Aralarında cinayet, kölelik, tecavüz ve kaçırma da var.כולל רצח, עבדות מינית, אונס, וחטיפות
Aralarında cinayet, kölelik, tecavüz ve kaçırma da var.التي تضمنت: القتل، الاعتداء الجنسي، الاغتصاب، والخطف
Aralarında cinayet, kölelik, tecavüz ve kaçırma da var.どうやってコニーを捕まえるか計画が必要だ。
Aralarında cinayet, kölelik, tecavüz ve kaçırma da var.包含了謀殺, 性奴, 強姦, 綁架
Askerler, kölelik için savaşmayın!¡Luchad por la libertad!
Askerler, kölelik için savaşmayın!Os desamados e os não naturais Soldados!
Askerler, kölelik için savaşmayın! Özgürlük için savaşın!Soldaten kämpft nicht für die Sklaverei, kämpft für die Freiheit.
Askerler, kölelik için savaşmayın! Özgürlük için savaşın!Soldati,non combattete per la schiavitù!Lottate per la libertà!
Askerler, kölelik için savaşmayın! Özgürlük için savaşın!Войници, не воювайте за робството, борете се за свобода!
Askerler, kölelik için savaşmayın! Özgürlük için savaşın!ルカ福音書17章には
Askerler, kölelik için savaşmayın!Soldater! Kämpa inte för slaveri!
Askerler, kölelik için savaşmayın!Tentara, jangan berjuang untuk perbudakan!
Asker veya seks kölesi olarak hizmet emeleri için çalılık alanlara götürüldüler.Se los llevan al bosque para servir como soldados y esclavos sexuales.
Asker veya seks kölesi olarak hizmet emeleri için çalılık alanlara götürüldüler.Vengono portati nella savana e reclutati come soldati e schiavi del sesso
Asker veya seks kölesi olarak hizmet emeleri için çalılık alanlara götürüldüler.הם נלקחים ליער כדי לשמש כחיילים, ועבדי סקס
Asker veya seks kölesi olarak hizmet emeleri için çalılık alanlara götürüldüler.يتم إختطافهم الى الأدغال وإجبارهم على الخدمه كاجنود وعبيد للجنس
Asker veya seks kölesi olarak hizmet emeleri için çalılık alanlara götürüldüler.私の娘は・・・1996年に「神の抵抗軍」に誘拐されました。
Asla da tutmayacaklar! Diktatörler kendilerini özgürleştirip, diğer insanları köleleştirir!Dar ei mint, ei nu indeplinesc promisiunile, nu o vor face niciodata...
Asla da tutmayacaklar! Diktatörler kendilerini özgürleştirip, diğer insanları köleleştirir!人々は奴隷にするのだ!
ASLINDA BU MODERN KÖLELİK SİSTEMİDİR- er faktisk et system for moderne slaveri.
ASLINDA BU MODERN KÖLELİK SİSTEMİDİRFizyczne niewolnictwo wymaga zapewnienia ludziom schronienia i jedzenia.
ASLINDA BU MODERN KÖLELİK SİSTEMİDİRlumii este de fapt un sistem modern de sclavie.
ASLINDA BU MODERN KÖLELİK SİSTEMİDİR. هي ، في الواقع ، نظام عبودية حديثة
"Atlantik köle ticareti hakkında konuştuk." dedi.Azt mondta, "A Középső Útról beszélgettünk." [a fekete rabszolgák átkelése az Atlanti-óceánon]
"Atlantik köle ticareti hakkında konuştuk." dedi.Con bé nói: "Tụi con học về Hải Trình Tàu Nô Lệ (Middle Passage).
"Atlantik köle ticareti hakkında konuştuk." dedi.Dia menjawab, "Kami berbicara tentang "Middle Passage."
"Atlantik köle ticareti hakkında konuştuk." dedi.Ela respondeu: "Falámos sobre a Passagem do Meio."
"Atlantik köle ticareti hakkında konuştuk." dedi.E lei disse, "Abbiamo parlato del Passaggio Intermedio."
"Atlantik köle ticareti hakkında konuştuk." dedi.Elle m'a répondu : "On a parlé du Passage du Milieu."
"Atlantik köle ticareti hakkında konuştuk." dedi.딸이 답하길, "*중간 항로*를 얘기했어요." (* 노예 무역에 이용된 아프리카 서안- 서인도 제도간 항로)
"Atlantik köle ticareti hakkında konuştuk." dedi.Şi mi-a spus, "Trecerea de Mijloc"
"Atlantik köle ticareti hakkında konuştuk." dedi."Wir sprachen über die 'Middle Passage', dem atlantischen Sklavenhandel."
"Atlantik köle ticareti hakkında konuştuk." dedi.Y ella dijo: "Hablamos de la Travesía del Atlántico".
"Atlantik köle ticareti hakkında konuştuk." dedi.Ze zei: "We hebben gepraat over de Middenpassage."
"Atlantik köle ticareti hakkında konuştuk." dedi.Είπε, λοιπόν, "Μιλήσαμε για το Μεσαίο Πέρασμα".
"Atlantik köle ticareti hakkında konuştuk." dedi.Вона відповіла:
"Atlantik köle ticareti hakkında konuştuk." dedi.Она ответила: "Мы говорили о рабстве".
"Atlantik köle ticareti hakkında konuştuk." dedi.Тя каза: "Говорихме за Средния пасаж".
"Atlantik köle ticareti hakkında konuştuk." dedi.והיא אמרה, "דיברנו על המעבר המרכזי."
"Atlantik köle ticareti hakkında konuştuk." dedi.وهي قالت" لقد تحدثنا عن الممر الاوسط"
"Atlantik köle ticareti hakkında konuştuk." dedi.ついにこの時がきました メイザの父親は黒人なのです
Avimelek İbrahime karısı Sarayı geri verdi. Bunun yanısıra ona davar, sığır, köleler, cariyeler de verdi.Abimelec a luat oi şi boi, robi şi roabe, şi le -a dat lui Avraam; şi i -a dat înapoi şi pe Sara, nevastă-sa.
Avimelek İbrahime karısı Sarayı geri verdi. Bunun yanısıra ona davar, sığır, köleler, cariyeler de verdi.Allora Abimèlech prese greggi e armenti, schiavi e schiave, li diede ad Abramo e gli restituì la moglie Sara
Avimelek İbrahime karısı Sarayı geri verdi. Bunun yanısıra ona davar, sığır, köleler, cariyeler de verdi.Da nahm Abimelech Schafe und Rinder, Knechte und Mägde und gab sie Abraham und gab ihm wieder sein Weib Sara
Avimelek İbrahime karısı Sarayı geri verdi. Bunun yanısıra ona davar, sığır, köleler, cariyeler de verdi.Então tomou Abimeleque ovelhas e bois, e servos e servas, e os deu a Abraão; e lhe restituiu Sara, sua mulher;
Avimelek İbrahime karısı Sarayı geri verdi. Bunun yanısıra ona davar, sığır, köleler, cariyeler de verdi.Entonces Abimelec tomó ovejas y vacas, siervos y siervas; se los dio a Abraham y le devolvió a Sara su mujer
Avimelek İbrahime karısı Sarayı geri verdi. Bunun yanısıra ona davar, sığır, köleler, cariyeler de verdi.아비멜렉이 양과 소와 노비를 취하여 아브라함에게 주고 그 아내 사라도 그에게 돌려보내고
Avimelek İbrahime karısı Sarayı geri verdi. Bunun yanısıra ona davar, sığır, köleler, cariyeler de verdi.Tedaj vzame Abimelek ovce in goveda in hlapce in dekle, ter jih da Abrahamu in mu vrne Saro, ženo njegovo.
Avimelek İbrahime karısı Sarayı geri verdi. Bunun yanısıra ona davar, sığır, köleler, cariyeler de verdi.Tedy nabrawszy Abimelech owiec, i wołów, i sług, i służebnic, dał Abrahamowi, i wrócił mu Sarę, żonę jego.
Avimelek İbrahime karısı Sarayı geri verdi. Bunun yanısıra ona davar, sığır, köleler, cariyeler de verdi.Tedy vzav Abimelech ovce a voly, služebníky také a děvky, dal je Abrahamovi; a navrátil mu Sáru manželku jeho.
Avimelek İbrahime karısı Sarayı geri verdi. Bunun yanısıra ona davar, sığır, köleler, cariyeler de verdi.Toen schonk koning Abimélech Abraham schapen, ossen, slaven en slavinnen en gaf hem ook zijn vrouw Sara terug.
Avimelek İbrahime karısı Sarayı geri verdi. Bunun yanısıra ona davar, sığır, köleler, cariyeler de verdi.И взял Авимелех мелкого и крупного скота, и рабови рабынь, и дал Аврааму; и возвратил ему Сарру, жену его.
Avimelek İbrahime karısı Sarayı geri verdi. Bunun yanısıra ona davar, sığır, köleler, cariyeler de verdi.Тогава Авимелех взе овци и говеда, слуги и слугини, та ги даде на Авраама и върна му жена му Сара.
Avimelek İbrahime karısı Sarayı geri verdi. Bunun yanısıra ona davar, sığır, köleler, cariyeler de verdi.ויקח אבימלך צאן ובקר ועבדים ושפחת ויתן לאברהם וישב לו את שרה אשתו׃
Avimelek İbrahime karısı Sarayı geri verdi. Bunun yanısıra ona davar, sığır, köleler, cariyeler de verdi.فاخذ ابيمالك غنما وبقرا وعبيدا واماء واعطاها لابراهيم. ورد اليه سارة امرأته.
Avimelek İbrahime karısı Sarayı geri verdi. Bunun yanısıra ona davar, sığır, köleler, cariyeler de verdi.亞 比 米 勒 把 牛 羊 、 僕 婢 賜 給 亞 伯 拉 罕 、 又 把 他 的 妻 子 撒 拉 歸 還 他
Avimelek İbrahime karısı Sarayı geri verdi. Bunun yanısıra ona davar, sığır, köleler, cariyeler de verdi.亞比 米勒 把 牛羊 、 僕婢賜給 亞伯拉罕 、 又 把 他 的 妻子 撒拉 歸還 他
Aynı gün İshakın köleleri gelip kazdıkları kuyu hakkında kendisine bilgi verdiler, ‹‹Su bulduk›› dediler.Diezelfde dag kwamen Isaäks dienaren hem vertellen dat zij water hadden gevonden in een nieuwe put.
Aynı gün İshakın köleleri gelip kazdıkları kuyu hakkında kendisine bilgi verdiler, ‹‹Su bulduk›› dediler.그 날에 이삭의 종들이 자기들의 판 우물에 대하여 이삭에게 와서 고하여 가로되 우리가 물을 얻었나이다 하매
Aynı gün İshakın köleleri gelip kazdıkları kuyu hakkında kendisine bilgi verdiler, ‹‹Su bulduk›› dediler.Toho dne přišli služebníci Izákovi, a oznámili mu o studnici, kterouž kopali, řkouce: Nalezli jsme vodu.