kökten ile cümle
kökten kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Bu onların fikrine göre bir cihaddı ve kendilerini "cihad" kelimesi ile aynı kökten gelen彼らは自らを「ムジャヒディン」と呼びました この言葉は「ジハード」と語源が同じです
Bu yöntem, doktorların hastalarına teşhis koymasına kökten bir gelişme getirecek.Acesta ar putea îmbunătăți radical modalitatea prin care doctorii diagnostichează pacienții.
Bu yöntem, doktorların hastalarına teşhis koymasına kökten bir gelişme getirecek.Cela peut améliorer radicalement la façon dont les médecins diagnostiquent les patients.
Bu yöntem, doktorların hastalarına teşhis koymasına kökten bir gelişme getirecek.Das kann die Art und Weise, wie Ärzte Diagnosen für Patienten erstellen, auf drastische Weise verbessern.
Bu yöntem, doktorların hastalarına teşhis koymasına kökten bir gelişme getirecek.Điều này có thể cải tiến đột phá cách các bác sĩ chẩn bệnh.
Bu yöntem, doktorların hastalarına teşhis koymasına kökten bir gelişme getirecek.Dit kan de manier waarop dokters diagnoses stellen radicaal verbeteren.
Bu yöntem, doktorların hastalarına teşhis koymasına kökten bir gelişme getirecek.Esto puede mejorar radicalmente el modo en que los médicos diagnostican a los pacientes
Bu yöntem, doktorların hastalarına teşhis koymasına kökten bir gelişme getirecek.이걸로 의사들이 환자들을 진찰하는 방식은 완전히 바뀔 것입니다.
Bu yöntem, doktorların hastalarına teşhis koymasına kökten bir gelişme getirecek.Questo può migliorare radicalmente il modo in cui i medici diagnosticano ai pazienti.
Bu yöntem, doktorların hastalarına teşhis koymasına kökten bir gelişme getirecek.To może radykalnie poprawić sposób, w jaki lekarze diagnozują pacjentów.
Bu yöntem, doktorların hastalarına teşhis koymasına kökten bir gelişme getirecek.Това може радикално да подобри начина, по който лекарите диагностицират пациентите.
Bu yöntem, doktorların hastalarına teşhis koymasına kökten bir gelişme getirecek.Это может радикально улучшить диагностику болезней.
Bu yöntem, doktorların hastalarına teşhis koymasına kökten bir gelişme getirecek.זה יכול לשנות בצורה רדיקלית את הדרך בה רופאים מאבחנים מטופלים.
Bu yöntem, doktorların hastalarına teşhis koymasına kökten bir gelişme getirecek.هذا في إمكانه أن يحسن جذريا الطريقة التي يشخص بها الأطباء المرضى.
Bu yöntem, doktorların hastalarına teşhis koymasına kökten bir gelişme getirecek.現在の診断は「推測そして確認」ですが
Fakat bu insanlar, kökten değişim isteyen insanlardı:Aber dies sind Leute die radikalisiert wurden.
Fakat bu insanlar, kökten değişim isteyen insanlardı:Ale toto jsou lidé, kteří byli radikalizováni.
Fakat bu insanlar, kökten değişim isteyen insanlardı:Dar acesti oameni sunt oameni care au fost deja radicalizati.
Fakat bu insanlar, kökten değişim isteyen insanlardı:De ezek az emberek radikalizálódtak.
Fakat bu insanlar, kökten değişim isteyen insanlardı:아이를 하나만 낳기 정책 때문에,
Fakat bu insanlar, kökten değişim isteyen insanlardı:Maar dit zijn mensen die al zijn geradicaliseerd.
Fakat bu insanlar, kökten değişim isteyen insanlardı:Mais ce sont des personnes qui se sont radicalisées.
Fakat bu insanlar, kökten değişim isteyen insanlardı:Mas estas pessoas estavam intransigentes.
Fakat bu insanlar, kökten değişim isteyen insanlardı:Namun orang-orang ini yang telah mengalami radikalisasi.
Fakat bu insanlar, kökten değişim isteyen insanlardı:Pero estas son personas que habían sido radicalizadas.
Fakat bu insanlar, kökten değişim isteyen insanlardı:Αλλά αυτοί είναι άνθρωποι που έγιναν ριζοσπαστικοί.
Fakat bu insanlar, kökten değişim isteyen insanlardı:Но люди уже были на грани.
Fakat bu insanlar, kökten değişim isteyen insanlardı:Но това са хора, които са били радикализирани.
Fakat bu insanlar, kökten değişim isteyen insanlardı:אבל אנשים אלו הפכו לרדיקלים.
Fakat bu insanlar, kökten değişim isteyen insanlardı:لذا شكراً لسياسة الطفل الواحد
Fakat bu insanlar, kökten değişim isteyen insanlardı:一人っ子政策のため
Her ikisi de köktenci Hristiyandılar herhangi bir muhalefeti şeytan ve komünizm işi addediyorlardı.Ambos fundamentalistas, vendo a oposição como obra dos comunistas e do Diabo.
Her ikisi de köktenci Hristiyandılar herhangi bir muhalefeti şeytan ve komünizm işi addediyorlardı.Båda var kristna fundamentalister som ansåg all opposition som ett av kommunismens och djävulens verk.
Her ikisi de köktenci Hristiyandılar herhangi bir muhalefeti şeytan ve komünizm işi addediyorlardı.Obaja boli kresťanskí fundamentalisti, ktorí považovali akúkoľvek opozíciu za dielo komunizmu a diabla.
Her ikisi de köktenci Hristiyandılar herhangi bir muhalefeti şeytan ve komünizm işi addediyorlardı.Oba sta bila krščanska fundamentalista, ki sta vsako nasprotovanje imela za delo komunitsov in hudiča.
Her ikisi de köktenci Hristiyandılar herhangi bir muhalefeti şeytan ve komünizm işi addediyorlardı.И двамата са християни фундаменталисти и считат всяка опозиция за дело на комунизма и дявола.
Her ikisi de köktenci Hristiyandılar herhangi bir muhalefeti şeytan ve komünizm işi addediyorlardı.Оба были христианскими фундаменталистами и рассматривали любую оппозицию как дело рук коммунистов и дьявола
Her ikisi de köktenci Hristiyandılar herhangi bir muhalefeti şeytan ve komünizm işi addediyorlardı.שניהם היו נוצרים קיצוניים שהתייחסו לכל המתנגדים שאל קומוניסטים או התגלמות השטן
Her ikisi de köktenci Hristiyandılar herhangi bir muhalefeti şeytan ve komünizm işi addediyorlardı.共産主義を悪魔と見なしました 1950年 Jacobo Árbenzはグアテマラで 多数派により民主的に
Howard'ın yaptığı, gıda endüstrisinin sizi mutlu etme konusundaki düşüncesini kökten değiştirdi.Apa yang Howard lakukan adalah dia merubah cara berpikir industri makanan. untuk membuat anda bahagia.
Howard'ın yaptığı, gıda endüstrisinin sizi mutlu etme konusundaki düşüncesini kökten değiştirdi.Det Howard gjorde var att i grunden förändra sättet som matindustrin ser på att göra dig nöjd.
Howard'ın yaptığı, gıda endüstrisinin sizi mutlu etme konusundaki düşüncesini kökten değiştirdi.Howard a fondamentalement changé la manière dont l'industrie alimentaire pense vous rendre heureux.
Howard'ın yaptığı, gıda endüstrisinin sizi mutlu etme konusundaki düşüncesini kökten değiştirdi.Howard całkowicie odmienił podejście branży do zaspokajania potrzeb klientów.
Howard'ın yaptığı, gıda endüstrisinin sizi mutlu etme konusundaki düşüncesini kökten değiştirdi.Howard, fundamentalmente, mudou a maneira como a indústria alimentar pensa como fazer-nos felizes.
Howard'ın yaptığı, gıda endüstrisinin sizi mutlu etme konusundaki düşüncesini kökten değiştirdi.Howard muutti elintarviketeollisuuden tapaa ajatella ihmisten onnelliseksi tekemisestä.
Howard'ın yaptığı, gıda endüstrisinin sizi mutlu etme konusundaki düşüncesini kökten değiştirdi.Howard veränderte grundlegend die Denkart der Industrie darüber, wie man Sie glücklich macht.
Howard'ın yaptığı, gıda endüstrisinin sizi mutlu etme konusundaki düşüncesini kökten değiştirdi.Howard vlastne od základov zmenil spôsob akým potravinový priemysel premýšľa o tom, ako Vás urobiť šťastnými.
Howard'ın yaptığı, gıda endüstrisinin sizi mutlu etme konusundaki düşüncesini kökten değiştirdi.하워드는 식품업계가 소비자를 행복하게 하는 방법을 근본적으로 바꿨기 때문입니다.
Howard'ın yaptığı, gıda endüstrisinin sizi mutlu etme konusundaki düşüncesini kökten değiştirdi.Na ta način je Howard korenito spremenil mišljenje prehrambene industrije o tem kako osrečiti ljudi.
Howard'ın yaptığı, gıda endüstrisinin sizi mutlu etme konusundaki düşüncesini kökten değiştirdi.Wat Howard deed, is fundamenteel veranderen hoe de voedselindustrie denkt over u gelukkig maken.
Howard'ın yaptığı, gıda endüstrisinin sizi mutlu etme konusundaki düşüncesini kökten değiştirdi.Говард в корне изменил представление пищевой промышленности о том, как сделать вас счастливыми.
Howard'ın yaptığı, gıda endüstrisinin sizi mutlu etme konusundaki düşüncesini kökten değiştirdi.Хауард промени из основи начина, по който хранителната индустрия мисли за това как да ви направи щастливи.
Howard'ın yaptığı, gıda endüstrisinin sizi mutlu etme konusundaki düşüncesini kökten değiştirdi.הווארד שינה בצורה יסודית את הדרך בה תעשיית המזון מנסה לשמח אתכם.
Howard'ın yaptığı, gıda endüstrisinin sizi mutlu etme konusundaki düşüncesini kökten değiştirdi.الذي فعله هاورد أنه غير الطريقة التى يفكر بها العاملون بصناعة الأغذية من الأساس الطريقة التي تجعلكم سعداء
Howard'ın yaptığı, gıda endüstrisinin sizi mutlu etme konusundaki düşüncesini kökten değiştirdi.どうすれば人は喜ぶのかについて かつての食品業界の第一の前提は
Kafeterya dini diye bir ifade var ve koktenciler bunu baskalarini kotulemek icin kullanirlar,Det finns något som kallas smörgåsbordsreligion, och fundamentalister använder det nedlåtande, när de säger:
Kafeterya dini diye bir ifade var ve koktenciler bunu baskalarini kotulemek icin kullanirlar,Há a expressão "Religião de Café". Os fundamentalistas usam-na de modo pejorativo, e dirão:
Kafeterya dini diye bir ifade var ve koktenciler bunu baskalarini kotulemek icin kullanirlar,Istnieje takie wyrażenie jak "religijna kafeteria" i fundamentaliści używają tego w pewien negatywny sposób,
Kafeterya dini diye bir ifade var ve koktenciler bunu baskalarini kotulemek icin kullanirlar,'카페테리아 종교' (입맛대로 믿는 종교) 라는 말이 있습니다. 근본주의자들이 폄하하는 자세이죠.
Kafeterya dini diye bir ifade var ve koktenciler bunu baskalarini kotulemek icin kullanirlar,Obstaja izraz samopostrežna vera, ki ga fundamentalisti uporabljajo kot žaljivko.
İlgili Sayfalar