küçük ile cümle
küçük kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Mary Tom'u küçük bir kız olduğundan beri tanır.Mary has known Tom since she was a little girl.
Tom ailesi ile küçük bir evde yaşıyor.Tom lives with his parents in a small house.
Tom ailesi ile birlikte küçük bir evde yaşıyordu.Tom lived with his parents in a small house.
Tom birkaç yıldır küçük bir adada yaşıyordu.Tom lived on a small island for a few years.
Tom küçük kardeşinden daha yaşlı görünüyor.Tom looks older than his younger brother.
Mary senin küçük kız kardeşin, değil mi?Mary is your younger sister, isn't she?
Tom'un John isimli küçük bir erkek kardeşi var.Tom has a younger brother named John.
Sami Doğu Avrupa'daki küçük bir Müslüman toplulukta büyüdü.Sami grew up in a small Muslim community in Eastern Europe.
Tom küçük değil.Tom isn't a minor.
Tom diğer oğlanlarla karşılaştırıldığında ne kadar küçük olduğunu fark etti.Tom realized how small he was compared to the other boys.
Tom, Boston'dan uzakta olmayan küçük bir kasabada büyüdü.Tom grew up in a small town not far from Boston.
Tom, küçük erkek kardeşine bakmak zorundadır.Tom has to take care of his younger brother.
Tom, Mary'ye yanağından küçük bir öpücük verdi.Tom gave Mary a little kiss on her cheek.
Bu ceket senin için çok küçük.That coat is too small for you.
Tom küçük bir çocukken ağaçlara tırmanmayı severdi.When Tom was a young boy, he used to love climbing trees.
Tom'un küçük bir bahçesi var.Tom has a small garden.
Tom, onun için çok küçük olan bir şapka takıyordu.Tom was wearing a hat that was too small for him.
Tom ve Mary'nin küçük bir organik çiftliği var.Tom and Mary have a small organic farm.
Tom oy veremeyecek kadar küçük olduğunu söyledi.Tom said that he was too young to vote.
Mary en büyük oğlumun en küçük kızı.Mary is my older son's youngest daughter.
Öğle yemeğini küçük bir restoranda yedik.We ate lunch at a small restaurant.
Tom, Boston'daki küçük bir şirketin başkanıdır.Tom is the president of a small company in Boston.
Tom'un bir sırt çantası ve bir küçük valizi var.Tom has a backpack and one small suitcase.
Tom buradan yaklaşık üç yüz kilometre uzakta küçük bir kasabada yaşıyor.Tom lives in a small town about three hundred kilometers from here.
Tom eskiden kayınbiraderimdi. O, küçük kız kardeşimin eski kocasıdır.Tom used to be my brother-in-law. He's my younger sister's ex-husband.
Tom eskiden kayınçomdu. O, küçük kız kardeşimin eski kocasıdır.Tom used to be my brother-in-law. He's my younger sister's ex-husband.
Tom eskiden eniştemdi. O, küçük kız kardeşimin eski kocasıdır.Tom used to be my brother-in-law. He's my younger sister's ex-husband.
Tom eskiden bacanağımdı. O, küçük kız kardeşimin eski kocasıdır.Tom used to be my brother-in-law. He's my younger sister's ex-husband.
Tom sınıfımızdaki yaşça en küçük öğrencidir.Tom is the youngest student in our class.
Küçük bir erkek kardeşim var.I have a younger brother.
Yaşça daha küçük bir erkek kardeşim var.I have a younger brother.
Benim küçük bir kız kardeşim var.I have a younger sister.
Tom'un küçük bir işletmesi var.Tom owns a small business.
Tom'un küçük bir işi var.Tom owns a small business.
Tom bir küçük işletme sahibi.Tom is a small business owner.
Sami kendinin kirli küçük sırrını gözler önüne serdi.Sami revealed his dirty little secret.
Tom küçük bir mezarlıkta toprağa verildi.Tom was interred in a small cemetery.
Sami, Rocky Dağları'nda yer alan küçük bir toplulukta yaşıyordu.Sami lived in a small community nestled in the Rocky Mountains.
Sami küçük kızına Leyla adını verdi.Sami named his little girl Layla.
Daha küçük bir şirket için çalışmak istiyorum.I'd like to work for a smaller company.
Tom'un evinin mutfağı küçük.Tom's house has a tiny kitchen.
Tom'un mutfağı küçük.Tom's house has a tiny kitchen.
Sami, popüler deniz ürünleri restoranı ile küçük bir servet kazandı.Sami built a small fortune with his popular seafood restaurant.
Sami evini sattı ve onun küçük evinde Leyla'ya katıldı.Sami sold his house and joined Layla in her smaller house.
Mary'nin üç tane küçük çocuğu var.Mary has three infants.
Evimizin arkasında küçük bir sebze bahçesi var.We have a small vegetable garden behind our house.
O lüks araba küçük.That luxury car is small.
Küçükken biz bu nehirde çok yüzerdik.We used to swim in this river a lot when we were kids.
Sami küçük bir Kanada kasabasında yaşıyor.Sami lives in a small Canadian town.
Kızım hala küçük.My daughter is still small.
Sami bu küçük pentekostal kilisesini 16 yıldır yönetiyor.Sami has been leading this small Pentecostal church for 16 years.
Sami artık kirli küçük sırrını gizleyemezdi.Sami could no longer hide his dirty little secret.
Sami bu küçük mezarlığa gömüldü.Sami was buried in this small cemetery.
Sami bu küçük odada sorguya çekildi.Sami was interrogated in this small room.
Sami bu küçük odada sorgulandı.Sami was interrogated in this small room.
Sami küçük bir kasabanın sessizliğini seviyordu.Sami loved the quiet of a small town.
Tom, Mary'den daha küçüktür ama Mary'den daha hızlı koşar.Tom is smaller than Mary, but he runs faster than she does.
Tom küçük bir kaşıkla dondurma yemekten hoşlanıyor.Tom likes to eat ice cream with a small spoon.
Mary küçük kardeşini gıdıkladı.Mary tickled her little brother.
Tom'un Boston'tan uzakta olmayan küçük bir çiftliği var.Tom has a small farm not far from Boston.