kötülük ile cümle
kötülük kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Doğru kişinin aklı yanıtını iyi tartar, Kötünün ağzı kötülük saçar.Vanhurskaan sydän miettii, mitä vastata, mutta jumalattomien suu purkaa pahuutta.
Doğru kişinin aklı yanıtını iyi tartar, Kötünün ağzı kötülük saçar.Η καρδια του δικαιου προμελετα δια να αποκριθη το δε στομα των ασεβων εξερευγεται κακα.
Doğru kişinin aklı yanıtını iyi tartar, Kötünün ağzı kötülük saçar.Сердце праведного обдумывает ответ, а уста нечестивых изрыгают зло.
Doğru kişinin aklı yanıtını iyi tartar, Kötünün ağzı kötülük saçar.Сърцето на праведния обмисля що да отговаря, А устата на нечестивите изригват зло.
Doğru kişinin aklı yanıtını iyi tartar, Kötünün ağzı kötülük saçar.לב צדיק יהגה לענות ופי רשעים יביע רעות׃
Doğru kişinin aklı yanıtını iyi tartar, Kötünün ağzı kötülük saçar.قلب الصدّيق يتفكر بالجواب وفم الاشرار ينبع شرورا
Doğru kişinin aklı yanıtını iyi tartar, Kötünün ağzı kötülük saçar.義 人 的 心 、 思 量 如 何 回 答 . 惡 人 的 口 、 吐 出 惡 言
Doğru kişinin aklı yanıtını iyi tartar, Kötünün ağzı kötülük saçar.義人 的 心 、 思量 如何 回答 . 惡人 的 口 、 吐出 惡言
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.A justiça guarda ao que é reto no seu caminho; mas a perversidade transtorna o pecador.
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.Az igazság megõrzi azt, a ki útjában tökéletes; az istentelenség pedig elveszíti a bûnöst.
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.De gerechtigheid beschermt wie oprecht leven, maar zondaren komt hun goddeloosheid duur te staan.
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.Die Gerechtigkeit behütet den Unschuldigen; aber das gottlose Wesen bringt zu Fall den Sünder.
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.Kejujuran melindungi orang yang hidup lurus; kejahatan menghancurkan orang yang berdosa
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.의는 행실이 정직한 자를 보호하고 악은 죄인을 패망케 하느니라
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.La giustizia custodisce chi ha una condotta integra, il peccato manda in rovina l'empio
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.La justice garde celui dont la voie est intègre, Mais la méchanceté cause la ruine du pécheur.
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.La justicia guarda al íntegro de camino, pero la impiedad arruina al pecador
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.Neprihănirea păzeşte pe cel nevinovat, dar răutatea aduce pierzarea păcătosului. -
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.Pravičnost straži nedolžnega na potu, krivica pa grešnika izpodnaša.
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.Rättfärdighet bevarar den vilkens väg är ostrafflig, men ogudaktighet kommer syndarna på fall.
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.Retfærd skærmer, hvo lydefrit vandrer, Synden fælder de gudløse.
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.Rettferdighet verner den som lever ustraffelig, men ugudelighet feller den som gjør synd.
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.Spravedlivosť strežie toho, ktorého cesta je bez úhony; ale bezbožnosť vyvráti toho, kto pácha hriech.
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.Spravedlnost ostříhá přímě chodícího po cestě, bezbožnost pak vyvrací hříšníka.
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.Sprawiedliwość strzeże tego, który żyje bez zmazy; ale niezbożność podwraca grzesznika.
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.Sự công bình bảo hộ người ăn ở ngay thẳng; Nhưng sự gian ác đánh đổ kẻ phạm tội.
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.Sự công_bình bảo_hộ người ăn_ở ngay_thẳng ; Nhưng sự gian_ác đánh_đổ kẻ phạm_tội .
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.Vanhurskaus varjelee nuhteettomasti vaeltavan, mutta jumalattomuus syöksee syntisen kumoon.
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.Η δικαιοσυνη φυλαττει τον τελειον την οδον η δε ασεβεια καταστρεφει τον αμαρτωλον.
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.Правдата пази ходещия непорочно, А нечестието съсипва грешния.
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.Правда хранит непорочного в пути, а нечестие губит грешника.
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.צדקה תצר תם דרך ורשעה תסלף חטאת׃
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.البر يحفظ الكامل طريقه والشر يقلب الخاطئ.
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.行 為 正 直 的 、 有 公 義 保 守 . 犯 罪 的 被 邪 惡 傾 覆
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.行 為 正直 的 、 有 公義 保守 . 犯罪 的 被 邪惡 傾覆
Dul kadına, öksüze, yabancıya, yoksula baskı yapmayın. Yüreğinizde birbirinize karşı kötülük tasarlamayın.›A neutiskujte vdovy a siroty, pohostína a chudobného a nemyslite nikto zlého na svojho brata vo svojom srdci.
Dul kadına, öksüze, yabancıya, yoksula baskı yapmayın. Yüreğinizde birbirinize karşı kötülük tasarlamayın.›과부와 고아와 나그네와 궁핍한 자를 압제하지 말며 남을 해하려하여 심중에 도모하지 말라 하였으나
Dul kadına, öksüze, yabancıya, yoksula baskı yapmayın. Yüreğinizde birbirinize karşı kötülük tasarlamayın.›og undertrykk ikke enker og farløse, fremmede og arminger, og tenk ikke ut ondt mot hverandre i eders hjerte!
Dul kadına, öksüze, yabancıya, yoksula baskı yapmayın. Yüreğinizde birbirinize karşı kötülük tasarlamayın.›undertryk ikke Enker og faderløse, fremmede og nødlidende og tænk ikke i eders Hjerter ondt mod hverandre!
Dul kadına, öksüze, yabancıya, yoksula baskı yapmayın. Yüreğinizde birbirinize karşı kötülük tasarlamayın.›вдовы и сироты, пришельца и бедного не притесняйте и зла друг противдруга не мыслите в сердце вашем.
Dul kadına, öksüze, yabancıya, yoksula baskı yapmayın. Yüreğinizde birbirinize karşı kötülük tasarlamayın.›ואלמנה ויתום גר ועני אל תעשקו ורעת איש אחיו אל תחשבו בלבבכם׃
Dul kadına, öksüze, yabancıya, yoksula baskı yapmayın. Yüreğinizde birbirinize karşı kötülük tasarlamayın.›ولا تظلموا الارملة ولا اليتيم ولا الغريب ولا الفقير ولا يفكر احد منكم شرا على اخيه في قلبكم.
Dul kadına, öksüze, yabancıya, yoksula baskı yapmayın. Yüreğinizde birbirinize karşı kötülük tasarlamayın.›不 可 欺 壓 寡 婦 、 孤 兒 、 寄 居 的 、 和 貧 窮 人 . 誰 都 不 可 心 裡 謀 害 弟 兄
Dul kadına, öksüze, yabancıya, yoksula baskı yapmayın. Yüreğinizde birbirinize karşı kötülük tasarlamayın.›不可欺壓寡婦 、 孤兒 、 寄居 的 、 和貧 窮人 . 誰都 不 可心 裡謀 害 弟兄
" Dünyada kötülük ve şer olduğunu ilk kez keşfetmişcesine baktı.""Arăta de parcă a realizat pentru prima dată că există rău în lume."
" Dünyada kötülük ve şer olduğunu ilk kez keşfetmişcesine baktı.""Dia terlihat seperti baru pertama kali mengetahui bahwa ada kejahatan di dunia."
" Dünyada kötülük ve şer olduğunu ilk kez keşfetmişcesine baktı.""Ebbe lo sguardo di chi, per la prima volta, scopre l'esistenza del male nel mondo".
" Dünyada kötülük ve şer olduğunu ilk kez keşfetmişcesine baktı.""Ele olhou como se tivesse descoberto pela primeira vez que havia mal no mundo."
" Dünyada kötülük ve şer olduğunu ilk kez keşfetmişcesine baktı.""Hän näytti siltä kuin ensimmäistä kertaa hänelle olisi paljastunut, että maailmassa on pahuutta."
" Dünyada kötülük ve şer olduğunu ilk kez keşfetmişcesine baktı.""Han så ud som om han for første gang havde opdaget, at der var ondskab i verden."
" Dünyada kötülük ve şer olduğunu ilk kez keşfetmişcesine baktı.""그는 마치 최초로 이세상에 사악함이라는 것이 있다는걸 깨닳은것처럼 보였습니다
" Dünyada kötülük ve şer olduğunu ilk kez keşfetmişcesine baktı.""Parecía como si por primera vez hubiese descubierto que había maldad en el mundo".
" Dünyada kötülük ve şer olduğunu ilk kez keşfetmişcesine baktı.""såg han ut som om han för första gången upptäckte att det fanns ondska i världen".
" Dünyada kötülük ve şer olduğunu ilk kez keşfetmişcesine baktı.""sah er aus, als ob er zum ersten Mal entdeckt hätte, dass es Schlechtes in der Welt gibt."
" Dünyada kötülük ve şer olduğunu ilk kez keşfetmişcesine baktı.""Úgy nézett, mint aki életében először rádöbben, hogy létezik gonosz is a világon."
" Dünyada kötülük ve şer olduğunu ilk kez keşfetmişcesine baktı.""Vypadal, jako kdyby poprvé v životě objevil, že je na světě zlo."
" Dünyada kötülük ve şer olduğunu ilk kez keşfetmişcesine baktı.""Vyzeral, akoby po prvý raz zistil, že na svete existuje zlo."
" Dünyada kötülük ve şer olduğunu ilk kez keşfetmişcesine baktı.""Wyglądał jakby po raz pierwszy odkrył, że jest zło na świecie."
" Dünyada kötülük ve şer olduğunu ilk kez keşfetmişcesine baktı.""Έμοιαζε σαν για πρώτη φορά ν' ανακάλυπτε πως υπάρχει κακό στον κόσμο."
" Dünyada kötülük ve şer olduğunu ilk kez keşfetmişcesine baktı.""Він виглядав так, ніби вперше довідався про існування зла в світі".