Massachusetts köleliği kaldıran ilk eyaletlerden biriydi.Massachusetts byl první britskou kolonií, která uzákonila otroctví.
Kaçak köleler geceleri yolculuk ederek, 10-20 mil (16-32 km) aralıkla yer alan istasyonlara gitmekteydiler.Prchající otroci putovali mezi „stanicemi“ v noci, za jednu noc urazili kolem 15 až 30 km.
Diğer şehir sakinlerini köle olarak sattılar.Obyvatelé města byli prodáni do otroctví.
Bunun bölgedeki köle ticaretini durdurduğu söylenmektedir.V teritoriu byl ustanoven zákaz provozování otroctví.
Belli başlı değişikilk köleliğin kaldırılmasıdır.Jednou z významných změn, které boje za nezávislost přinesly, bylo zrušení otroctví.
Ancak İslam'da müslümanı köle yapmak yasaktır.Konverze muslimů na vlastní víru je zakázána.
Fakat köleler ile ilgili bir adım hiçbir zaman atılmadı.Spontánní štěpení u nich však nebylo nikdy pozorováno.
1 Ocak - Amerika Birleşik Devletleri'ne köle girişi yasaklandı.1. ledna – Spojené státy americké přijaly zákon zakazující dovoz otroků.
Adeta bütün Libya'yı köleleştirdi.Ustrnul všechen slovanský veřejný život.
Sonrasında ise bölge köle ticaretinde kullanıldı.Stále však působil v obchodu s otroky.
Adalarda kölelik 1848'de kaldırıldı.V roce 1848 bylo zrušeno poddanství.
Türk Kölemenlerinden olan babası Rüstem Bey, Mısır ordusu süvari miralaylığında bulundu.Egyptský bůh Ra, považovaný za otce faraonů, seděl na pyramidovitém kopci.
Sadece Megrelya'dan 12 bin köle her yıl Osmanlı'ya satılırdı.Je pravděpodobné, že z ostrova Gorée nebylo transportováno více než pár stovek otroků ročně.
Common - Elam Ferguson, dünyada kendine bir yer bulmaya çalışan eski bir köle.Common ca Elam Ferguson, un sclav recent eliberat, care încearcă să-și găsească locul său în lume.
Köle ticareti hem devlet adına hem de muhtemelen özel kişiler tarafından onaylanmıştır.Comerțul cu sclavi este atestat , atât în numele statului, și, de către persoane particulare.
Özgür kölelerden oluşturulmuş 20,000 kürekçili bir donanma inşa edildi.A fost constituită și o flotă cu 20.000 de vâslași sclavi.
Ayrıca, Alarik, Roma bölgesindeki 40.000 Got köleleri özgürleştirmek için Senato'yu zorladı.În plus, Alaric a forțat Senatul să elibereze toți cei 40.000 de sclavi goți din Roma.
Kuzey Afrika'nın büyük bir kısmı Nazi kontrolüne girince çoğu Yahudi köle olarak kullanıldı.Mare parte din Nordul Africii a căzut sub controlul nazist și mulți evrei erau folosiți ca sclavi.
Jang-geum, Jeju adasında iken, başlangıçta sadece bir köle olduğunu zannettiği Jang-deok ile karşılaşır.În timp ce Jang-Geum este pe Insula Jeju, o întâlnește pe Jang-Deok, pe care o crezuse o fosta sclavă.
1808 - Amerika Birleşik Devletleri'ne köle girişi yasaklandı.1808: Importul sclavilor în Statele Unite ale Americii este interzis.
1 Ocak - Amerika Birleşik Devletleri'ne köle girişi yasaklandı.1 ianuarie: Importul de sclavi în SUA a fost interzis prin lege.
Roma hakimiyetine giren şehir yağmalanmış ve şehirdeki 25 bin kişi köle olarak satılmak üzere esir edilmiştir.Orașul a fost jefuit și 25 000 de locuitori au fost vânduți în sclavie.
İlk yeniçeriler savaş esirlerinden ve kölelerden oluşmuştur.Primele unități ieniceri erau formate din prizonieri de război și sclavi.
1827 - New York'ta kölelik yasaklandı.1827: Sclavia este abolită în statul New York.
1919 - Çin'de kölelik kaldırıldı.Sclavia în China a fost abolită în 1910.
1834'te kölelik kaldırıldı.Sclavia a fost abolită în 1834.
Antik Mısır'da kölelik vardı ancak, yaygınlığı ve köle emeğinin kullanım tarzı çok net olarak bilinmemektedir.Sclavia era cunoscută în Egiptul antic, dar amploarea si prevalenta practicii sale sunt neclare.
Köleler ise tam olarak bunu yaparlar.Răspîndiți erau și sclavii.
Ona bir köleden başka bir şey olmadığını hatırlatıp, Rabbine iman etmeye davet etti.Ei cred în El, și Îi cer iertarea pentru cei care cred: Domnul nostru!
Kore rolüyle Jenna Lind : Crassus'a sadık bir köle.Jenna Lind este Kore - o sclavă a lui Crassus și amantă a sa.
Kırım için bir diğer önemli gelir kaynağı da kölelikti.De asemenea, o altă problema prioritară a reprezentat-o eradicarea sclaviei.
Bu durum III. Köle Savaşı ile değişmiştir.Lupta este cunoscută drept Al Treilea Razboi al Sclavilor.
Samiriler köleleştirildi.Sclavii erau excluși.
1807 - Birleşik Krallık Parlamentosu, köle ticaretini yasakladı.În 1807, parlamentul britanic a votat o lege prin care interzicea comerțul cu sclavi.
1794 - Fransa, tüm sömürgelerinde köleliği yasakladı.În 1794, Convenția Națională Franceză confirmă abolirea sclaviei, lucru care se aplică pentru toate coloniile.
1619 - İlk Afrikalı köleler Jamestown, Virginia'ya getirildiler.În 1619 au fost aduși sclavi în colonia britanică Jamestown din Virginia.
Zaman zaman zengin kesimin nüfuz göstergesi, yanında bulundurduğu köle sayısı olmaktaydı.Importanța unui boier creștea odată cu numărul de sclavi pe care îi deținea.
Fakat sadece sekiz köle bağışladı ve söyledi, "dokuzuncu da benim".Nouăsprezece au în grijă iadul: „iar asupra lui sunt nouăsprezece .
Spartacus (Liam McIntyre) — Quintus Batiatus'un oyununda (ludus) gladyatör olmuş bir Trakyalı köle.Liam McIntyre este Spartacus - un războinic trac condamnat la sclavie ca gladiator în Casa lui Batiatus.
1888 - Brezilya'da kölelik kesin olarak kaldırıldı.În Brazilia sclavia a fost abolită în 1888.
Ev işlerini köleler yaparlardı.El folosea pe plantații munca ieftină a sclavilor.
Çapullardan çokça köle ele geçiriliyordu.Mulți alții au fost luați ca sclavi.
Fransızların da desteklediği köle ayaklanmaları sonucunda 1833'te kölelik kaldırıldı.Rezultatele acestor anchete au contribuit mult la abolirea sclaviei prin legea din 1833.
Köle sahipleri, kölelerini bu işe zorlamaktaydı.Copiii sclavilor aparțineau proprietarului acelor sclavi.
Washington'da köle ticareti yasaklanacak.A fost abolit comerțul cu sclavi în Anglia.
İşkencedeki köle müslümanları satın alıp azad etti.Occidentul a cucerit și colonizat musulmanii.
Blues, Amerika'ya gelen köle Afrikalıların halk müziğidir.Blues-ul este o formă de muzică populară, derivată din folclorul afro-americanilor.
Birçok kölesi, muhafızı ve gladyatörü vardı.Toți legionarii aveau pilum și gladius.
Borçlarını ödeyemeyenler de köle olarak satılabilirdi.Cei care nu puteau plăti tributul erau transformați în sclavi.
869-883: Irak'ta siyah Afrikalı kölelerin zenci ayaklanması.Între 869-883, au izbucnit revolte ale zinjilor în sudul Irakului.
İhtiyaç duyulan iş gücünün ikamesi için Afrika'dan siyah köleler getirildi.Sunt aduși sclavi negri din Africa.
Görevi ev köleleriyle aynıdır.Tacticile de vânătoare sunt asemănătoare cu ale pisicii de casă.
Melitta (Marisa Ramirez) — Köle kız.Madeleine Parard - prostituata urâtă (nem.)
Ayrıca Hollandalılar köle ticaretinden büyük bir kâr sağladılar.Alte orașe au profitat din plin de comerțul cu sclavi.
Şahıslara ait köleler ikiye ayrılmaktadır.Demonii există în inimile oamenilor 2.
İspanyol müziği ile kölelerce Afrika'dan getirilen Afrika müziklerinin karışımından oluşur.Jazzul își are originea în amestecul diverselor tradiții muzicale ale sclavilor negri proveniți din Africa.
Saçlar yeterinceye kadar beklemiş, sonra köleyi Milet'e göndermiştir.De aici regimentul a luptat în Moldova, apoi a fost trimis în Muntenia.
Kölesi olan kız, Liu, ona yardım etmeleri için çığlıklarla bağırmaya başlar.O sclavă, Liu, cere ajutor fiindcă bătrânul ei stăpân a căzut.
Lilya artık bir seks kölesi olmuştur.Lillie a devenit metresa lui semi-oficială.
İskitlerin kuruluş evresinde kölecilik veya kölelik yoktur.Nu s-a găsit niciun compromis sau reconciliere în ce privește sclavia.