kökten ile cümle
kökten kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Kafeterya dini diye bir ifade var ve koktenciler bunu baskalarini kotulemek icin kullanirlar,On olemassa ilmaus nimeltään kahvilauskonto, jota fundamentalistit käyttävät halveksuvaan sävyyn, sanoen:
Kafeterya dini diye bir ifade var ve koktenciler bunu baskalarini kotulemek icin kullanirlar,מכאן בא הביטוי "הקפיטריה של הדת", והפונדמנטליסטים ישתמשו בזה באופן מלעיז,
Kafeterya dini diye bir ifade var ve koktenciler bunu baskalarini kotulemek icin kullanirlar,هناك عبارة تسمى كافيتريا الدين و الأصوليون سوف يستعملونها بطريقة تشوه السمعة
Kafeterya dini diye bir ifade var ve koktenciler bunu baskalarini kotulemek icin kullanirlar,原理主義者達はこの言葉を否定的に使います 彼らは皆、それはカフェテリア宗教で、
Kafeterya dini diye bir ifade var ve koktenciler bunu baskalarini kotulemek icin kullanirlar,有一個詞彙叫做"自助餐式宗教" 基本主義的人會把它視為有詆毀性般去使用。
Kökten kurtulmadık ama onu paydaya taşıdık. .근호를 없애지 않았는데도 근호 안의 숫자로 분자로 보냈네요
Kökten kurtulmadık ama onu paydaya taşıdık. .Nie usunęliśmy pierwiastka, tylko przenieśliśmy go do licznika.
Kökten kurtulmadık ama onu paydaya taşıdık. . Ve şimdi paydada rasyonel bir sayı var.Nezbavili jsme se odmocniny, ale dostali jsme ji do čitatele a ve jmenovateli nám zůstalo racionální číslo.
Kökten kurtulmadık ama onu paydaya taşıdık. .Ние се отървахме от радикалния знак, но го преместихме в числителя.
Kökten kurtulmadık ama onu paydaya taşıdık. .ولم نتخلص بعد من رمز الجذر، لكننا وضعناه في البسط
-koy- diye söylenen bir kelimedir, ve aynı kökten kavis, eğri kelimesi de gelir.K-E-U라고 쓰고, 코이 라고 발음하죠 그것은 단어 curve가 유래된 것과 같은 어근입니다.
-koy- diye söylenen bir kelimedir, ve aynı kökten kavis, eğri kelimesi de gelir.lo deletreariamos K-E-U; se pronuncia koy -- y es la misma raíz de la que proviene la palabra curva.
-koy- diye söylenen bir kelimedir, ve aynı kökten kavis, eğri kelimesi de gelir.כותבים זאת "קיו" אך מבטאים "קוי" -- וזה אותו השורש ממנו באה המילה "עיקול".
-koy- diye söylenen bir kelimedir, ve aynı kökten kavis, eğri kelimesi de gelir.انها تلفظ " كي اي يو " ولكنها حقيقية تلفظ " كوي " وهذا الجذر اللغوي هو نفس جذر كلمة منعطف
-koy- diye söylenen bir kelimedir, ve aynı kökten kavis, eğri kelimesi de gelir.これは「カーブ」と同じ語源です ですが もとの インド・ヨーロッパ語では
Neden insanlara sarhoş araba kullandıkları için ceza kesmek yerine sorunu kökten çözmüyoruz?Au lieu de donner des amendes aux conducteurs ivres, pourquoi ne pas résoudre le problème à la base ?
Neden insanlara sarhoş araba kullandıkları için ceza kesmek yerine sorunu kökten çözmüyoruz?Invece di fare multe a chi guida ubriaco, perchè non risolviamo il problema all origine?
Neden insanlara sarhoş araba kullandıkları için ceza kesmek yerine sorunu kökten çözmüyoruz?-- Leyes
Neden insanlara sarhoş araba kullandıkları için ceza kesmek yerine sorunu kökten çözmüyoruz?Вместо да глобяваме хората, които карат пияни, защо не решим проблема от корена му?
Neden insanlara sarhoş araba kullandıkları için ceza kesmek yerine sorunu kökten çözmüyoruz?しかし、それは根本的な解決策ではない。 そもそも、なぜ「衝突しない車」を造ろうとしないのか?
'new age' gibi şeylerin, inançların ve kökten dinciliğin ve bağnazlığın yeni olduğunu düşünmüyorum.-Nu ştiu. ">-Cum participi tu ? Te-au votat pentru Programul Spațial?
'new age' gibi şeylerin, inançların ve kökten dinciliğin ve bağnazlığın yeni olduğunu düşünmüyorum.Ню Ейдж вярвания и фундаменталния фанатизъм са нещо ново.
'new age' gibi şeylerin, inançların ve kökten dinciliğin ve bağnazlığın yeni olduğunu düşünmüyorum.ヒトという種が発生して以来、常に私達と共にありました
O kapılar, önümüzdeki yüz senede, hem yeni bilimi yaratacak, hem de bildiğimiz dünyayı kökten değiltirecek.그리고 그 미래는 둘 다 새로운 과학을 창조할 것이며 그것이 다음 100년 내에 우리가 보게 될 근본적인 변화일 것입니다.
O kapılar, önümüzdeki yüz senede, hem yeni bilimi yaratacak, hem de bildiğimiz dünyayı kökten değiltirecek.ונקודות מבט אלו ייצרו מדע חדש, ושינוי בסיסי של העולם כפי שאנו רואים אותו, במאה השנים הבאות.
O kapılar, önümüzdeki yüz senede, hem yeni bilimi yaratacak, hem de bildiğimiz dünyayı kökten değiltirecek.و هذه الآفاق سوف تخلق مجالات جديدة للعلم ، وتغيير جوهري في العالم كما نراه ، في المئة سنة القادمة.
O kapılar, önümüzdeki yüz senede, hem yeni bilimi yaratacak, hem de bildiğimiz dünyayı kökten değiltirecek.新しい科学を生み出し 現在の世界は根本的に変化します 以上です 有り難うございました
Onlara değişken gibi bakarsak, birim olsalar bile, kökten çıkardığımızda saniye/metre oluyor.נתייחס אליהם כאל משתנים, למרות שהם יחידות, ומבלי להתיחס לסימן נקבל מטר לשניה.
Onlara değişken gibi bakarsak, birim olsalar bile, kökten çıkardığımızda saniye/metre oluyor.والتعامل معها كانها متغيرات ,
- O zaman, reel olmayan kökten kastım nedir?Então será, na realidade, um número imaginário e este termo todo será complexo.
O zaman, reel olmayan kökten kastım nedir?Myslím, že světle modrá se bude hodit.
O zaman, reel olmayan kökten kastım nedir?אז מה הכוונה בשורשים לא ממשיים?
O zaman, reel olmayan kökten kastım nedir?ذلك ما أعنيه بجذور غير الحقيقي؟
Paydayı kökten kurtarabiliriz, ama şimdilik böyle bırakacağım. - Bu haliyle daha kolay işlem yapabileceğim.Można to jeszcze uwymiernić, ale na razie zostawmy tak.
Paydayı kökten kurtarabiliriz, ama şimdilik böyle bırakacağım. -이것을 이론화할 수 있는데, 일단 지금처럼 놔둬 보겠다
Paydayı kökten kurtarabiliriz, ama şimdilik böyle bırakacağım. -Сега бихме могли да рационализираме това, но аз ще го оставя така за сега.
Paydayı kökten kurtarabiliriz, ama şimdilik böyle bırakacağım. -الآن يمكننا ايجاد النسبة، لكنني ارغب في ابقائها على هذه الصورة الآن
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.A potom včasráno, keď išli popri fíku, videli ho, že je uschlý od koreňa.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.A rano idąc mimo figowe drzewo, ujrzeli, iż z korzenia uschło.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.A učedlníci ráno jdouce, uzřeli fík, an usechl hned z kořene.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Dimineaţa, cînd treceau pe lîngă smochin, ucenicii l-au văzut uscat din rădăcini.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.In ko gredo zjutraj mimo, ugledajo smokvo, da je suha do korenine.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Ja kun he varhain aamulla kulkivat ohi, näkivät he viikunapuun kuivettuneen juuria myöten.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.저희가 아침에 지나갈 때에 무화과나무가 뿌리로부터 마른 것을 보고
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.La mattina seguente, passando, videro il fico seccato fin dalle radici
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Le matin, en passant, les disciples virent le figuier séché jusqu`aux racines.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Men då de nu på morgonen åter gingo där fram, fingo de se fikonträdet vara förtorkat ända från roten.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Og da de gikk forbi tidlig om morgenen, så de at fikentreet var visnet fra roten av.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Og da de om Morgenen gik forbi, så de, at Figentræet var visnet fra Roden af.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Por la mañana, pasando por allí vieron que la higuera se había secado desde las raíces
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Quando passavam na manhã seguinte, viram que a figueira tinha secado desde as raízes.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Reggel pedig, a mikor mellette menének el, látják vala, hogy a fügefa gyökerestõl kiszáradott.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Sáng hôm sau, khi đi ngang qua, thấy cây vả đã khô cho tới rễ;
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Sáng hôm_sau , khi đi ngang qua , thấy cây vả đã khô cho tới rễ ;
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Und am Morgen gingen sie vorüber und sahen den Feigenbaum, daß er verdorrt war bis auf die Wurzel.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Και το πρωι διαβαινοντες ειδον την συκην εξηραμμενην εκ ριζων.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.А вранці, мимо йдучи, побачили смоківницю всохлу від коріння.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.И тъй, като минаваха сутринта, видяха смоковницата изсъхнала от корен.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Поутру, проходя мимо, увидели, что смоковница засохла до корня.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.ויהי הם עברים בבקר ויראו את התאנה כי יבשה עם שרשיה׃
İlgili Sayfalar