küçük ile cümle
küçük kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
O küçük çocuk komşunun çatısına taş atmayı seviyor.That little boy likes to throw rocks on the neighbor's roof.
Tom John'un küçük erkek kardeşi.Tom is John's younger brother.
Yaşadığım köy çok küçük.The village I live in is very small.
Benim küçük kız kardeşim her gün piyano çalar.My younger sister plays piano every day.
Tom'un küçük bir arabası var.Tom has a small car.
Tom'un üç küçük kardeşi var.Tom has three younger siblings.
Tom Mary'nin en küçük oğlu.Tom is Mary's youngest son.
Küçük çocuk zekidir.The little boy is clever.
Küçük çocuk kurnaz.The little boy is crafty.
Bizim küçük kız zaten yürüyebiliyor!Our little girl can already walk!
Ben onun küçük bir penisi olduğunu düşünüyorum.I think he has a small dick.
Bu sadece küçük bir yanlış anlaşılmadır.It's only a minor misunderstanding.
Küçük kargaların büyük gagaları vardır.Small crows have the largest beaks.
Dünya Güneş'ten daha küçük.The Earth is smaller than the Sun.
Onların bölgesi nüfus için küçüktü.Their territory was small for the population.
Tom küçük bir adam.Tom is a little guy.
Tom'un küçük çocukları var.Tom has young children.
Onun giysileri onun için çok küçük hale geldi.His clothes have become too small for him.
Tom'un giysileri onun için çok küçük oldu.Tom's clothes have become too small for him.
Mary küçük bir kuzuya sahipti.Mary had a little lamb.
Mary'nin küçük bir kuzusu vardı.Mary had a little lamb.
Ebabil Apodidae ailesinin küçük bir göçmen kuşudur.The swift is a small migratory bird of the family Apodidae.
Piyano çalarken büyük ellere sahip olmak küçük ellere sahip olmaktan daha iyidir.It's better to have larger hands than smaller hands when playing the piano.
Küçük adımlar atalım.Let's take small steps.
Küçük başlayalım ve daha iyi mevkilere ulaşalım.Let's start small and work our way up.
Ben küçük bir gemi görüyorum.I see a small ship.
Ben küçük bir çocuk gibi hissediyorum.I feel like a little kid.
Benim çok küçük bir burnum var.I have a very small nose.
Tom küçükken banjo çalardı.Tom used to play the banjo when he was younger.
O güzel küçük sesiyle iletişim kurmaya çalışıyor. Sadece onu dinlemen gerekiyor.He's trying to communicate with his beautiful little voice. You just need to listen.
Küçük bir alışveriş yapmak istiyorum.I want to do a little shopping.
Bir frenk üzümü bir çilekten küçüktür.A currant is smaller than a strawberry.
Siz benden iki yaş küçüksünüz.You are two years younger than me.
Tom'un küçük erkek kardeşi Mary'nin ablasıyla çıkıyor.Tom's younger brother is dating Mary's older sister.
Sen benden üç yaş küçüksün.You're three years younger than me.
Sen Tom'dan üç yaş daha küçüksün.You're three years younger than Tom.
Tom küçük bir kamarada tek başına yaşıyordu.Tom lived alone in a small cabin.
Ne komik küçük hayvan!What a funny little animal!
Bildiğim kadarıyla küçük bir şehir.As far as I know it's a small city.
Benim küçük palyaçom, benimle dans eder misin?Will you dance with me, my little clown?
Biz küçük bir tepe üzerindeki bir yeşil alanda piknik yaptık.We had a picnic in a green field on a small hill.
Bu küçük Pasifik adası halkı iklim değişikliği tarafından tehdit edilmektedir.This small Pacific island nation is threatened by climate change.
Bu küçük Pasifik adası ulusu iklim değişikliği tehdidi altındadır.This small Pacific island nation is threatened by climate change.
O bana çocuklar küçük hayvanlar gibidir dedi.He said to me: "Children are like small animals."
O küçük bir şeytan.She's a little devil.
Bu küçük mahalle kitabevi Amazon tarafından iş dışında kalmak zorunda bırakıldı.This small neighborhood bookstore was forced out of business by Amazon.
Küçük çocuklara öğretmek kolay değildir.It isn't easy to teach little kids.
Daha küçüklerin var mı?Do you have any smaller ones?
Nereye koşuyorsun, küçük tavşan?Where are you running, little hare?
Çocuklar aslında küçük şeytanlardır, değil mi?Kids really are little devils, aren't they?
Onun işaret parmağı, yüzük parmağından daha küçüktür.His index finger is smaller than his ring finger.
Bu benim küçük erkek kardeşim.This is my younger brother.
Kitaplar küçük.The books are small.
Küçük kız kardeşim ona nasıl kayak yapacağını öğretmemi istedi.My little sister asked me to teach her how to ski.
Küçük hayvanlar, örneğin kriller plankton yerler.Tiny animals such as krill eat plankton.
Bizim bavul sehpamız çok küçük.Our luggage rack is too small.
Tom'un ayakkabıları onun için çok küçük.Tom's shoes are too small for him.
Küçük bir orman deresi yosun kaplı ağaçların arasında akıyordu.A small forest brook flowed between the moss-covered trees.
Üç küçük kız buz pateni pistine gidiyor.Three little girls are going to the skating rink.
Pedro'nun daha küçük bir erkek kardeşi var mı?Does Pedro have a younger brother?