küçük ile cümle

küçük kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Tom küçük bir balıkçı köyünde büyüdü.Tom grew up in a small fishing village.
Tom'un yatak odasının sadece küçük bir penceresi var.Tom's bedroom only has one small window.
Tom Park caddesinde küçük bir dairede yaşar.Tom lives in a small apartment on Park Street.
Tom cebinden küçük bir el feneri çıkardı.Tom pulled a small flashlight out of his pocket.
Tom on üç yaşına kadar küçük bir kasabada yaşadı.Tom lived in a small town until he was thirteen.
Tom'un yüzünde tam sol gözünün altında küçük bir yara var.There's a small scar on Tom's face just under his left eye.
Çeşmenin önünde duran küçük bir erkek grubu vardı.There was a small group of men standing in front of the fountain.
Benim yatak odam Tom'unkinden daha küçük.My bedroom is smaller than Tom's.
Büyük bir şehirde yaşamaktansa küçük bir kasabada yaşamayı tercih ederim.I'd rather live in a small town than in a big city.
Porsuk bir sürü tavşan ve kayın tavuğu, ela keklik, küçük kemirgenler yakalar.Wolverine catches a lot of hares and black grouses, hazel grouses, small rodents.
Odası küçük ama temizdi ve yemek de iyiydi.His room was small but clean, and the food was good.
Burada küçük bir yardım alabilir miyim?Can I get a little help here?
Tom'la ilk kez kasabanın dışında küçük bir barda tanıştım.I first met Tom in a little bar outside of town.
Küçük kız o kadar çok ağladı ki, yüzü gözyaşları ile örtüldü.The little girl cried so much that her face was awash with tears.
İyi geceler! Küçük kızlar için yatağa gitme zamanı.Good night! It's time for little girls to go to bed.
Ben en küçük çocuğum.I'm the youngest child.
Tom küçük yaşlı bayanın caddeyi geçmesi için yardım etti.Tom helped the little old lady to cross the road.
Şüpheye düştüğünde, sadece bir sonraki küçük adımı at.When in doubt, just take the next small step.
Küçük bir kız gibi görünüyorsun.You look like a little girl.
Bizim dairemiz çok küçük. Bir aileye bakmak için yeterli yer yok.Our apartment is too small. There's not enough room to raise a family.
Dünya küçük gezegen değil, gezegendir.The earth is a planet, and not a planetoid.
Bizim sınıfımız çok küçüktür.Our classroom is very small.
Küçük bir kız kardeşin var mı?Have you got a little sister?
Küçük ama sesli bir azınlık, toplantının kesilmesine yol açtı.A small, but vocal minority, disrupted the meeting.
Tom ve Mary çok küçük bir dairede yaşarlar.Tom and Mary live in a very small apartment.
Ofis küçüktü ama şehrin bir manzarasına sahipti.The office was small but it had a view of the city.
Tom ve Mary, Boston'un dışında küçük bir çiftlik satın aldılar.Tom and Mary bought a small ranch outside Boston.
Tom çok küçük.Tom is very petty.
Tom benden üç yaş daha küçük.Tom is three years younger than me.
Tom yaşından küçük gösteriyor.Tom looks young for his age.
Tom benden birkaç yaş küçük.Tom is a few years younger than I am.
Küçük kız odaya girdi.The little girl entered the room.
Küçük kızımız büyüyor.Our little girl is growing up.
Küçük erkek kardeşimin ağabeyimden daha güçlü olduğunu düşünüyorum.I think that my younger brother is stronger than my elder brother.
Tom kitabı kapattı ve koltuğunu yanındaki küçük masanın üzerine koydu.Tom closed the book and put it on the small table next to his chair.
Küçük şehirdekiyle büyük şehirdeki kitapçı arasındaki fark nedir?What is the difference between a bookshop in a small town and in a big city?
Elinde küçük bir kutu vardı.She had a little box in her hand.
Tom Mary'nin küçük erkek kardeşi.Tom is Mary's younger brother.
Tom evlenemeyecek kadar küçük.Tom is too young to get married.
Mary küçük kız kardeşi kadar güzel değil.Mary isn't as beautiful as her younger sister.
Tom bunun küçük bir sorun olduğunu söyledi.Tom said it was a minor problem.
Küçük Maria boya kalemleri ile resim yapmayı seviyor.Little Maria likes to draw pictures with crayons.
Fare küçük ve yapayalnız.The mouse is small and all alone.
Senin sadece küçük bir kız olduğun zamanı hatırlayabiliyorum.I can remember when you were just a little girl.
Senin küçük çocukluğunu bilirim.I can remember when you were just a little boy.
Tom küçük bir kulübede tek başına yaşıyordu.Tom lived alone in a small hut.
Tom elmasları küçük bir metal kutuya koydu.Tom put the diamonds in a small metal box.
Küçük çocuklar hayvanlarla empati kurmayı öğrenmelidirler.Young children ought to learn empathy for animals.
Cebimde çok küçük elma var.I have very small apples in my pocket.
Gençken küçük bir köpeğim vardı.I had a small dog when I was young.
Ayakkabılarım çok küçük.My shoes are too small.
Bu ayakkabılar benim giymem için çok küçük.These shoes are too small for me to wear.
Mary Tom'un en küçük kız kardeşi.Mary is Tom's youngest sister.
O harika küçük bir araba.It's a great little car.
En sevdiğim barımın küçüklere alkol sunmak nedeniyle askıya alınan alkol lisansı vardı.My favorite bar had its liquor license suspended for serving alcohol to minors.
O küçük bir kaya üzerine oturdu ve denize baktı.He sat on a small rock and looked out to sea.
Tom'un küçük bir bıyığı var.Tom has a little mustache.
Mary sık sık küçük kardeşine bakmak zorunda.Mary often has to take care of her younger siblings.
İki küçük tavşan, beyaz tavşan ve siyah tavşan, büyük bir ormanda yaşadılar.Two small rabbits, a white rabbit and a black rabbit, lived in a large forest.
Küçük kız kardeşin ne zaman İngilizce öğrenmeye başladı?When did your younger sister start learning English?

İlgili Sayfalar