küçük ile cümle

küçük kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Cadı zavallı küçük kızı lanetledi.The witch cursed the poor little girl.
Küçük kız kardeşim şimdi kitapları iyi okuyabiliyor.My little sister can read books well now.
Küçük kız kardeşim bazen bir erkek çocuğu olmayı diledi.My little sister sometimes wished she was a boy.
Yasayla küçüklerin sigara içmesi yasaklanmıştır.Minors are prohibited from smoking by law.
Binlerce küçük işletme durgunluk sırasında iflas etti.Thousands of small businesses went under during the recession.
Küçük çocuklar iyi müziğin etkisi altında bırakılmalıdır.Young children should be exposed to good music.
Genç bir çocuğun küçük bir kelime haznesi vardır.A young child has a small vocabulary.
Küçük kız ona dilini uzattı.The little girl stuck out her tongue at him.
Küçük çocuk köpeğini kucakladı.The little boy embraced his dog.
Küçük bir çocuğu odasına kilitlemek bir zulüm hareketidir.It is an act of cruelty to lock a small child in his room.
Ülke dünya yüzeyinin küçük bir bölümünü kaplar.Land occupies the minor portion of the earth's surface.
"Küçük kızın odasına gidiyorum", "tuvalete giden" için örtmeceli bir ifadedir."Going to the little girl's room" is an euphemistic expression for "going to the toilet."
Küçük bir kuş bana söyledi.A little bird told me.
Geçen gün Noel hediyesi olarak ona küçük bir şey verdim.I also gave him a little something as a Christmas present the other day.
Bu tornavida herhangi bir şekilde kullanılması için çok küçük.This screwdriver is too small to be any use.
Lütfen bu küçük hediyeyi kabul edin.Please accept this little gift.
Seninkiyle karşılaştırınca benim arabam küçük.Compared to yours, my car is small.
Küçük kız kardeşim gençken evlendi.My younger sister got married in her teens.
Seni yiyip bitireceğim küçük kız.I will devour you little girl.
Küçük çatal salata için ve büyük olan ana yemek içindir.The small fork is for your salad, and the large one is for the main course.
O, küçük erkek kardeşine resmini bitirmesi için yardım etti.She helped her younger brother finish his picture.
Erkek çocukları küçük kız kardeşlerine tepeden bakma eğilimindedir.Boys tend to look down on their younger sisters.
Onun küçük kız kardeşini çok severim.I like her younger sister very much.
Tam o sırada parktaki işçiler bazı küçük oyun kartları getirdiler.Just then, the workers in the park brought over some small playing cards.
Başaracağına dair küçük bir şans var.There is a small chance that he will succeed.
Bu ayakkabılar çok küçük.These shoes are too small.
Küçük Ming gelecek yıl nereye gideceğini hâlâ bilmiyor.Little Ming still doesn't know where he's going to go next year.
Küçük bir balık boş bir tabaktan daha iyidir.Better a small fish than an empty dish.
O çalışma masası Meg için çok küçük.That desk is too small for Meg.
Onu daha küçük yap.Make it smaller.
Küçüklerin girmesine izin verilmez.Minors aren't allowed to enter.
Lütfen küçük bir porsiyon jambon ve bir fıçı birası.A small portion of ham, please, and a draught beer.
Küçük porsiyonların var mı?Have you got small portions?
Daha küçük ölçün var mı?Have you got smaller size?
Küçük kız kardeşin nasıl?How's your little sister?
Bu bitkiler çok küçük. Ben onların büyüyeceklerini sanmıyorum.These plants are too small. I don't think that they'll grow.
Küçük bir köyde hayat sıkıcıdır.Life is boring in a small village.
Hayır. Onlar çok küçükler.No. They are too small.
Jessie küçük eşeği ileriye doğru sürdü.Jessie urged the little donkey forward.
Şapka sana iyi uymuyor. Çok küçük.The hat does not fit you well. Is too small.
Tepeler, küçük bir müze, bir park ve büyük bir kilise vardır.There are hills, a little museum, a public garden and a big church.
Bu sandalye çok küçük.This chair is too small.
Bu ceket çok küçük.This coat is too small.
İki küçük şişe, lütfen.Two small bottles, please.
Hangi hayvan küçük?Which animal is small?
Bir ağabeyim ve küçük bir kız kardeşim var.I have one older brother and one younger sister.
Küçük buzdolabı kirli.The little fridge is dirty.
O, benim küçük kız kardeşimin fotoğrafıdır.That's my younger sister's photograph.
18 yaşından küçükler evlenemez.People under 18 cannot marry.
Bir angstrom, nanometreden daha küçüktür.An ångström is smaller than a nanometer.
Bu küçük bir köpek.It is a small dog.
Lucy'nin annesi ona küçük kız kardeşine bakmasını söyledi.Lucy's mother told her to look after her younger sister.
0.44 km²'lik Vatikan, dünyanın en küçük ülkesidir.Vatican City with its 0.44 km² is the world's smallest state.
O benim küçük erkek kardeşimdir.He's my younger brother.
Cesar Chavez 1927 yılında Arizona'da, Yuma yakınındaki küçük bir çiftlikte doğdu.Cesar Chavez was born on a small farm near Yuma, Arizona in 1927.
Küçük erkek kardeşimle iyi geçiniyorum.I get along with my younger brother.
Somon balığını küçük parçalara ayır.Cut the salmon into small pieces.
Küçük kız kardeşimle aynı zamanda mı ayrıldın?Did you leave at the same time as my younger sister?
Politikacılar arasındaki tüm küçük çekişmelerden bıktım.I'm sick and tired of all the petty squabbling among politicians.
Uzun zaman önce terkedilmiş küçük kasaba zamanla donmuş gibi görünüyor.The small town, abandoned long ago, seems frozen in time.

İlgili Sayfalar