Ancak daha sonra köle ticareti yaptığını fark eder.De startet senere slavehandel.
ÖZGÜRLÜK KÖLELİKTİR.Den fordømte friheten.
Veya köle olarak satar.Han blir deretter solgt som slave.
Claudius bu tedavinin ardından iyileşen kölelerin azledilmesini buyurmuştu.Claudisu erklærte at slaver som kom seg etter en slik behandling, skulle frigis.
Kölelik, bir insanın başka birinin malı ve mülkü olması.Slaveri eller trelldom er når et menneske innehar juridisk eiendomsrett til et annet menneske.
Amerika’da 1. dalga kadın hareketleri, kölelik karşıtı hareketi çerçevesinde ortaya çıkmıştır.Kvinnebevegelsen i USA, som hadde opphav i bevegelsen mot slavehold, var først ute.
Böyle bir kişi bilinçsiz ve her istenen şeyi sorgusuzca yapan bir köleye dönüşür.En slik person er en vismann som avstår fra all formålsrettede og aktive handlinger.
Oysa "uygar" topluluklarda üretimin temeli köle emeğine dayanmaktadır.I et «normalt» samfunn må man ha slaver.
1888 - Brezilya'da kölelik kesin olarak kaldırıldı.1888 – Brasil forbyr slaveri.
Ancak köle kullanımı başarılı olmadı ve 1635'te sona erdi.Den nye bruken av slaver varte ikke lenge, og slavehandel ble avsluttet i 1636.
Köleler herhangi bir hakka ya da sosyal statüye sahip değillerdi.Slaver hadde ingen makt eller status.
Azat edilmiş bir köle olan Milichus bu tertibi öğrendi ve Nero'nun sekreteri Epaphroditos'a haber verdi.Frimannen Milichus avdekket konspirasjonen og rapporterte den til Neros sekretær Epaphroditos.
Oysa, diğer kölelerin özgürlüklerini elde etme konusunda kesin bir şansları yoktu.Men slavene vant ikke friheten.
Sahiplerin köleleri dövme ya da öldürme gibi bir hakları yoktu.Slaveeierne hadde ikke lov til å slå eller drepe sine slaver.
Erkek kölelerin çocukları da köle olur.Barn av slavekvinner ble automatisk slaver.
Bir çeşit köledirler.De var slaver.
Şahısların yanında, şehir devletleri de kölelere sahipti.Bystatene hadde også sine slaver.
1633'te yerleşmeye yardımcı olmak üzere ilk Afrikalı köleler getirildi.I 1633 kom de første slavene fra Afrika for å arbeide ved plantasjene.
Evde doğan köleler (oikogeneis), genellikle ayrıcalıklı bir sınıf oluşturmuşlardır.Slaver som var født i sin herres hjem, ble ofte gitt en privilegert status.
Köle temini çeşitli yollarla yapılırdı.Tittelen har blitt brukt på forskjellige måter av slavere.
Avrupa'da İngiltere ve Fransa, köleliği kaldıran ilk ülkelerdir.Spania og Frankrike var de første europeiske stater som gjorde krav på området.
Claudius'un karıları ve köleleri tarafından kolaylıkla kontrol edilebildiği şeklinde kötü bir ünü vardı.Claudius hadde ry på seg for å lett la seg manipulere av sine hustruer og tjenere.
Bunun yanı sıra birçok ulustan köle bulunur.Samtidig fantes det noen store slaveeiere.
MÖ 4. yüzyıldan sonra fahişelik köleler arasında yaygınlaştı.Omkring 400-tallet ble øya bosatt av slavere.
Kuzeyli demokratlar köleliğe karşı çıkıyorlardı.Williams var motstander av slaveri.
Serbest bırakılan köleler azatlı tabakasını meydana getiriyordu.Deres slaver ble satt fri av frigjøringsproklamasjonen.
Gladyatörlerin çoğu suçlular ya da köleler arasından yetişirdi.Gladiatorene var for det meste kriminelle, krigsfanger og slaver.
Tarihteki başarıya ulaşan tek köle ayaklanmasının sonucudur.Dette er dermed det eneste opprøret i deres historie.
Bu yüzden kaçmakta olan bir köleye sahibinden başka kimse engel olmaya çalışmazdı.Ingen av de rømte slavene ble straffet.
Bir kölenin özgürlüğünü kazanabileceği ilginç bir yöntem daha bulunmaktaydı.Det er store muligheter for at faren var en frigitt slave.
İlk yeniçeriler savaş esirlerinden ve kölelerden oluşmuştur.De utstilte hodeskallene stammet fra krigsfanger og fra menneskeofringer.
Adalarda kölelik 1848'de kaldırıldı.Slaveriet ble avskaffet i 1848.
Ancak buna rağmen gayrımüslimlerin müslüman köle aldıkları görülmekteydi.Etter hans oppfatning var det særlig muslimske slavehandlere som var ansvarlige.
Köleler iaşe kaynaklarından uzaklaşmış ve etrafı çevrilmiş durumda kalır.Elevene kommer fra Ilseng og spredt bebyggelse i omegn.
Mahallî sanayii de köle işçiler de çalıştırıldı.De brukte antagelig slaver fra området som arbeidere.
Fransa'daki devrim anayasası 1789'da köleliği kaldırmıştı.I det revolusjonære Frankrike var slaveriet opphevet i 1794.
En fakir ailelerin bile köleleri olabiliyordu.Tidvis hadde deres foreldre eller besteforeldre vært slaver.
Kimse kölelerin isyanda yer alacaklarını öngörmemişti.På denne måten var ingen trygg mot å havne i slaveri.
1791 - Haiti’de kölelerin ilk ayaklanması.Det gjaldt også nyhetene om slaveopprøret i Haiti, som startet i 1791.
Tanrı Musa'ya İsrailoğullarını firavunun köleliğinden kurtarma görevi verir.Allah mengutus Musa untuk menyelamatkan bangsa Israel dari perbudakan.
Kendisinde kaçmaya teşebbüs etti ama imparatorluk köleleri tarafından suikasta uğradı.Dia sendiri berusaha melarikan diri namun dibunuh oleh para budak kekaisaran.
Herodot'un anlatığına göre erkeklerin çoğu öldürüldü, kadınlar ve çocuklar köle edildi.Menurut Herodotos, sebagian besar pria dibunuh, sedangkan wanita dan anak-anak dijadikan budak.
1769 yılında, son büyük bir Tatar saldırısı 20.000 Rus ve Ruthen köle yakalanmasıyla sonuçlandı.Pada 1769, sebuah serangan besar terakhir Tatar memperbudak 20.000 orang Rusia dan Polandia.
Bu köleler artlarından Capua'dan gönderilen küçük bir birliği mağlup ederler.Para budak pelarian ini mampu mengalahkan pasukan kecil yang dikirim untuk mengejar mereka dari Capua.
Bir süre, eski köle ve geleceğin yazarı Harriet Jacobs'ın işvereniydi.Pada suatu waktu, ia menjadi karyawan untuk bekas budak dan penulis masa depan Harriet Jacobs.
Roma toplumunda kölelerin yasal konumu ve hakları da değişmeye başlar.Status hukum dan hak budak di Romawi juga mulai berubah.
Antik Yunanistan'daki köleliğin akademik çalışması, önemli metodolojik problemlerle kuşatılmıştır.Studi perbudakan di Yunani kuno memiliki sejumlah masalah metodologi yang signifikan.
Ev işlerini köleler yaparlardı.Inilah hamba kerjakan.
Antik Roma'da kölelik toplum ve ekonomide önemli bir rol oynardı.Para budak di Romawi memainkan peranan penting dalam masyarakat dan ekonomi Romawi.
Köleler Roma hukukuna göre mülkiyet olarak kabul edilir ve hiçbir hukuki hakları olmazdı.Di bawah hukum Romawi, budak dianggap properti dan tidak memiliki hukum perorangan.
Kent yağmalanıp yakıldı ve halkı, I. Darius'un emri gereği köle alındı.Kota Eretria dijarah dan dibakar sedangkan penduduknya dijadikan budak, atas perintah Darius.
Bu durum III. Köle Savaşı ile değişmiştir.Namun semua ini berubah dengan terjadinya Perang Budak Ketiga.
Kölelere ve serflere özgürlük ve eşitlik vadediyordu.Sesudah remaja dan dewasa manusia menuntut kebebasan dan kemandirian.
Kölesi efendisinin nerede olduğunu sordu.Maka kata tukang canang itu, di manakah rumahnya?
Örneğin köleler, efendilerinin emirlerine hiç dikkate almadılar.Namun menurut sumber lain, Ahiṃsaka tak memprotes perintah gurunya.
Dikbaşlılık ettiler, eski kölelik yaşamlarına dönmek için kendilerine bir önder bularak başkaldırdılar.Setelah dihidupkan kembali, mereka mengira perang masih berlangsung; Kresna meladeni mantan musuh-musuhnya.
1808 - Amerika Birleşik Devletleri'ne köle girişi yasaklandı.1 Januari 1808: Impor budak ke Amerika Serikat dilarang.
Savaş esirleri, borçlular, suçluları erkek köle yapabilirler.Pengkhianat, pembunuh, dan penjahat akan diekstradisi.
Daha çocuk yaşta köle kılınmıştır.Terlahir dari agama yang tidak beragama, sebagai anak yang paling muda.
Kocası Balaş'ın (Ağasadık Geraybeyli) emrinde köle gibi hazırdır.Dia menjabat sebagai Ibu Suri bagi Asa, sampai pecat oleh karena menyembah berhala.