Ana içeriğe geç
Sözlük

küs ile cümle

küs kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Kusabilecek gibi hissediyorum.I feel like I might throw up.
Kedi masum kuş üzerine sinsice yaklaştı.The cat sneaked up on the unsuspecting bird.
Tom'un partisi için giyinip kuşandım.I got all dressed up for Tom's party.
Kirli çorapların kokusu beni kusturur.The odor of dirty socks makes me gag.
Bir sur, kentin antik bölümünü kuşatıyordu.A wall surrounded the ancient part of the city.
Kuşkucu bir kimse olmak için belki bir uzman olman gerekmiyor.In order to be a skeptic, maybe you should not be an expert.
Bir gök kuşağı hiç görmedim.I've never seen a rainbow.
Kuşlar neşeyle cıvıldarlar.The birds twitter cheerfully.
O bana kuşkuyla baktı.She looked at me suspiciously.
Senden kuşkulanmamalıydım.I shouldn't have doubted you.
Parayı çalan kişinin Tom olduğundan kuşkulanıyorum.I suspect that Tom is the one who stole the money.
Ondan hoşlanmayacağından kuşkuluyum.I suspect that you won't like it.
Tom'un bir ajan olduğundan kuşkulanıyorum.I suspect Tom is a spy.
Tom'un daha fazlasını bildiğinden kuşkulanıyorum.I suspect Tom knows more.
Hatalı olduğundan kuşkulanıyorum.I suspect you're wrong.
Böyle bir şeyin olabileceğinden kuşkulandım.I suspected that something like this might happen.
Tom savaş sonrası kuşağa aitti.Tom belongs to the postwar generation.
Verdun on haftalık bir kuşatmaya direnmişti.Verdun had withstood a siege of ten weeks.
Bu kuş uçmaz, kervan geçmez yerde kaybolduk.We are lost in the middle of nowhere.
Tom'un Mary'nin ne yaptığının farkında olmadığından kuşkulanıyorum.I suspect that Tom is unaware of what Mary has done.
Onlar kuşu kafesten bıraktı.They let the bird out of the cage.
Yunanlar on yıl boyunca Truva'yı kuşattı.The Greeks besieged Troy for ten years.
Şirket, kusurlu ürünleri geri çağırdı.The company recalled the defective products.
Göç eden kuşlar güneye uçuyorlar.Migrating birds are flying south.
Tom Mary'nin şaka yaptığından kuşkulandı.Tom suspected Mary was kidding.
Senden kuşkulandığım için gerçekten üzgünüm.I'm really sorry I doubted you.
Kusura bakma, öyle demek istemedim.I'm sorry, I meant no offence.
Kusura bakmayın, adınızı unuttum.I'm sorry, I forgot your name.
Senden kuşkulandığım için üzgünüm.I'm sorry I ever doubted you.
Kuşkulanmaya başlıyorum.I'm beginning to smell a rat.
Tom ev kuşu bir baba.Tom is a stay-at-home dad.
Okul bahçesinde kaç tane kuş vardır?How many birds are there in the garden of the school?
Kuş, ormana uçtu.The bird flew into the woods.
O bir kuş bilimcisi.He's a bird watcher.
Işığın bir aurası onu kuşatır.An aura of light surrounds him.
Anka kuşunu bilir misiniz?Do you know Phoenix?
Kusursuz hassasiyet, ölçümde gereklidir.Flawless precision is required in the measurements.
Kusursuz ölçümler gerekli.Precise measurements are necessary.
Silahlı kuvvetler şehri kuşattı.Armed forces besieged the city.
Avcı, kuşu vurdu.The hunter shot the bird.
Orada bir kusur var.There's a defect there.
Tom önümüzdeki hafta sonu kuş izlemeye gidiyor.Tom is going bird watching next weekend.
Tom kuşları beslerken bir park bankında oturdu.Tom sat on a park bench feeding birds.
Tom'un bazı ciddi kuşkuları var.Tom has some serious doubts.
Tom senden asla kuşkulanmadı.Tom never doubted you.
Bana kusur bulmayı bırak.Stop picking on me.
Kuşlar güneye uçuyor.The birds are flying south.
Bir kuş topluluğu gördük.We saw a bunch of birds.
Kuş uçuyor.The bird flies.
Onun kusursuz dişleri var.He has perfect teeth.
Kusura bakma, açıklama yapma konusunda kötüyüm.Sorry, I'm bad at explaining.
Az önce bulduğum kuşa bak.Look at this bird I just found.
Hamilelik sırasında alkol içmek doğum kusurlarına neden olabilir.Drinking alcohol during pregnancy can cause birth defects.
Kendi kusurlarını değil, nimetlerini say.Count your blessings, not your flaws.
Bir kuş olarak reenkarne olmak istiyor.He wants to be reincarnated as a bird.
Yaşlı adam araba penceresini açtı ve silahıyla kuşa nişan aldı.The old man opened the car window and aimed his gun at the bird.
Kuşları gözlemlemekten hoşlanıyorum.I like to observe birds.
Kuşları gözlemlemeyi seviyorsun, değil mi?You like to observe birds, don't you?
O, kuşları gözlemlemeyi sever.He likes to observe birds.
Kuş gözlemeyi sever.She likes to observe birds.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod