Yüksek zeminden başlayarak, çeşitli kuşatma terasları inşa ettirdi.Começando em terreno elevado,ele construiu uma espécie de plataforma de cerco.
İmameddin Zengi de ordusu ile Şam'ı Haçlıların kuşatmasından kurtarmıştı.Amã foi a capital e guarda forte dos amonitas, que apelidaram o local de Rabate Amom]].
Dehr (Kâinat), bütün varlık türlerini kuşatan bütündür.É ele todo o seu sustento e todo o seu futuro.
Sonuç olarak, Himerios sonuç vermeyen kuşatmayı bıraktı ve başkent için yelken açtı.Himério abandonou então o cerco infrutífero e navegou para a capital imperial.
Kars Kuşatması, Kırım Savaşı'nın son büyük çaplı askeri harekatıdır.O cerco de Kars foi a última grande batalha da Guerra da Crimeia.
Bu sırada, Memlüklüler Adana'yı 3 ay boyunca kuşattı ve ele geçirdi.Enquanto isso, os Mamelucos cercaram Adana, que caiu depois de três meses.
944'e gelindiğinde Orta Fırat'ta Amida, Dara ve Nisibis şehirlerine baskın düzenleyip ve Edessa'yı kuşattı.Cerca de 944, atacou as cidades de Amida, Dara e Nísibis no médio Eufrates e sitiou Edessa.
Kuşatma 40 gün sürmüştür.O cerco continuou por 40 dias.
Kısa bir kuşatmadan sonra, herhangi bir Kartaca yardımı gelmeyeceğini gören Sirakuza Roma ile barış yaptı.Depois de um breve cerco, sem nenhuma ajuda cartaginesa esperada, Siracusa firmou a paz com os romanos.
Kiev civarındaki Sovyet birliklerinin kuşatılması 16 Eylül 1941 tarihinde gerçekleştirildi.O cerco das forças soviéticas em Kiev foi alcançado em 16 de setembro.
Kuşatma sırasında kavkhan Dometian'ı ve birçok askeri esir aldılar.Durante seu cerco eles capturaram o cã Domeciano e muitos soldados.
Kuşatılmaş kuvverlerinin teslim olmasını reddedince Jukov tekrar topçu ve hava saldırıda bulundu.Quando recusaram a rendição, Zhukov ordenou que arrasassem as tropas com artilharia e força aérea.
Bu kuşatma çemberi Sovyet 19., 20., 24. ve 32. Orduları çok geniş bir bölgede kuşatmış oldu.Quatro exércitos soviéticos (19.º, 20.º, 24.º e 32.º) foram cercados numa enorme bolsa a oeste da cidade.
Osmanlı Ordusu'nun Yanıkkale çevresindeki son savaşları İkinci Viyana Kuşatması sırasında 1683 yılında oldu.Batalhas importantes foram travadas ali contra a invasão dos turcos em 1683 durante o segundo cerco a Viena.
Osmanlı ordusu 14 Temmuz'da Viyana'yı kuşattı.O principal exército turco finalmente investiu contra Viena em 14 de julho.
Mancınık ve koçbaşı kuşatmalar sırasında kullanılan araçlardı.As catapultas e as aríetes foram usados durante os cercos.
Dokuz ay suren bu kuşatma iki tarafı da çok yordu.Nos dois dias seguintes, mais nove dos embarcados morreram de frio.
Sonra Arzanene'i işgal edip, yağmaladı ve Chlomaron kalesini kuşattı.Ele invadiu e saqueou Arzanena e cercou a fortaleza de Clomaro.
Kuşatma 18 ay daha devam etti.A rodagem durou dezoito meses.
Bölgedeki partizan gruplar, kuşatılan Alman birliklerinin tasfiye edilmesinde önemli bir rol oynadılar.O movimento de resistência italiano se tornou muito ativo nesta zona ocupada parcialmente pelos alemães.
Ravenna kuşatması devam etmekte idi.Era hora de Markus continuar.
845 yılındaki Paris Kuşatması ancak çok büyük miktarda danegeld ödenerek savuşturulur.Em 845, uma invasão em Paris foi impedido por causa de um grande pagamento de prata aos viquingues.
Kuşatma 33 gün sürmüş ancak Panahabad şehri ele geçirilememişti.Durante trinta anos a cidade de Konstanz foi cercada, mas o centro da cidade não foi tomado.
El Makrizi kuşatmada 20 tane mancınık kullanıldığını yazar.Expõe vinte desenhos na Árvore.
Troya kuşatmasında Hektor'un attığı okun topuğuna saplanması üzerine ölmüştür.Ele foi morto na Guerra de Troia por Heitor.
Savaşın çoğunda Madrid’i ve Madrid’in güney ve batıdaki alanlarını kuşattılar.Madrid e a região a sul e oeste de Madrid encontraram-se cercadas durante a maior parte da guerra.
Kerboğa kuşatmasi sırasında kesilip yenmişti.Desapareceu quando cruzava o Triângulo.
Kuşatmanın sona eriş tarihi ise 1331'dir.A mais antiga referência a este chafariz remonta a 1331.
Kevkaban kalesi kuşatması çok yavaş ve zor ilerliyordu.A colonização da região foi lenta e difícil.
Kuşatma altında koşullar kötüleşmektedir.Durante o império a situação piorou.
Bununla birlikte, Herakleios, bir dizi manevra ile kuşatmayı önledi.Heráclio, contudo, conseguiu evitar o cerco através de uma série de manobras.
Waffen-SS birlikleri kiliseyi kuşattı ve Çeklerle silahlı çatışmaya girdi.Tropas da Waffen-SS então cercaram a igreja onde os dois atiradores e seus colegas estavam.
Böylece birkaç ay süren bir kuşatma başladı.Comecei a me encontrar com alguém há alguns meses.
Kuşatılmış Korint kalesinde, 1207/1208 yılında Leo Sgouros, intihar etti.Cercado na cidadela de Corinto, Esguro suicidou-se em 1207 ou 1208.
Nisan 1945'te Ruhr Kuşatma Halkası'nda imha edildi.Foi destruído no Bolsão de Ruhr em Abril de 1945.
Müslüman tarafında çok sayıda kronikçi-tarihçi bu kuşatma hakkında tarih yazmıştır.Há discrepância entre os cronistas muçulmanos sobre as datas desses acontecimentos.
Bu kuşatma Eylül'e kadar sürmüştür.A erupção durou até Setembro.
Ertesi gün Persler ilerleyerek şehri kuşatmaya hazırlandılar.No dia seguinte, os persas avançam e começam a cercar a cidade, preparando-se para sitiá-la.
Kudüs Kuşatması, Milattan Sonra 70 yılında meydana gelen İlk Yahudi-Roma Savaşı'dır.Jerusalém ainda estava em ruínas desde a primeira guerra judaico-romana em 70.
Fakat kuşatma sırasında öldü.Morreu no decurso da viagem.
Vauban ve Catinat 15 Mayıs'ta kenti kuşattılar.Otomanos e Mamelucos evacuaram a cidade no dia 25 de Abril.
Temmuz 2015'ten beri kasaba rejim ve Hizbullah'ın kuşatması altındadır.Em julho de 2015, a área encontrava-se sob o controlo do Estado Islâmico do Iraque e do Levante.
7 yıl süren kuşatmada, Anárion ölmüştür.Em torno de 7 minutos, Vitor estava exausto.
MÖ 133 yazında Numantia kuşatmasının ardından Numantialıların çoğu teslim olmak yerine intihar ettiler.No final dos quinze meses do cerco de Numância, no verão 133 a.C., a maioria dos numantinos foi derrotada.
Bunun yerine şehri kuşattı.Ao redor dela se desenvolveu a cidade.
Bu kuşatma ve sonucu, İkinci Pön Savaşı'nın başlangıcı olmaktadır.Fim da Primeira Dinastia e inicio da Segunda Dinastia.
Bu Kral Krum'un kuşatmayı daha da ciddileştirmesine neden oldu.A morte inspirou Rocky a levar o rap mais a sério.
Kuşatmanın başarısızlığa uğramasından sonra Merzifonlu Kara Mustafa Paşa idam edildi.Após esta derrota, o treinador Maurício Barbieri foi demitido.
Thomas, kuşatmayı kaldırıp, Bulgar ordusu ile karşılaşmak için yürüyüşe geçti.Tomás levantou o cerco e marchou ao seu encontro com o seu exército.
Emeviler ordusunun kışları Kyzikos'ta geçirip kusatmanin ilkbaharlarda devamı.Eles são um quarteto e começam a viver juntos em Karuizawa durante o inverno.
Azak Kalesi kuşatması, Çar I. Petro’ya donanmaya ve düzenli bir orduya sahip olmanın önemini göstermişti.Sabe-se como foi necessário impor através do trato legal e diplomático o direito de D. João I ao trono.
Böylece kentin dışını kuşatan kesintisiz bir duvar oluşturulmuştur.Ele propunha uma cidade em forma de parede que poderia se estender infinitamente.
Gözler büyüktür, ve parlak sarı bir halkayla kuşatılmıştır.Está entre altas serras, o que proporciona uma visão espetacular.
Bölgeye giden tek yolu kapatan Glaber ayaklanmacıları kuşatarak açlıktan öldüreceğini düşünür.A única maneira de deter a raça Flood é matá-la de fome até a morte.
Kafirlerle savaşır ve onları kalelerinde kuşatma altına alır.Zijn tegenstanders hadden hem aangeklaagd als ongelovig en losbandig.
Bu temas sağlanırsa E Ordular Grubu Sovyet 26. ve 57. Orduları kuşatacaktır.Als dit zou lukken, zouden ze de Russische 26e en de 57e leger omsingeld hebben.
Şüphesiz O, beni nimetleriyle kuşatmıştır.En zalig is hij die niet struikelt over mij.)
27 Ocak - Leningrad Kuşatması sona erdi.27 januari De belegering van Leningrad is ten einde.
Fakat Sezar bu şehri kuşatmaya almaya karar verdi.Caesar besloot daarop de stad te belegeren.
Dagor-nuin-Giliath’a kadar Falas’ın şehirleri kuşatma altında kalmıştır.De steden van Falas bleven belegerd tot de Dagor-nuin-Giliath.