life.
Dilbilgisel olarak hangi cümlenin doğru olduğundan kuşkulanıyorum.I doubt which sentence is grammatically correct.
Onun bir avukat olduğundan kuşkuluyum.I doubt that he's a lawyer.
Gelincikler, Yeni Zelanda'da kuşların en kötü düşmanıdır.Stoats are the worst enemy of birds in New Zealand.
Hiçbir beden kusursuz değildir.No body is perfect.
Tom çok küstah.Tom is so arrogant.
Tom bir gece kuşudur.Tom is a night owl.
Bina polis tarafından kuşatıldı.The building is surrounded by police.
Pencereden dışarıda kuşların ötüştüğünü duyabiliyordum.I could hear birds chirping outside my window.
Penceremin dışında öten kuşları duyabiliyordum.I could hear birds singing outside my window.
Tom kuşkulandı.Tom got suspicious.
Görev kusursuz olarak gitti.The mission went perfectly.
Tom kuşu kafesinden dışarı çıkmasına izin verdi.Tom let the bird out of its cage.
O kuşa bak.Look at that bird.
Her şey kusursuz bir biçimde normaldi.Everything was perfectly normal.
Kuşlar cıvıl cıvıl ötmeyi durdurdu.The birds stopped chirping.
Askerler köyü kuşattı.The soldiers surrounded the village.