Asur Kralı İsrail topraklarına saldırdı. Samiriyeyi kuşattı. Kuşatma üç yıl sürdü.ויעל מלך אשור בכל הארץ ויעל שמרון ויצר עליה שלש שנים׃
Asur Kralı İsrail topraklarına saldırdı. Samiriyeyi kuşattı. Kuşatma üç yıl sürdü.وصعد ملك اشور على كل الارض وصعد الى السامرة وحاصرها ثلاث سنين.
Asur Kralı İsrail topraklarına saldırdı. Samiriyeyi kuşattı. Kuşatma üç yıl sürdü.亞 述 王 上 來 攻 擊 以 色 列 遍 地 、 上 到 撒 瑪 利 亞 、 圍 困 三 年
Asur Kralı İsrail topraklarına saldırdı. Samiriyeyi kuşattı. Kuşatma üç yıl sürdü.亞述王 上來 攻擊 以色列 遍地 、 上到 撒瑪利亞 、 圍困 三年
‹‹Asur Kralı Sanherib şöyle diyor: ‹Neye güvenerek Yeruşalimde kuşatma altında kalıyorsunuz?›"Así ha dicho Senaquerib, rey de Asiria: ¿En qué confiáis vosotros que permanecéis sitiados en Jerusalén
‹‹Asur Kralı Sanherib şöyle diyor: ‹Neye güvenerek Yeruşalimde kuşatma altında kalıyorsunuz?›Assim diz Senaqueribe, rei da Assíria: Em que confiais vós, para vos deixardes sitiar em Jerusalém?
‹‹Asur Kralı Sanherib şöyle diyor: ‹Neye güvenerek Yeruşalimde kuşatma altında kalıyorsunuz?›Bo choć mówił Pan do Manasesa, i do ludu jego, przecież oni nie słuchali.
‹‹Asur Kralı Sanherib şöyle diyor: ‹Neye güvenerek Yeruşalimde kuşatma altında kalıyorsunuz?›«Dice Sennàcherib re d'Assiria: Di chi avete fiducia voi per restare in Gerusalemme assediata
‹‹Asur Kralı Sanherib şöyle diyor: ‹Neye güvenerek Yeruşalimde kuşatma altında kalıyorsunuz?›Ezt mondja Sénakhérib, az assiriai király: Kiben bíztok, hogy Jeruzsálemben maradtok a megszállás idején?
‹‹Asur Kralı Sanherib şöyle diyor: ‹Neye güvenerek Yeruşalimde kuşatma altında kalıyorsunuz?›앗수르 왕 산헤립은 이같이 말하노라 너희가 예루살렘에 에워싸여 있으면서 무엇을 의뢰하느냐
‹‹Asur Kralı Sanherib şöyle diyor: ‹Neye güvenerek Yeruşalimde kuşatma altında kalıyorsunuz?›"Näin sanoo Sanherib, Assurin kuningas: Mihin te luotatte, kun jäätte Jerusalemiin saarroksiin?
‹‹Asur Kralı Sanherib şöyle diyor: ‹Neye güvenerek Yeruşalimde kuşatma altında kalıyorsunuz?›Tako pravi Senaherib, kralj asirski: Na koga stavite upanje, da sedite v obleganem Jeruzalemu?
‹‹Asur Kralı Sanherib şöyle diyor: ‹Neye güvenerek Yeruşalimde kuşatma altında kalıyorsunuz?›Takto praví Senacherib král Assyrský: V čem vy doufáte, že zůstáváte v ohradě v Jeruzalémě?
‹‹Asur Kralı Sanherib şöyle diyor: ‹Neye güvenerek Yeruşalimde kuşatma altında kalıyorsunuz?›Ουτω λεγει Σενναχειρειμ ο βασιλευς της Ασσυριας Εις τι πεποιθοτες καθησθε, πολιορκουμενοι εν Ιερουσαλημ;
‹‹Asur Kralı Sanherib şöyle diyor: ‹Neye güvenerek Yeruşalimde kuşatma altında kalıyorsunuz?›Така казва асирийският цар Сенахирим: На що се надявате та чакате в Ерусалим обсадата му?
‹‹Asur Kralı Sanherib şöyle diyor: ‹Neye güvenerek Yeruşalimde kuşatma altında kalıyorsunuz?›так говорит Сеннахирим, царь Ассирийский: на что вы надеетесь и сидите в крепости в Иерусалиме?
‹‹Asur Kralı Sanherib şöyle diyor: ‹Neye güvenerek Yeruşalimde kuşatma altında kalıyorsunuz?›כה אמר סנחריב מלך אשור על מה אתם בטחים וישבים במצור בירושלם׃
‹‹Asur Kralı Sanherib şöyle diyor: ‹Neye güvenerek Yeruşalimde kuşatma altında kalıyorsunuz?›هكذا يقول سنحاريب ملك اشور. على ماذا تتكلون وتقيمون في الحصار في اورشليم.
‹‹Asur Kralı Sanherib şöyle diyor: ‹Neye güvenerek Yeruşalimde kuşatma altında kalıyorsunuz?›亞 述 王 西 拿 基 立 如 此 說 、 你 們 倚 靠 甚 麼 、 還 在 耶 路 撒 冷 受 困 呢
‹‹Asur Kralı Sanherib şöyle diyor: ‹Neye güvenerek Yeruşalimde kuşatma altında kalıyorsunuz?›亞述 王 西拿基立 如此 說 、 你 們 倚靠 甚麼 、 還 在 耶路撒冷 受困 呢
Avimelek gelip kuleyi kuşattı. Ateşe vermek için kapısına yaklaştığında,Abimelec a ajuns pînă la turn; l -a bătut, şi s'a apropiat de uşa turnului ca să -i pună foc.
Avimelek gelip kuleyi kuşattı. Ateşe vermek için kapısına yaklaştığında,Abimelec fue a la torre, la atacó y se acercó a la puerta de la torre para prenderle fuego
Avimelek gelip kuleyi kuşattı. Ateşe vermek için kapısına yaklaştığında,Abimélech drong door tot de ingang van de toren en stond op het punt de toren in brand te steken,
Avimelek gelip kuleyi kuşattı. Ateşe vermek için kapısına yaklaştığında,Abimèlech, giunto alla torre, l'attaccò e si accostò alla porta della torre per appiccarvi il fuoco
Avimelek gelip kuleyi kuşattı. Ateşe vermek için kapısına yaklaştığında,Abimélec parvint jusqu`à la tour; il l`attaqua, et s`approcha de la porte pour y mettre le feu.
Avimelek gelip kuleyi kuşattı. Ateşe vermek için kapısına yaklaştığında,A-bi-mê-léc tấn tới tháp, xông hãm nó, và đi lại gần cửa đặng phóng hỏa.
Avimelek gelip kuleyi kuşattı. Ateşe vermek için kapısına yaklaştığında,A-bi-mê-léc tấn_tới tháp , xông hãm nó , và đi_lại gần cửa đặng phóng_hỏa .
Avimelek gelip kuleyi kuşattı. Ateşe vermek için kapısına yaklaştığında,E Abimeleque, tendo chegado até a torre, atacou-a, e chegou-se � porta da torre, para lhe meter fogo.
Avimelek gelip kuleyi kuşattı. Ateşe vermek için kapısına yaklaştığında,In Abimelek pride do stolpa in se bojuje zoper njega in pristopi do samih duri v stolp, da jih zažge.
Avimelek gelip kuleyi kuşattı. Ateşe vermek için kapısına yaklaştığında,아비멜렉이 망대 앞에 이르러서 치며 망대의 문에 가까이 나아가서 그것을 불사르려 하더니
Avimelek gelip kuleyi kuşattı. Ateşe vermek için kapısına yaklaştığında,Potom prišiel Abimelech až k veži, bojoval proti nej a priblížil sa až ku dveriam veže, aby ju podpálil ohňom.
Avimelek gelip kuleyi kuşattı. Ateşe vermek için kapısına yaklaştığında,Så kom Abimelek til tårnet og kringsatte det; han gikk nær til tårnets inngang for å sette ild på det.
Avimelek gelip kuleyi kuşattı. Ateşe vermek için kapısına yaklaştığında,Tehdy přišed Abimelech až k věži, dobýval jí, a přistoupil až ke dveřím věže, aby je zapálil ohněm.
Avimelek gelip kuleyi kuşattı. Ateşe vermek için kapısına yaklaştığında,Авимелех пришел к башне и окружил ее и подошел к дверям башни, чтобы сжечь ее огнем.
Avimelek gelip kuleyi kuşattı. Ateşe vermek için kapısına yaklaştığında,ויבא אבימלך עד המגדל וילחם בו ויגש עד פתח המגדל לשרפו באש׃
Avimelek gelip kuleyi kuşattı. Ateşe vermek için kapısına yaklaştığında,فجاء ابيمالك الى البرج وحاربه واقترب الى باب البرج ليحرقه بالنار.
Avimelek gelip kuleyi kuşattı. Ateşe vermek için kapısına yaklaştığında,亞 比 米 勒 到 了 樓 前 攻 打 、 挨 近 樓 門 、 要 用 火 焚 燒
Avimelek gelip kuleyi kuşattı. Ateşe vermek için kapısına yaklaştığında,亞比 米勒 到 了 樓前 攻打 、 挨近 樓門 、 要 用 火焚燒
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.(138:5) Сзади и спереди Ты объемлешь меня, и полагаешь на мне рукуТвою.
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.Alle spalle e di fronte mi circondi e poni su di me la tua mano
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.Bagfra og forfra omslutter du mig, du lægger din Hånd på mig.
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.Bakfra og forfra omgir du mig, og du legger din hånd på mig.
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.Chúa bao phủ tôi phía sau và phía trước, Ðặt tay Chúa trên mình tôi.
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.Chúa bao_phủ tôi phía sau và phía trước , Ðặt tay Chúa trên mình tôi .
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.Detrás y delante me rodeas y sobre mí pones tu mano
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.Du omsluter mig på alla sidor och håller mig i din hand.
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.Elõl és hátul körülzártál engem, és fölöttem tartod kezedet.
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.Engkau mengelilingi aku dari segala penjuru, dan Kaulindungi aku dengan kuasa-Mu
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.주께서 나의 전후를 두르시며 내게 안수하셨나이다
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.Obkľúčil si ma odzadu i odpredu a položil si na mňa svoju ruku.
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.Sinä olet saartanut minut edestä ja takaa ja laskenut kätesi minun päälleni.
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.Tu mă înconjori pe dinapoi şi pe dinainte, şi-Ţi pui mîna peste mine.
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.Tu me cercaste em volta, e puseste sobre mim a tua mão.
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.Tu m`entoures par derrière et par devant, Et tu mets ta main sur moi.
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.U bent bij mij, naast mij, voor mij, achter mij. Uw hand rust op mij.
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.Von allen Seiten umgibst du mich und hältst deine Hand über mir.
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.Zadaj in spredaj me obdajaš in name pokladaš roko svojo.
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.Z tyłu i z przodku otoczyłeś mię, a położyłeś na mię rękę twoję.
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.Z zadu i z předu obklíčils mne, a vzložils na mne ruku svou.
Beni çepeçevre kuşattın, Elini üzerime koydun.Με περικυκλονεις οπισθεν και εμπροσθεν, και εθεσας επ' εμε την χειρα σου.