Borçlarını ödeyemeyenler de köle olarak satılabilirdi.Les gens ne payant pas leurs propres dettes pouvaient devenir eux aussi esclaves.
1808 yılında Sierra Leone, azat edilen köleler için resmî Britanya kolonisi olarak belirlendi.En 1808, la Sierra Leone est désignée pour accueillir les esclaves libérés.
Geleneksel olarak kölelik kurumu Afrika'da da vardı.Il a également écrit sur l'esclavage en Afrique.
Köle olarak kalmak daha kolaydır.C'est facile d'être une victime.
Bir hristiyan diğerini köle olarak alamazdı.Une femme libre ne pouvait épouser un esclave.
Korsanlar tarafından kaçırılmasından sonra, Cezayir'de bir köle ve cariye olarak satıldı.Après son enlèvement, elle est vendue par les corsaires comme esclave et concubine en Algérie.
Belli başlı değişikilk köleliğin kaldırılmasıdır.Le grand changement est la chute du catholicisme.
Üçüncü Köle Savaşı (MÖ 73-71), Gladyatör Savaşı veya Spartaküs Savaşı olarak da bilinen savaştır.73 - 71 av. J.-C. : Troisième guerre servile ou guerre de Spartacus.
Kaçak köleler geceleri yolculuk ederek, 10-20 mil (16-32 km) aralıkla yer alan istasyonlara gitmekteydiler.Les esclaves voyageaient de nuit, environ 15 à 30 km séparaient chaque station.
1869 yılında John Stuart Mill The Subjection of Women (Kadınların Köleleştirilmesi) kitabını yayınlamıştır.En 1869 John Stuart Mill écrit et publie un essai intitulé The Subjection of Women .
1791 - Haiti’de kölelerin ilk ayaklanması.À Haïti, en 1791, la révolte des esclaves gronde.
1834'te kölelik kaldırıldı.L'esclavage fut aboli en 1834.
Latince konuşan çoğunluğun arasında Yunan tüccar ve köleler de bulunuyordu.La majorité des habitants parle le latin, avec des minorités de commerçants grecs et d'esclaves.
Kadınların tamamı köle de değil Gorda.Ces femmes ne sont pas des esclaves sexuelles, ce sont des esclaves tout court.
Ona yemin ettirdikten sonra köle gibi kullanmak mümkün olurmuş.Ce pourrait être pour se servir d'elle comme d'une esclave.
Kale daha sonraları Atlantik köle ticaretinde önemli bir durak olacaktır.La région côtière est une source majeure durant la traite d'esclaves transatlantique.
Bunlardan birincisi, gerçek şahıslara ait kölelerdir.Les personnes appartenant à la deuxième classe étant les esclaves des premiers.
Bunun yanı sıra birçok ulustan köle bulunur.Il y a aussi beaucoup de nationalisme slave.
Bath Girl (Banyo/Hamam kızı): Halka açık hamamlarda hizmet eden köle kızlara verilen addır.La fille de bain : Il s’agit d’une esclave qui est affectée aux bains publics ou privés.
1888 - Brezilya'da kölelik kesin olarak kaldırıldı.1888, abolition de l'esclavage au Brésil.
Kocası Balaş'ın (Ağasadık Geraybeyli) emrinde köle gibi hazırdır.Il reconnaît en lui un esclave (servus) de son père.
Köle işçiler Fritz Sauckel tarafından yönetilmekteydi.Il est ensuite placé sous les ordres de Fritz Sauckel.
Ayrıca arkadaşı azatlı köle-yönetici Polybius'un da vatana ihanet suçundan idam edilmesini engelleyememiştir.Il ne parvint pas non plus à empêcher l’exécution en 47 de son compagnon affranchi Polybe pour trahison.
Bu nedenle İngiliz gemileriyle taşınan köle sayısı dramatik bir şekilde artmıştır.Avec l'augmentation du nombre des avions britanniques, cela leur devint difficile.
Kaffa bilinen ve önemli ticaret limanlarından ve köle pazarlarından biriydi.Caffa était un des marchés d'esclaves les plus importants et les plus connus.
Özellikle köle ticaretinin sağladığı zengin ve parlak bir dönem yaşandı.Il devint riche et puissant notamment dans le commerce des esclaves.
Tom Amca'nın Kulübesi (Uncle Tom's Cabin), Amerikalı yazar Harriet Beecher Stowe'un kölelik karşıtı romanıdır.La Case de l'oncle Tom (Uncle Tom's Cabin) est un roman de l'écrivain américaine Harriet Beecher Stowe.
Köleliği suçlayan ve daha ağır cezalar veren bir yasanın hazırlanmasına yardımda bulundu.Elle est marquée par un nouveau dispositif législatif et policier punissant plus sévèrement l'esclavage.
Fransız sömürgesi olan Saint-Domingue'de köle olarak doğar.Il y représente la colonie française de Saint-Domingue.
İslamiyet köleliği yasaklamamıştır.Interdiction de l'esclavage.
Köleler iaşe kaynaklarından uzaklaşmış ve etrafı çevrilmiş durumda kalır.Les esclaves s’enfuyaient de la maison de leurs maîtres et se retiraient près de lui.
Beraberindekiler de öldürülür veya köle olarak satılmak üzere tutsak edilir.Beaucoup de ses membres furent soit assassinés, soit vendus comme esclaves.
Louis bunun yanında Fransa içinde kölelik kurumunu yasaklamıştır.La France refuse cependant son extradition au Liban.
Ancak daha sonra köle ticareti yaptığını fark eder.Il se livre encore occasionnellement au trafic d'esclaves.
Suudiler Yemen ile birlikte köleliği 1962 yılında kaldırmıştır.L’Arabie saoudite a ratifié l’abolition de l’esclavage en 1962.
869-883: Irak'ta siyah Afrikalı kölelerin zenci ayaklanması.869-883 : révolte des Zanj, esclaves noirs, en Irak, écrasée par les Abbassides.
Köleler ise tam olarak bunu yaparlar.La même procédure est appliquée aux esclaves.
Hollandalılar da 1814 yılında yasadışı ilan edilene dek köle ticaretine devam edecektir.Le commerce des esclaves continue avec les Néerlandais jusqu'à 1814.
Saçlar yeterinceye kadar beklemiş, sonra köleyi Milet'e göndermiştir.Celui-ci est ensuite envoyé en poste à Chartres, puis à Lille.
Kölelik ve insan kaçakçılığı konularına yönelik ilk çok taraflı anlaşmalardan biriydi.Il fut l'un des premiers traités sur les brevets et le droit des marques.
Massachusetts köleliği kaldıran ilk eyaletlerden biriydi.Le Massachusetts avait également été le premier État à abolir l'esclavage aux États-Unis.
En fakir ailelerin bile köleleri olabiliyordu.Les plus défavorisés étaient les esclaves.
Evine dönmekte olan Kadı bir vazoyu kıran köleye dayak attırmaktadır.Il est interdit de ramener un esclave en fuite à son maître.
ABD'de köleciliğin yayılması, 1820 Missouri Uzlaşması'yla durdurulmuştu.L'admission du Missouri, longtemps retardée, fut finalement acceptée grâce au Compromis du Missouri (1820).
Asgari ücret Açlık sınırı Yoksulluk sınırı KölelikTraite négrière Commerce triangulaire Esclavage Portail de l’esclavage
Bu köle avları sonucu adaların nüfusu azaldı.Ces chasses ont provoqué une baisse de la population.
Samiriler köleleştirildi.Ahatsistari fut martyrisé.
Bu süreçte kaçkın köleleri yakalayarak para kazanmaya çalışan köle avcılarından uzak durmaya çalışmıştır.Il est rattrapé par des chasseurs d’esclaves lancés à sa poursuite.
1807 - Birleşik Krallık Parlamentosu, köle ticaretini yasakladı.En 1807, les Britanniques interdisent le commerce des esclaves.
7 Nisan - New York'ta köleler isyan başlattı.6 avril : révolte d’esclaves dans la colonie de New York.
Güzel bir köle cariye kız olan Cemile, Prens Harun’a aşıktır.Demoiselle Maleen est une princesse, amoureuse d'un prince.
Kondüktörler bazen plantasyonlara girmek için köle rolü yapmaktaydılar.Le « chef de train » se prétendait parfois lui-même esclave afin de pouvoir accéder à une plantation.
Örneğin bozguna uğrattığı kabilelerden birinin 53,000 mensubunu hemen köle olarak satmıştır.53000 d'entre eux sont vendus comme esclaves.
1919 - Çin'de kölelik kaldırıldı.1923 : abolition de l'esclavage en Afghanistan.
Adalarda kölelik 1848'de kaldırıldı.L'esclavage est aboli en 1848.
Köle işçiler haftanın altı günü günde ortalama 12 saat çalışırdı.Les journées de travail pour ces femmes duraient de dix à douze heures, six jours par semaine.
Yaşam süreleri çok kısa olduğu için, sürekli olarak yeni kölelere ihtiyaç duyuluyordu.Leur espérance de vie étant ainsi basse, il faut régulièrement les remplacer par de nouvelles recrues..
Anadolulu kadın tüccarların genellikle köle ticareti yaptıkları belgelerden anlaşılmaktadır.Les maîtresses blanches quant à elles prostituent souvent leurs esclaves.
Sukalar, Mısır’daki kölelikten kaçtıktan sonra 40 yıl çölde yolculuk yapan, İsrail oğullarını anar.Ils se rappellent qu'il fit sortir d'Égypte le peuple d'Israël après quatre siècles vécus en esclavage.
1865 - ABD Temsilciler Meclisi, köleliği yasaklayan yasayı onayladı.1865 : les États-Unis promulguent le 13e amendement interdisant l'esclavage.