kötülük ile cümle
kötülük kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
" Dünyada kötülük ve şer olduğunu ilk kez keşfetmişcesine baktı.""Он выглядел так, как будто в первый раз узнал, что в мире есть зло".
" Dünyada kötülük ve şer olduğunu ilk kez keşfetmişcesine baktı.""Той изглеждаше така, сякаш за първи път беше открил, че има зло на света."
" Dünyada kötülük ve şer olduğunu ilk kez keşfetmişcesine baktı.""הוא נראה כמו גילה בפעם הראשונה שיש רשע בעולם."
" Dünyada kötülük ve şer olduğunu ilk kez keşfetmişcesine baktı."" لقد بدى و كأنه أكتشف لأول مرة وجود الشر في هذه الحياة "
" Dünyada kötülük ve şer olduğunu ilk kez keşfetmişcesine baktı."目にしたかのようだった」 (笑)
Dürüstlerin tuttuğu yol kötülükten uzaklaştırır, Yoluna dikkat eden, canını korur.A estrada dos retos desvia-se do mal; o que guarda o seu caminho preserva a sua vida.
Dürüstlerin tuttuğu yol kötülükten uzaklaştırır, Yoluna dikkat eden, canını korur.Az igazak országútja eltávozás a gonosztól; megtartja magát az, a ki megõrzi az õ útát.
Dürüstlerin tuttuğu yol kötülükten uzaklaştırır, Yoluna dikkat eden, canını korur.Cesta upřímých jest odstoupiti od zlého; ostříhá duše své ten, kdož ostříhá cesty své.
Dürüstlerin tuttuğu yol kötülükten uzaklaştırır, Yoluna dikkat eden, canını korur.Ðạo của người ngay thẳng, ấy là lìa bỏ sự ác; Ai canh giữ tánh nết mình giữ lấy linh hồn mình.
Dürüstlerin tuttuğu yol kötülükten uzaklaştırır, Yoluna dikkat eden, canını korur.Ðạo của người ngay_thẳng , ấy_là lìa_bỏ sự ác ; Ai canh_giữ tánh nết mình giữ lấy linh_hồn mình .
Dürüstlerin tuttuğu yol kötülükten uzaklaştırır, Yoluna dikkat eden, canını korur.De opriktiges vei er å holde sig fra det onde; den som akter på sin vei, bevarer sitt liv.
Dürüstlerin tuttuğu yol kötülükten uzaklaştırır, Yoluna dikkat eden, canını korur.De redligas väg är att fly det onda; den som aktar på sin väg, han bevarar sitt liv.
Dürüstlerin tuttuğu yol kötülükten uzaklaştırır, Yoluna dikkat eden, canını korur.De retsindiges Vej er at vige fra ondt; den vogter sit Liv, som agter på sin Vej.
Dürüstlerin tuttuğu yol kötülükten uzaklaştırır, Yoluna dikkat eden, canını korur.Der Frommen Weg meidet das Arge; und wer seinen Weg bewahrt, der erhält sein Leben.
Dürüstlerin tuttuğu yol kötülükten uzaklaştırır, Yoluna dikkat eden, canını korur.Gościniec uprzejmych jest odstąpić od złego; strzeże duszy swej, kto strzeże drogi swojej.
Dürüstlerin tuttuğu yol kötülükten uzaklaştırır, Yoluna dikkat eden, canını korur.Hradskou cestou úprimných je odstúpiť od zlého; ten, kto ostríha svoju dušu, strežie svoju cestu.
Dürüstlerin tuttuğu yol kötülükten uzaklaştırır, Yoluna dikkat eden, canını korur.악을 떠나는 것은 정직한 사람의 대로니 그 길을 지키는 자는 자기의 영혼을 보전하느니라
Dürüstlerin tuttuğu yol kötülükten uzaklaştırır, Yoluna dikkat eden, canını korur.La strada degli uomini retti è evitare il male, conserva la vita chi controlla la sua via
Dürüstlerin tuttuğu yol kötülükten uzaklaştırır, Yoluna dikkat eden, canını korur.La vía de los rectos es apartarse del mal, y el que guarda su camino guarda su vida
Dürüstlerin tuttuğu yol kötülükten uzaklaştırır, Yoluna dikkat eden, canını korur.Le chemin des hommes droits, c`est d`éviter le mal; Celui qui garde son âme veille sur sa voie.
Dürüstlerin tuttuğu yol kötülükten uzaklaştırır, Yoluna dikkat eden, canını korur.Oikeamielisten tie välttää onnettomuuden; henkensä saa pitää, joka pitää vaelluksestansa vaarin.
Dürüstlerin tuttuğu yol kötülükten uzaklaştırır, Yoluna dikkat eden, canını korur.Orang baik menjauhi yang jahat; orang yang memperhatikan cara hidupnya, melindungi dirinya
Dürüstlerin tuttuğu yol kötülükten uzaklaştırır, Yoluna dikkat eden, canını korur.Poštenih cesta je: ogibati se hudega; dušo svojo ohrani, kdor pazi na pot svojo.
Dürüstlerin tuttuğu yol kötülükten uzaklaştırır, Yoluna dikkat eden, canını korur.Η οδος των ευθεων ειναι να εκκλινωσιν απο του κακου οστις φυλαττει την οδον αυτου, διατηρει την ψυχην αυτου.
Dürüstlerin tuttuğu yol kötülükten uzaklaştırır, Yoluna dikkat eden, canını korur.Да се отклонява от зло е друм за праведните; Който пази пътя си, опазва душата си.
Dürüstlerin tuttuğu yol kötülükten uzaklaştırır, Yoluna dikkat eden, canını korur.Путь праведных – уклонение от зла: тот бережет душу свою, ктохранит путь свой.
Dürüstlerin tuttuğu yol kötülükten uzaklaştırır, Yoluna dikkat eden, canını korur.מסלת ישרים סור מרע שמר נפשו נצר דרכו׃
Dürüstlerin tuttuğu yol kötülükten uzaklaştırır, Yoluna dikkat eden, canını korur.منهج المستقيمين الحيدان عن الشر. حافظ نفسه حافظ طريقه
Dürüstlerin tuttuğu yol kötülükten uzaklaştırır, Yoluna dikkat eden, canını korur.正 直 人 的 道 、 是 遠 離 惡 事 . 謹 守 己 路 的 、 是 保 全 性 命
Dürüstlerin tuttuğu yol kötülükten uzaklaştırır, Yoluna dikkat eden, canını korur.正直 人 的 道 、 是 遠離惡 事 . 謹守己 路 的 、 是 保全 性命
‹‹Düşmanlarınızla savaşmak üzere ordugah kurduğunuzda, her kötülükten sakınacaksınız.23:10 Wenn du ausziehst wider deine Feinde und ein Lager aufschlägst, so hüte dich vor allem Bösen.
‹‹Düşmanlarınızla savaşmak üzere ordugah kurduğunuzda, her kötülükten sakınacaksınız.Cînd vei ieşi cu oastea împotriva vrăjmaşilor tăi, fereşte-te de orice lucru rău.
‹‹Düşmanlarınızla savaşmak üzere ordugah kurduğunuzda, her kötülükten sakınacaksınız."Cuando salgas en campaña contra tus enemigos, cuídate de toda cosa mala
‹‹Düşmanlarınızla savaşmak üzere ordugah kurduğunuzda, her kötülükten sakınacaksınız.Ha táborba szállsz a te ellenséged ellen: õrizkedjél minden gonosztól.
‹‹Düşmanlarınızla savaşmak üzere ordugah kurduğunuzda, her kötülükten sakınacaksınız.i figli che nasceranno da loro alla terza generazione potranno entrare nella comunità del Signore
‹‹Düşmanlarınızla savaşmak üzere ordugah kurduğunuzda, her kötülükten sakınacaksınız.Když bys vytáhl vojensky proti nepřátelům svým, vystříhej se od všeliké zlé věci.
‹‹Düşmanlarınızla savaşmak üzere ordugah kurduğunuzda, her kötülükten sakınacaksınız.Keď vyjdeš táborom na svojich nepriateľov, vystríhať sa budeš každej zlej veci.
‹‹Düşmanlarınızla savaşmak üzere ordugah kurduğunuzda, her kötülükten sakınacaksınız.Khi ngươi kéo binh ra hãm đánh quân thù nghịch mình, hãy coi chừng về mọi việc ác.
‹‹Düşmanlarınızla savaşmak üzere ordugah kurduğunuzda, her kötülükten sakınacaksınız.Khi ngươi kéo binh ra hãm đánh quân thù_nghịch mình , hãy coi_chừng về mọi việc ác .
‹‹Düşmanlarınızla savaşmak üzere ordugah kurduğunuzda, her kötülükten sakınacaksınız.네가 대적을 치러 출진할 때에 모든 악한 일을 스스로 삼갈지니
‹‹Düşmanlarınızla savaşmak üzere ordugah kurduğunuzda, her kötülükten sakınacaksınız.Ko pojdeš v tabor na boj zoper svoje sovražnike, varuj se vsaktere hude reči.
‹‹Düşmanlarınızla savaşmak üzere ordugah kurduğunuzda, her kötülükten sakınacaksınız.Kun lähdettyäsi vihollisiasi vastaan asetut leiriin, karta kaikkea siivotonta.
‹‹Düşmanlarınızla savaşmak üzere ordugah kurduğunuzda, her kötülükten sakınacaksınız.Lorsque tu camperas contre tes ennemis, garde-toi de toute chose mauvaise.
‹‹Düşmanlarınızla savaşmak üzere ordugah kurduğunuzda, her kötülükten sakınacaksınız.När du drager ut mot dina fiender och slår läger, skall du taga, dig till vara för allt vad orent är.
‹‹Düşmanlarınızla savaşmak üzere ordugah kurduğunuzda, her kötülükten sakınacaksınız.Når du drar ut mot dine fiender og slår leir, da skal du vokte dig for alt som er usømmelig.
‹‹Düşmanlarınızla savaşmak üzere ordugah kurduğunuzda, her kötülükten sakınacaksınız.Når du går i Krig mod dine Fjender og lægger dig i Lejr, så vogt dig for alt, hvad der er utilbørligt.
‹‹Düşmanlarınızla savaşmak üzere ordugah kurduğunuzda, her kötülükten sakınacaksınız."Pada waktu kamu sedang berperang, kamu harus menghindari segala sesuatu yang menjadikan kamu najis
‹‹Düşmanlarınızla savaşmak üzere ordugah kurduğunuzda, her kötülükten sakınacaksınız.Pamiętaj co uczynił Pan, Bóg twój, Maryi w drodze, gdyście wyszli z Egiptu.
‹‹Düşmanlarınızla savaşmak üzere ordugah kurduğunuzda, her kötülükten sakınacaksınız.Quando te acampares contra os teus inimigos, então te guardarás de toda coisa má.
‹‹Düşmanlarınızla savaşmak üzere ordugah kurduğunuzda, her kötülükten sakınacaksınız.Οταν εκστρατευης επι τους εχθρους σου, φυλαττου απο παντος κακου πραγματος.
‹‹Düşmanlarınızla savaşmak üzere ordugah kurduğunuzda, her kötülükten sakınacaksınız.Когато отиваш на война против неприятелите си, пази се от всяка лоша работа.
‹‹Düşmanlarınızla savaşmak üzere ordugah kurduğunuzda, her kötülükten sakınacaksınız.Когда пойдешь в поход против врагов твоих, берегись всего худого.
‹‹Düşmanlarınızla savaşmak üzere ordugah kurduğunuzda, her kötülükten sakınacaksınız.כי תצא מחנה על איביך ונשמרת מכל דבר רע׃
‹‹Düşmanlarınızla savaşmak üzere ordugah kurduğunuzda, her kötülükten sakınacaksınız.اذا خرجت في جيش على اعدائك فاحترز من كل شيء رديء.
‹‹Düşmanlarınızla savaşmak üzere ordugah kurduğunuzda, her kötülükten sakınacaksınız.你 出 兵 攻 打 仇 敵 、 就 要 遠 避 諸 惡
‹‹Düşmanlarınızla savaşmak üzere ordugah kurduğunuzda, her kötülükten sakınacaksınız.你 出兵 攻打 仇敵 、 就 要 遠避 諸惡
‹Efendimin şarap içmek, fala bakmak için kullandığı kâse değil mi bu? Bunu yapmakla kötülük ettiniz.› ››Ali ni tisto, iz česar pije gospod moj in s česar pomočjo prorokuje? Hudo ste ravnali, ko ste storili to.
‹Efendimin şarap içmek, fala bakmak için kullandığı kâse değil mi bu? Bunu yapmakla kötülük ettiniz.› ››Avagy nem abból iszik-é az én uram? és abból szokott jövendölni! Gonoszul cselekedtétek, a mit cselekedtetek!
‹Efendimin şarap içmek, fala bakmak için kullandığı kâse değil mi bu? Bunu yapmakla kötülük ettiniz.› ››Či nie je to ten pohár, z ktorého pije môj pán? A on ním aj veští! Zle ste urobili, čo ste urobili!
‹Efendimin şarap içmek, fala bakmak için kullandığı kâse değil mi bu? Bunu yapmakla kötülük ettiniz.› ››Er det ikke det beger som min herre drikker av, og som han spår i? Dette var ille gjort av eder.