küçük ile cümle

küçük kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Küçük bir teraryum içinde bir tarantulam var ve onu hamamböceği ile besliyorum.I have a tarantula in a small terrarium, and I feed it cockroaches.
O, bataklıkta küçük bir kulübede tek başına yaşıyor.He lives alone in a little cottage in the swamp.
Onun küçük erkek kardeşi ünlü bir futbol oyuncusu.His little brother is a famous soccer player.
Eve geldiğimde küçük kız kardeşim gitar çalıyordu.When I came home, my little sister was playing the guitar.
Bu kız odaya girince, her çocuk onun küçük şapkasına gülüyordu.As this girl entered the room, every child was laughing at her little hat.
Dün gelen erkek çocuğu benim küçük erkek kardeşimdi.The boy who came yesterday was my younger brother.
O, küçük kız kardeşi kadar dakik değil.She is not as punctual as her little sister.
Tom Meryem'den sadece birkaç yaş küçük.Tom is only a couple of years younger than Mary.
Tom benden daha küçük.Tom is smaller than me.
Tom Park Caddesinde küçük bir apartman dairesinde yaşıyor.Tom is living in a small apartment on Park Street.
Dolayısıyla küçük şeylerle bile Tom'a sevinç getirebilir.So one can bring joy to Tom even with small things.
Bahçede küçük bir havuz var.There's a little pond in the garden.
Marko'nun bir köpeği var. Onun köpeği çok küçük.Marko has a dog. His dog is very small.
Küçüklüğümden beri, ailemle birlikte denize gitmeyi severim.Since I was little I have loved going to the sea with my family.
Küçüklüğümden beri ailemle birlikte denize gitmeyi sevdim.Since I was little I have loved going to the sea with my family.
Ayaklarınızla karşılaştırıldığında, benim ayaklarım daha küçük.Compared to your feet, my feet are smaller.
Benim ayaklarım senin ayaklarından daha küçüktür.My feet are smaller than your feet.
Bazen küçük hatalar bile ciddi kazalara yol açabilir.Sometimes even minor errors can lead to serious accidents.
Bazen küçük hatalar, büyük kazalara neden olabilir.Sometimes even small mistakes can lead to big accidents.
Her bölüm küçük bir hikaye içermeli.Every chapter should contain a small story.
Kanguruların iki küçük ön pençesi ve iki büyük, güçlü arka pençeleri vardır.Kangaroos have two small forepaws and two large, strong hind paws.
Mutfak biraz çok küçük.The kitchen is a little bit too small.
Bir zamanlar hepimiz küçüktük.We were all little once.
Ne tatlı bir küçük kızsın!What a sweet little girl you are!
Bu küçük bir erkek çocuğu mu yoksa küçük bir kız çocuğumu?Is it a little boy or a little girl?
Mona Lisa düşündüğümden daha küçük.The Mona Lisa is smaller than I thought.
Sahanın ortasındaki o küçük höyük nedir?What is that little mound in the middle of the field?
Benim küçük kızım benim omuzlarımda oturmayı seviyor.My little daughter likes to sit on my shoulders.
O küçük siyah bir köpeği var.She has a little black dog.
Tom'un küçük bir yardımı vardı.Tom had a little help.
Bu sadece varolan bir fikrin uzantısıdır. Bunun hakkında küçük bir roman var.That's just an extension of an existing idea. There's little novel about it.
Japonya'da büyük göğüsler Rus standartlarına göre küçük kabul edilmektedir.Big breasts in Japan are considered small by Russian standards.
Ben küçük bir aylağım.I'm a little bummed.
Tüm yaptığın şey aptalca küçük şeyler hakkında endişelenmek!All you do is worry about silly, little things!
Bu buzdolabı sadece 24 inç genişliğinde. Küçük daireler için mükemmel.This fridge is only 24 inches wide. It's perfect for small apartments.
Tom'un en küçük kızı onun favorisi.Tom's youngest daughter is his favorite.
Onlar küçük bir kağıt uçak yaptı.They made a little paper plane.
Tom'un küçük bir erkek çocuğu var.Tom has a little boy.
Küçük tencerenin uzun kolları var.Small pots have long handles.
Ben küçükken birkaç ay koruyucu bir aileyle yaşadım.I lived with a foster family for a couple of months when I was younger.
O, çok küçük olan oda 418'in boş olduğunu hatırladı.He remembered that room 418, which was very small, was vacant.
Ne zaman o şişman kedi küçük sarı kuşu yedi?When did that fat cat eat the little yellow bird?
O kutu bunun hepsini koymak için çok küçük.That box is too small to put all of this in.
Sen bana beni sevdiğini söylediğinde ben küçük dilimi yuttum.I am lost for words when you tell me that you love me.
Tom küçük bir üniversite şehrinde yaşıyor.Tom lives in a small college town.
Küçük çiçek beyaz.The little flower is white.
Bu şehre "Küçük Tokyo" deriz.We call this city "Little Tokyo."
Ben küçük bir kızken oyuncak bebeklerle çok oynardım.I used to play with dolls a lot when I was a little girl.
Sen küçük bir evde yaşıyorsun.You live in a little house.
Onlar küçük bir evde yaşıyor.They live in a little house.
Bu akşamki küçük toplantımızı ona bildirdin mi?Did you let him know about our little get-together this evening?
Ben küçükken okumayı severdim.I loved to read when I was little.
Bu kamera en küçüktür.That camera is the smallest.
Tom sert küçük bir adam.Tom is a tough little guy.
Tom'un bir küçük erkek kardeşi var.Tom has a younger brother.
Bu küçük bir servete mal olmuş olmalı.This must have cost a small fortune.
Küçük miktarlarda kurşun bile tehlikelidir.Even small amounts of lead are dangerous.
Tom ve Mary küçük bir organik çiftliğe sahip.Tom and Mary own a small organic farm.
O küçük bir çocuk değil mi?Isn't that a little juvenile?
Bu küçük bir kafa karıştırıcıydı.It was a little disorienting.

İlgili Sayfalar