Ana içeriğe geç
Sözlük

köle ile cümle

köle kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Türün kökeni ABD'de köle olarak yaşayan Afrikalılardır.نجد أيضا العبيد الأفارقة كخدم.
Sahipleri köleleri daha sıkı çalıştırmak için zaman zaman onları gelecekte azad edeceklerini söylerlerdi.وكثيرًا ما وعد الملاك بتحرير العبيد في المستقبل لتشجيع العبيد على العمل بجد.
Şeriat ve Kölelik, Kaynak Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1997.الشريعة والرق ، المنشورات الأصلية ، الطبعة الأولى أغسطس 1997.
Forros: Köleliğin yasaklanması ile serbest kalan kölelerin soyundan gelen kişilerin oluşturduğu grup.ويرجع ذلك إلى أن الداعين إلى التحرير من العبودية هم من قاموا بتحرير تلك الكتابات.
Kısaca köle karnının üzerine yatırılır.ولما استقر نظام الرق على أسسه.
1633'te yerleşmeye yardımcı olmak üzere ilk Afrikalı köleler getirildi.في عام 1633، تم استيراد دفعة أوائل العبيد من أفريقيا للمساعدة في المزارع.
Eğinir, tâbi olan (mûtî, esir, köle) demektir.الإرادة: حبس النفس عن مراداتها، والإقبال على أوامر الله تعالى، والرضا بموارد القضاء عليه.
İkinci grup ise tazminat ödeyemeyip köleliğe alınanlardı.أُعطي العبيد الغذاء وربما لم يتقاضوا أجورا.
Sonunda Hurkanus tarafından Samarya fethedildi ve Samiriler köleleştirildi.تبعت معركة شرسة ، وفي النهاية تم توجيه السامانتاس.
Kölelik, Afrika'da uzun süre uygulanmıştır.تجارة الرقيق في اٍفريقيا موجودة منذ الآف السنين.
Sonrasında ise bölge köle ticaretinde kullanıldı.وبعد ذلك أشتغل البرتغاليون في تجارة الرقيق في المدينة.
Son tavsiyesi "Ellerinizdeki kölelerinize iyi davranınız, namaza dikkat ve devam ediniz!" şeklinde oldu.التهذيب: من أَمثالهم: سَمْنُكم هُرِيقَ في أَدِيمِكم أَي في مَأْدُومِكم، ويقال: في سِقائكم.
1888 - Brezilya'da kölelik kesin olarak kaldırıldı.في ليتوانيا، ألغيت العبودية رسميًا في عام 1588.
Köleliğin kaldırılmasını istememektedir.ولم يأمر بتسريح الرقيق.
Köle işçiler haftanın altı günü günde ortalama 12 saat çalışırdı.أيام العمل لهؤلاء النساء تتكون من 10-12 ساعة، ستة أيام في الأسبوع.
Eretria yerle bir edildi ve halkı köleleştirildi.الغي المال والعبودية وكان الناس سعداء.
Kölelerini özgür bırakırlar ve Baron’u öldürürler.الإعتاق هو تحرير العبد من عبوديته لمالكه وإطلاق سراحه.
Baskın düzenleyip köle alma konusunda oldukça başarılı idi.كان الهدف من الاتفاقية التأكيد ودفع قمع الرق وتجارة الرقيق.
Bunun bölgedeki köle ticaretini durdurduğu söylenmektedir.وكان الدافع له ايقاف تجارة الرقيق.
1769 yılında, son büyük bir Tatar saldırısı 20.000 Rus ve Ruthen köle yakalanmasıyla sonuçlandı.Em 1769, um último grande ataque tártaro resultou na captura de 20.000 escravos russos e rutenos.
"Big Show" un köle ismi olduğunu ve artık onun sahibi olmak istemediğini belirtti.Ele anunciou que "Big Show" era seu "nome de escravo" e não queria mais ser o pertence de alguém.
Evdeki tüm erkek ve kadın köleleri Theodore'a kutsaması için getirildi.Todos os escravos e escravas da casa foram levados a Teodoro para receberem sua bênção.
Roma toplumunda kölelerin yasal konumu ve hakları da değişmeye başlar.O status e os direitos legais dos escravos romanos também começaram a mudar.
Common - Elam Ferguson, dünyada kendine bir yer bulmaya çalışan eski bir köle.Common é Elam Ferguson, um escravo liberto que está tentando encontrar seu espaço no mundo.
Kurgusal olmayan bu metin, Stowe'un kölelik hakkındaki fikirlerini doğrulamaya çalışıyordu.Este livro de não-ficção tinha o objectivo de verificar as alegações de Stowe sobre a escravatura.
Kölelik ve insan kaçakçılığı konularına yönelik ilk çok taraflı anlaşmalardan biriydi.Foi um dos primeiros tratados multilaterais a abordar questões de escravidão e tráfico humano.
Böylelikle kölelik karşıtı sözleşmeler 50'den fazla Afrikalı ülkenin de imzasıyla kabul edildi.Os tratados anti-escravidão foram assinados com mais de 50 governantes africanos.
1908 yılına kadar, kadın köleler Osmanlı İmparatorluğu'nda hâlâ satılmaktaydı.Em 1908, escravas ainda eram vendidas no Império Otomano.
Köle ticareti hem devlet adına hem de muhtemelen özel kişiler tarafından onaylanmıştır.Há testemunhos de comércio de escravos, tanto a nível de Estado como, provavelmente, a nível privado.
Şirket, 1680’lerde yılda yaklaşık 5 bin köle taşıyordu.Na década de 1680, a Companhia transportava aproximadamente 5 000 escravos por ano.
1595'te Portekiz'de, Çinli ve Japon kölelerin satın alınıp satılması yasaklandı.Em 1595, foi aprovada uma lei em Portugal que proibia a venda e a compra de escravos chineses e japoneses.
Antik Yunanistan'daki köleliğin akademik çalışması, önemli metodolojik problemlerle kuşatılmıştır.O estudo da escravidão na Grécia Antiga oferece um número de significantes problemas metodológicos.
Fransa ise Martinique ve Guadeloupe’de köleliği tekrar tesis etmiştir.A França continuou o sistema de escravidão na Martinica e Guadalupe.
Ardından gelen ana gelir kalemlerinden biri ise azat edilmiş kölelerin değerleri üzerinden alınan 5% vergiydi.Mais tarde, ele passou a ser preenchido por um imposto de 5% sobre o valor de todos os escravos libertados.
Özgür kölelerden oluşturulmuş 20,000 kürekçili bir donanma inşa edildi.Uma nova frota foi construída, com 20 000 remadores recolhidos de escravos libertos.
Köle kız bir süre konuşamadı ama sonra tamamen iyileşti.Por algum tempo, a escrava emudeceu e depois ficou completamente curada.
Kendisinde kaçmaya teşebbüs etti ama imparatorluk köleleri tarafından suikasta uğradı.Ele próprio teria tentado fugir, mas foi assassinado por seus escravos.
1808 - Amerika Birleşik Devletleri'ne köle girişi yasaklandı.1808 — Estados Unidos proíbem a importação de escravos.
1888 - Brezilya'da kölelik kesin olarak kaldırıldı.1888 - É extinta a escravidão no Brasil.
Uzun süredir hasta olan köle bir kız, gizli bir iblis tarafından sıkıntıya uğruyordu.Uma escrava havia muito estava doente, perturbada por um demônio escondido.
Claudius bu tedavinin ardından iyileşen kölelerin azledilmesini buyurmuştu.Cláudio ditou que os escravos que se recuperassem desse tratamento ficariam livres.
Kölelik, Baptistler arasında en ihtilaflı konuydu.A escravidão era a questão mais crítica entre os Batistas.
1960'larda Suudi Arabistan’daki köle nüfusu 300,000 olarak tespit edilmiştir.Recentemente, nos início dos anos 1960, a população escrava da Arábia Saudita foi estimado em 300 mil pessoas.
Genel olarak, İtalya'daki köleler, yerli İtalyanlardı.Na Itália, a maioria dos escravos eram itálicos.
Beyazlarla köleler arasında sık sık şiddetli çatışmalar çıkardı.Colonos brancos e escravos negros tinham, frequentemente, conflitos violentos.
Burada köle, altın, bıçak, boncuk, ayna, rom ve silah ticareti yaptılar.A partir daí negociavam escravos, ouro, facas, miçangas, espelhos, rum e armas.
Bu durum III. Köle Savaşı ile değişmiştir.Isto mudaria com a Terceira Guerra Servil.
Kaffa bilinen ve önemli ticaret limanlarından ve köle pazarlarından biriydi.Caffa foi um dos portos comerciais e mercados de escravos mais conhecidos e significativos.
Bu durum, Cemiyet’in köle sahiplerini misyoner olarak atamamasının bir sonucu gibi görünüyordu.Esse foi provavelmente um resultado de a Sociedade não ter apontado donos de escravos como missionários.
Bu bir Çingene kampı idi ve yerli sanayiye köle işgücü sağlandı.Era um campo de ciganos que fornecia trabalho escravo para a indústria local.
Kölelik, yasaldı ve Osmanlı İmparatorluğu ekonomisinin ve toplumunun önemli bir parçasıydı.A escravidão era uma parte legal e significativa da economia e da sociedade do Império Otomano.
1672 ve 1689 arasında yaklaşık 90-100 bin köle taşındı.Entre 1672 e 1689 a Companhia transportou aproximadamente 90 000 a 100 000 escravos.
1633'te yerleşmeye yardımcı olmak üzere ilk Afrikalı köleler getirildi.Em 1633, os primeiros escravos foram trazidos da África para ajudar nas plantações.
Uygulamada bu tür ceza kolonileri köle toplumlarında daha fazladır.Na prática, essas colônias penais podem ser pouco mais do que as comunidades de escravos.
Haiti Devrimi Amerika ve İngiliz kolonilerindeki köle isyanları için örnek oluşturmuştur.A Revolução Haitiana sucedeu rebeliões de escravos nos Estados Unidos e nas colônias britânicas.
M.Ö. 73-71 Büyük köle isyanını yöneten Spartacus, asi bir gladyatördü.Espártaco, que liderou a grande rebelião de escravos de 73 A.C a 71 A.C., era um gladiador rebelde.
Sparta vatandaşları, kendi şehirlerinden olanları köle edinmezdi.A qual dos profetas não perseguiram vossos pais?
Hamlin, Abraham Lincoln gibi köleliği karşıydı.Abraham Lincoln, apesar de ser contrário à escravidão.
Maror, Mısır’daki köleliğin ne kadar acı olduğunun sembolüdür.Simbolizam o sofrimento dos hebreus na escravidão do Egito.
Köleliği protesto etmek, için malzemesi pamuk olan giysileri giymeyi reddetmiştir.Em protesto contra a escravidão, Maria parou de usar roupas de algodão.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod