küçük ile cümle
küçük kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bu fazla mı küçük?Is this too small?
Tom küçük bir evde kendi başına yaşıyor.Tom lives in a small house by himself.
Sami çok küçük bir kasabada yaşıyor.Sami lives in a very small town.
Tom'un küçük ayakları var.Tom has small feet.
Biraz daha küçük bir tane var mı?Do you have a little smaller one?
Bazen küçük bir kuş olmak isterim.Sometimes, I'd like to be a small bird.
Sami sohbet etmekten ve insanlarla küçük konuşmalar yapmaktan hoşlanırdı.Sami liked to chat and make small talk with people.
Sami kesinlikle küçük düşürüldü.Sami was absolutely mortified.
Sami artık küçük değil.Sami is not a minor anymore.
Sami hala küçük.Sami is still a minor.
Mary hep küçük siyah bavuluyla yolculuk eder.Mary always travels with her small black suitcase.
Büyük balık, küçük balığı yer.The big fish eats the small one.
Büyük balık, küçük olanı yedi.The big fish ate the small one.
Tom için aldığın ayakkabılar onun için çok küçük.The shoes you bought for Tom are too small for him.
Sami, Saint Augustine adlı küçük bir Florida kasabasında büyüdü.Sami grew up in a small Florida town called Saint Augustine.
Sami taşındı ve Kahire'de küçük bir ev kiraladı.Sami moved out and rented a small house in Cairo.
Tom'un dairesi küçük.Tom's apartment is small.
Bana küçük bir öpücük ver.Give me a little kiss.
Erkek kardeşim benden üç yaş küçük.My brother is three years younger than I am.
Tom'un bir küçük olduğunu bilmiyordum.I didn't know Tom was a minor.
Tom hâlâ kendi ayakkabılarını bağlamak için çok küçük.Tom is still too young to tie his own shoes.
Tom, Park Caddesi'ndeki küçük bir evde yaşıyor.Tom lives in a small house on Park Street.
Sami'nin küçük bir şirketi vardı.Sami had a small company.
Sami bu küçük mahallede yaşıyor.Sami lives in this little neighborhood.
Tom'un bahçesi gerçekten küçük.Tom's garden is really small.
Tom hâlâ küçük bir çocuk.Tom is still a little boy.
Ayakkabılarım seninkilerden daha küçük.My shoes are smaller than yours.
Tom, evinin önünde küçük bir şeftali ağacı dikti.Tom planted a small peach tree in front of his house.
Küçük mü?Is it small?
Tom bunu yapmak için çok küçük, değil mi?Tom is too small to do that, isn't he?
Tom'dan üç yaş küçüksün, değil mi?You're three years younger than Tom, aren't you?
Sen benden daha küçüksün, değil mi?You're younger than me, aren't you?
Tom küçük bir çocuk, değil mi?Tom is a minor, isn't he?
Bu kep benim için çok küçük.This cap is too small for me.
Sen benden çok daha küçüksün, değil mi?You're way younger than I am, aren't you?
Benden üç yaş daha küçüksün, değil mi?You're three years younger than me, aren't you?
Sen benden yaklaşık üç yaş küçüksün, değil mi?You're about three years younger than I am, aren't you?
Tom, Mary'e küçük bir zarf verdi.Tom handed Mary a small envelope.
Odanızın çok küçük olduğunu mu düşünüyorsunuz?Do you think your room is too small?
Büyük bir şehirde mi yoksa küçük bir kasabada mı yaşamayı tercih edersiniz?Would you rather live in a big city or a small town?
Sen küçük işlerin adamı değilsin Tom.You're no small-timer, Tom.
Tom hâlâ küçük, değil mi?Tom is still a minor, isn't he?
Bu eldivenler senin için çok küçük, değil mi?These gloves are too small for you, aren't they?
Neden büyük köpekler bazen küçük köpekleri öldürmek ister?Why do large dogs sometimes want to kill small dogs?
Hiç küçük bir kasabada yaşadın mı?Have you ever lived in a small town?
Tom Mary'nin en küçük oğlu, değil mi?Tom is Mary's youngest son, isn't he?
Genelde küçük erkek kardeşimle yüzerim.I usually swim with my younger brother.
İzak her ramazan Batı Şeria'daki küçük bir köye Sami'yi ziyaret etmeye gidiyor.Every Ramadan, Yitzhak goes to visit his friend Sami in a small West Bank village.
Küçük bir yürüyüşe çıkıyoruz.We are going for a little walk.
Küçük bir yürüyüş için dışarı çıkıyoruz.We're going out for a little walk.
Tom, Mary'yi herkesin önünde küçük düşürdü.Tom humiliated Mary in front of everyone.
Küçük kedi çöplükte oturuyor.The little cat is sitting on the trash.
Tom'un dairesi çok küçük.Tom's apartment is really small.
Adı Nina olan küçük bir kedim var.I have a little cat called Nina.
Tom'un arka bahçesinde küçük bir şeftali ağacı var.Tom has a small peach tree in his backyard.
Bu küçük sırrın aramızda kalması gerekiyordu.That was supposed to be our little secret.
Avustralya en küçük kıtadır.Australia is the smallest continent.
"Tuvalete gitmem lazım." Büyük mü, küçük mü?""I have to go to the bathroom." "Is it number one or number two?"
O ayakkabılar senin için çok küçük.Those shoes are too small for you.
Tom, Mary'den bir yaş küçüktü.Tom was a year younger than Mary.