Kuş öldü.The bird is dead.
Yapı olarak kusurlu olsalar bile, onlar fonksiyon olarak mükemmeldir.If defective in structure, they are perfect in function.
Kuşkucu olduğum için beni suçlayamazsın.You can't blame me for being suspicious.
Her şey kusursuzdu, tam beklediğim gibi.Everything was perfect, just as I expected.
Birçok Avrupa kuşu kışı Afrika'nın kuzeyinde geçirir.Many European birds hibernate in the north of Africa.
Burada kuşlar bile gölgede kalıyorlar!Even the birds are staying in the shade here!
Şansına küs!Tough luck!
Kuşları dikkatle ve sevinçle izledi.She watched the birds intently and joyfully.
Kusura bakma, kapalıyız.Sorry, we are closed.
Bir kuş kadar özgürüm.I'm as free as a bird.
Plastik her yıl sayısız deniz kuşlarını ve deniz kaplumbağalarını öldürür.Plastic kills countless seabirds and sea turtles each year.
Türkler Eğri Kalesi'ni uzun süre kuşattılar.The Turks held siege over the Castle of Eger for a long time.
Anne ve kız iki kuşağı temsil etti.The mother and daughter represented two generations.
Kusacak gibi görünüyorsun.You look like you're about to throw up.
O, kusacak gibi görünüyor.She looks like she's about to throw up.
Ben karatede siyah kuşağım.I'm a black belt in karate.
Özel kuvvetler binayı kuşattı.Special forces surrounded the building.
O kusursuz değil.He isn't perfect.
Tom kusursuz.Tom is correct.
Tom kuşkucu oldu.Tom became suspicious.
Kuş ne renk?What colour is the bird?
Tom kuşkuyla izledi.Tom watched suspiciously.
Tom'a asla güvenmedim ve her zaman güveneceğimden kuşkuluyum.I've never trusted Tom and I doubt I ever will.
Kuşkonmazdan nefret ediyorum.I hate asparagus.
Sessizlik! Ben senin küstahlığına tahammül etmeyeceğim.Silence! I will not tolerate your insolence!
Ben kusursuzdum.I was correct.
O kusursuzca doğal.That's perfectly natural.
O kusursuzca normal.That's perfectly normal.
O kusursuzca anlaşılabilir.That's perfectly understandable.
Benden kuşkulanacaklar.They'll suspect me.
Onlar bizi kuşatıyor.They're surrounding us.
O adam hayata çok küsmüş.That guy's very embittered.
Onlar erkek kardeş olmalarına rağmen onlar küstü.Although they were brothers, they were not on speaking terms.
Benim noktalamam kusursuz değildir.My punctuation isn't perfect.
Kusura bakma ama hatalısın.Excuse me, but you're mistaken.
O kadın bana kuşkuyla baktı.That woman looked at me sideways.
Para talih kuşu gibi geldi.The money came like manna from heaven.
Maçın sonucu kuşkulu.The result of the game is doubtful.
Ağaçlar kuşlarla doluydu.The trees were full of birds.
Tom çok kusursuz.Tom is very thorough.
Tom'a küsme.Don't be angry with Tom.
Ben kusuru fark etmedim.I didn't notice the imperfection.
Ben senin niyetlerinden kuşkulanmam.I don't doubt your intentions.
Bir taşla iki kuş vurdu.He hit two birds with one stone.
Hiçbir şey kusursuz değildir.Nothing is perfect.
Küstahça bir karşılık verme duymak istemiyorum.I don't want to hear any backtalk.
Tom'un Fransızca konuşup konuşmadığından kuşku duyuyorum.I doubt if Tom speaks French.
Tom'un onu yapmama izin verip vermeyeceğinden kuşku duyuyorum.I doubt if Tom would let me do that.
Tom'un gerçekten bir doktor olduğundan kuşku duyuyorum.I doubt Tom is really a doctor.
Tom'un gerçekten o kadar salak olabileceğinden kuşku duyuyorum.I doubt Tom is really that gullible.
Tom'un balık tutmayı bildiğinden kuşku duyuyorum.I doubt Tom knows how to fish.
Tom'un onu kabul edeceğinden kuşku duyuyorum.I doubt Tom will agree to that.
Tom'un yarın burada olacağından kuşku duyuyorum.I doubt Tom will be here tomorrow.
Tom'un şaşıracağından kuşku duyuyorum.I doubt Tom will be surprised.
Tom'un geleceğinden kuşku duyuyorum.I doubt Tom will come.
Tom'un onu yapacağından kuşku duyuyorum.I doubt Tom will do that.
Tom'un kabul edeceğinden kuşku duyuyorum.I doubt Tom would agree.
Tom'un o kadar aptal olacağından kuşku duyuyorum.I doubt Tom would be that foolish.
Tom'un ilgileneceğinden çok kuşku duyuyorum.I doubt very much Tom will be interested.
Mutlular, çünkü pencerenin kenarında ağaçtaki kuşları görüyorlar.They are happy, because they see the birds in the tree near the window.