küçük ile cümle

küçük kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Sana küçük bir sır vereceğim.I'll tell you a little secret.
İşte küçük bir sır.Here's a little secret.
Sana küçük bir sır söyleyebilir miyim?Can I tell you a little secret?
Küçük kız bana gülümsedi.The little girl has smiled to me.
Büyük akıllar fikirleri, ortalama akıllar olayları, küçük akıllar ise kişileri tartışır.Great minds discuss ideas, average minds discuss events, small minds discuss people.
Tom, Mary'nin adını küçük siyah kitabına yazdı.Tom wrote Mary's name in his little black book.
Tom, Mary'ye küçük kahverengi bir çanta verdi.Tom handed Mary a small brown bag.
Tom Avustralya'da küçük bir kasabada büyüdü.Tom grew up in a small town in Australia.
Benim küçük kız kardeşim okulda cüzdanını çaldırdı gibi görünüyor.It seems that my little sister got her wallet stolen at school.
Sanırım Tom'la küçük bir konuşma yapma zamanımız.I think it's time we had a little talk with Tom.
Küçük bir şirket ister misin?Do you want a little company?
Benim küçük kız kardeşim çok iyi şarkı söyler.My youngest sister sings very well.
Çocuklar meşe oyunları için yerde küçük bir oyuk açtılar.The children made a small hole in the ground for their game of marbles.
Çocuklar bilye oyunları için yerde küçük bir oyuk açtılar.The children made a small hole in the ground for their game of marbles.
O, Avusturya'da küçük bir Alp köyünde yaşıyor.He lives in a small Alpine village in Austria.
Küçük kızlar ağlıyor.The little girls are crying.
Küçük kızlar ağlar.Little girls cry.
Tom ve Mary'nin küçük kızı ilk deneme adımlarını atmaya başlıyor.Tom and Mary's little girl is starting to take her first tentative steps.
Bu file, küçük çocuklar tarafından hayran olunur.This elephant is adored by small children.
Bu fil, küçük çocuklar tarafından çok sevilir.This elephant is adored by small children.
Bu fil küçük çocuklar tarafından sevilir.This elephant is loved by small kids.
Kitap çok küçük.The book is very small.
Büyük çocuklar küçüklere yardımcı oldular.The older children helped the younger ones.
Oda son derece küçük.The room is extremely small.
Oda çok küçük.The room is too small.
Küçük kız dolaba saklandı.The little girl hid in the closet.
Gözlemlerimi yazacağım küçük bir not defteri getirdim.I brought a small notebook where I am going to write my observations.
Bana küçük kedini göster.Show me your little cat.
Küçük bebek dün doğdu.The little baby was born yesterday.
Bu küçük köyde huzur buldum.I found peace in this little village.
Yatak odam çok küçük.My bedroom is too small.
Mutfakta küçük bir masamız var.We have a small table in the kitchen.
Ben onları bir tekneyle küçük bir geziye götürdüm.I took them for a little trip in a boat.
Savigny-sur-Orge'de yaşıyorum, Paris varoşlarında küçük bir kasaba.I live in Savigny-sur-Orge, a small town in the Paris suburbs.
Küçük kız kardeşim şarkı söylemede çok iyidir.My younger sister is very good at singing.
Küçük erkek kardeşim kedisine Hanako adını verdi.My younger brother named his cat Hanako.
Seninle Tom hakkında küçük bir sohbet etmek istiyorum.I want to have a little chat with you about Tom.
Seninle küçük bir sohbet etmek istiyorum.I'd like to have a little chat with you.
Şu anda çok küçük bir evde oturuyorum.I now live in a very small house.
Artık çok küçük bir evde yaşıyorum.I now live in a very small house.
Tom küçük bir balıkçı köyünde yaşıyor.Tom lives in a small fishing village.
Hikaye 1920'li yıllarda Almanya'nın kuzeyindeki küçük bir kasabada başlar.The story begins in a small town in the north of Germany in the 1920s.
Evin dışına çıkmalarına izin verilirse kediler genellikle küçük hayvanları öldürürler.Cats often kill small animals if allowed outside of the house.
Uzun boylu kız küçük çocuğu aldı.The tall girl picked up the small child.
Küçük kız kendini yıkadı.The little girl washed herself.
Bizim küçük bir durumumuz var.We've got a little situation.
Bizim küçük bir sorunumuz var.We've got a little problem.
Biz küçük bir sorunla karşılaştık.We've run into a little bit of a problem.
Yapacak küçük bir duyurumuz var.We've got a little announcement to make.
O çok küçük bir kasaba.It's a very small town.
O küçük bir düğündü.It was a small wedding.
Tom'un odası oldukça küçük.Tom's room is quite small.
Sen çok küçük olduğun için şanslısın.You're lucky you're so small.
O, hatırladığımdan daha küçük.It's smaller than I remember.
O küçük tornavidayı bana uzat.Hand me that small screwdriver.
Tom Mary'ye küçük bir paket uzattı.Tom handed Mary a small package.
Tom çok küçük bir kasabadan gelir.Tom comes from a very small town.
Bu ayakkabılar benim için çok küçük.These shoes are too small for me.
Tüm küçük baskıyı okudun mu?Did you read all the small print?
Bu eldivenler benim için çok küçük.These gloves are too small for me.

İlgili Sayfalar