Aynı gün İshakın köleleri gelip kazdıkları kuyu hakkında kendisine bilgi verdiler, ‹‹Su bulduk›› dediler.ויהי ביום ההוא ויבאו עבדי יצחק ויגדו לו על אדות הבאר אשר חפרו ויאמרו לו מצאנו מים׃
Aynı gün İshakın köleleri gelip kazdıkları kuyu hakkında kendisine bilgi verdiler, ‹‹Su bulduk›› dediler.وحدث في ذلك اليوم ان عبيد اسحق جاءوا واخبروه عن البئر التي حفروا وقالوا له قد وجدنا ماء.
Aynı gün İshakın köleleri gelip kazdıkları kuyu hakkında kendisine bilgi verdiler, ‹‹Su bulduk›› dediler.那 一 天 以 撒 的 僕 人 來 、 將 挖 井 的 事 告 訴 他 、 說 、 我 們 得 了 水 了
Aynı gün İshakın köleleri gelip kazdıkları kuyu hakkında kendisine bilgi verdiler, ‹‹Su bulduk›› dediler.那 一 天 以撒 的 僕人 來 、 將挖井 的 事 告 訴他 、 說 、 我 們 得 了 水 了
Ayrıca bitkilerin kölerine besin iletir. Geriye temiz gübre bırakır.Pflanzenwurzeln mit Nährstoffen versorgen und nur sauberen Kompost hinterlassen würde.
Ayrıca bitkilerin kölerine besin iletir.식물의 뿌리에 영양소를 제공하고
Ayrıca bitkilerin kölerine besin iletir.ותספק הזנה לשורשי צמחים,
Ayrıca bitkilerin kölerine besin iletir.ويوفر الغذاء لجذور النبات،
Ayrıca bitkilerin kölerine besin iletir.汚染物のない堆肥を残すことです
Babam soyadını dedesinden almış, dedesi de kendi dedesinden, o da bunu kölelik ettiği efendisinden almış.아버지 그의 할아버지 로부터 그의 마지막 이름을 얻었고 그의 할아버지는 slavemaster에서 그것을 그의 할아버지에서 그것을.
Babam soyadını dedesinden almış, dedesi de kendi dedesinden, o da bunu kölelik ettiği efendisinden almış.والدي أخذ اسمه الأخير من جده وجده أخذ اسمه من جده الذي أخذه من سيد العبد.
Babam yok benim. <i>Benim oğlum değilsin. Kölemden doğan kölemsin.</i>Je n'ai pas de père.
Babam yok benim. <i>Benim oğlum değilsin. Kölemden doğan kölemsin.</i>Tôi không có cha!
Babam yok benim. <i>Benim oğlum değilsin. Kölemden doğan kölemsin.</i>У меня нет отца.
Babası İbrahim yaşarken kölelerinin kazmış olduğu bütün kuyuları toprakla doldurup kapadılar.그 아비 아브라함 때에 그 아비의 종들이 판 모든 우물을 막고 흙으로 메웠더라
Babası İbrahim yaşarken kölelerinin kazmış olduğu bütün kuyuları toprakla doldurup kapadılar.וכל הבארת אשר חפרו עבדי אביו בימי אברהם אביו סתמום פלשתים וימלאום עפר׃
Babası İbrahim yaşarken kölelerinin kazmış olduğu bütün kuyuları toprakla doldurup kapadılar.وجميع الآبار التي حفرها عبيد ابيه في ايام ابراهيم ابيه طمّها الفلسطينيون وملأوها ترابا.
Babası İbrahim yaşarken kölelerinin kazmış olduğu bütün kuyuları toprakla doldurup kapadılar.當 他 父 親 亞 伯 拉 罕 在 世 的 日 子 、 他 父 親 的 僕 人 所 挖 的 井 、 非 利 士 人 全 都 塞 住 、 填 滿 了 土
Babası İbrahim yaşarken kölelerinin kazmış olduğu bütün kuyuları toprakla doldurup kapadılar.當他 父親 亞伯拉罕 在世 的 日子 、 他 父親 的 僕人 所 挖 的 井 、 非利士人 全都 塞住 、 填滿 了 土
Babası işten eve gelirken köleliğin hikayesi ile karşılaşacağını ummamıştı ama tam içine düştü işte.Anh ấy không ngờ đi làm về nhà lại thấy Hải Trình Nô Lệ, nhưng thế đấy.
Babası işten eve gelirken köleliğin hikayesi ile karşılaşacağını ummamıştı ama tam içine düştü işte.Dia tidak mengira bahwa sampai di rumah dia akan menuju ke Middle Passage, namun memang demikian.
Babası işten eve gelirken köleliğin hikayesi ile karşılaşacağını ummamıştı ama tam içine düştü işte.Ele não esperava voltar para casa do trabalho, para a Passagem do Meio, mas aconteceu.
Babası işten eve gelirken köleliğin hikayesi ile karşılaşacağını ummamıştı ama tam içine düştü işte.Él no esperaba volver a casa del trabajo a la Travesía del Atlántico, pero allí estábamos.
Babası işten eve gelirken köleliğin hikayesi ile karşılaşacağını ummamıştı ama tam içine düştü işte.Er hatte nicht erwartet, direkt von der Arbeit in der "Middle Passage" zu landen.
Babası işten eve gelirken köleliğin hikayesi ile karşılaşacağını ummamıştı ama tam içine düştü işte.Hij verwachtte niet thuis na zijn werk de Middenpassage aan te treffen, maar ja.
Babası işten eve gelirken köleliğin hikayesi ile karşılaşacağını ummamıştı ama tam içine düştü işte.Il ne s'attendait pas vraiment à rentrer chez lui en plein Passage du Milieu, mais bon c'est arrivé.
Babası işten eve gelirken köleliğin hikayesi ile karşılaşacağını ummamıştı ama tam içine düştü işte.집에 돌아와 중간 항로를 만나리라고 생각하지는 못했어요.
Babası işten eve gelirken köleliğin hikayesi ile karşılaşacağını ummamıştı ama tam içine düştü işte.Lui non si aspettava di tornare a casa dal lavoro per il Passaggio Intermedio, ma andò così.
Babası işten eve gelirken köleliğin hikayesi ile karşılaşacağını ummamıştı ama tam içine düştü işte.Nem számított rá, hogy munkából hazaérve a Középső Út fogja fogadni, de ez van.
Babası işten eve gelirken köleliğin hikayesi ile karşılaşacağını ummamıştı ama tam içine düştü işte.Δεν περίμενε να γυρίσει σπίτι από την δουλειά του στο Μεσαίο Πέρασμα, αλλά εκεί πήγε.
Babası işten eve gelirken köleliğin hikayesi ile karşılaşacağını ummamıştı ama tam içine düştü işte.Він не очікував, що прийде з роботи, а там буде епізод з Серединного проходу.
Babası işten eve gelirken köleliğin hikayesi ile karşılaşacağını ummamıştı ama tam içine düştü işte.Папа не ожидал вернуться с работы и оказаться на Рабском пути, но так уж вышло.
Babası işten eve gelirken köleliğin hikayesi ile karşılaşacağını ummamıştı ama tam içine düştü işte.Той не очакваше да се върне от работа в Средния пасаж, но отиде.
Babası işten eve gelirken köleliğin hikayesi ile karşılaşacağını ummamıştı ama tam içine düştü işte.לחזור הביתה מהעבודה למעבר המרכזי,
Babası işten eve gelirken köleliğin hikayesi ile karşılaşacağını ummamıştı ama tam içine düştü işte.ان يأتي من العمل الى (الممر الأوسط)
Babası işten eve gelirken köleliğin hikayesi ile karşılaşacağını ummamıştı ama tam içine düştü işte.奴隷船に乗せられていて びっくりしたようですが(笑)
Bağbozumu yaklaşınca, üründen kendisine düşeni almaları için kölelerini bağcılara yolladı.A gdy się przybliżył czas odbierania pożytków, posłał sługi swoje do onych winiarzy, aby odebrali pożytki jej.
Bağbozumu yaklaşınca, üründen kendisine düşeni almaları için kölelerini bağcılara yolladı.A když se přiblížil čas ovoce, poslal služebníky své k vinařům, aby vzali užitky její.
Bağbozumu yaklaşınca, üründen kendisine düşeni almaları için kölelerini bağcılara yolladı.A keď sa priblížil čas ovocia, poslal svojich sluhov k vinárom vziať jeho ovocie.
Bağbozumu yaklaşınca, üründen kendisine düşeni almaları için kölelerini bağcılara yolladı.Cînd a venit vremea roadelor, a trimes pe robii săi la vieri, ca să ia partea lui de rod.
Bağbozumu yaklaşınca, üründen kendisine düşeni almaları için kölelerini bağcılara yolladı.Ðến mùa hái trái , người chủ sai đầy_tớ đến_cùng bọn trồng nho , đặng thâu hoa_lợi .
Bağbozumu yaklaşınca, üründen kendisine düşeni almaları için kölelerini bağcılara yolladı.Ðến mùa hái trái, người chủ sai đầy tớ đến cùng bọn trồng nho, đặng thâu hoa lợi.
Bağbozumu yaklaşınca, üründen kendisine düşeni almaları için kölelerini bağcılara yolladı.E quando chegou o tempo dos frutos, enviou os seus servos aos lavradores, para receber os seus frutos.
Bağbozumu yaklaşınca, üründen kendisine düşeni almaları için kölelerini bağcılara yolladı.In de oogsttijd stuurde hij enkele mannen naar de boeren toe om zijn deel van de oogst op te halen.
Bağbozumu yaklaşınca, üründen kendisine düşeni almaları için kölelerini bağcılara yolladı.실과 때가 가까우매 그 실과를 받으려고 자기 종들을 농부들에게 보내니
Bağbozumu yaklaşınca, üründen kendisine düşeni almaları için kölelerini bağcılara yolladı.Ko se pa približa čas sadu, pošlje hlapce svoje k vinogradnikom, da prejmo pridelke njegove.
Bağbozumu yaklaşınca, üründen kendisine düşeni almaları için kölelerini bağcılara yolladı.Men da Frugttiden nærmede sig, sendte han sine Tjenere til Vingårdsmændene for at få dens Frugter.
Bağbozumu yaklaşınca, üründen kendisine düşeni almaları için kölelerini bağcılara yolladı.Mikor pedig a gyümölcs ideje elérkezett vala, elküldé szolgáit a munkásokhoz, hogy vegyék át az õ gyümölcsét.
Bağbozumu yaklaşınca, üründen kendisine düşeni almaları için kölelerini bağcılara yolladı.När sedan frukttiden nalkades, sände han sina tjänare till vingårdsmännen för att uppbära frukten åt honom.
Bağbozumu yaklaşınca, üründen kendisine düşeni almaları için kölelerini bağcılara yolladı.Pero cuando se acercó el tiempo de la cosecha, envió sus siervos a los labradores para recibir sus frutos
Bağbozumu yaklaşınca, üründen kendisine düşeni almaları için kölelerini bağcılara yolladı.Quando fu il tempo dei frutti, mandò i suoi servi da quei vignaioli a ritirare il raccolto
Bağbozumu yaklaşınca, üründen kendisine düşeni almaları için kölelerini bağcılara yolladı.И когато наближи времето на плодовете изпрати слугите си до земеделците да приберат плодовете му.
Bağbozumu yaklaşınca, üründen kendisine düşeni almaları için kölelerini bağcılara yolladı.Когда же приблизилось время плодов, он послал своихслуг к виноградарям взять свои плоды;
Bağcılar köleyi yakalayıp dövdü ve eli boş gönderdi.Lecz oni pojmawszy go, ubili, i odesłali próżnego.
Bağbozumu yaklaşınca, üründen kendisine düşeni almaları için kölelerini bağcılara yolladı.Як же наближила ся пора овощу, післав він слуги свої до виноградарів узяти овощі його.
Bağbozumu yaklaşınca, üründen kendisine düşeni almaları için kölelerini bağcılara yolladı.ויהי בהגיע עת האסיף וישלח עבדיו אל הכרמים לקחת את פריו׃
Bağbozumu yaklaşınca, üründen kendisine düşeni almaları için kölelerini bağcılara yolladı.ولما قرب وقت الاثمار ارسل عبيده الى الكرامين لياخذ اثماره.
Bağbozumu yaklaşınca, üründen kendisine düşeni almaları için kölelerini bağcılara yolladı.收 果 子 的 時 候 近 了 、 就 打 發 僕 人 、 到 園 戶 那 裡 去 收 果 子
Bağbozumu yaklaşınca, üründen kendisine düşeni almaları için kölelerini bağcılara yolladı.收 果子 的 時候 近 了 、 就 打發 僕人 、 到 園戶 那 裡去 收 果子
Bağcılar adamın kölelerini yakaladı, birini dövdü, birini öldürdü, ötekini de taşladı.Ale vinári schopili jeho sluhov a ktorého nabili, ktorého zabili a ktorého kameňovali.