köklü ile cümle
köklü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
2003 yazında Hollanda Eredivisie liginin köklü kulüplerinde Ajax'a transfer oldu.Kesällä 2000 Pasanen siirtyi Alankomaiden suurseuroihin lukeutuvan Ajaxin riveihin.
İstanbul'un en önemli ve köklü Latin Katolik kurumlarından biridir.Latinalla on katolisessa kirkossa keskeinen ja virallinen asema.
Bu gelişmelerin üstüne ligin köklü ekibi River Plate'e transfer oldu.Paras saavutus oli tasapeli River Platea vastaan.
Davit IV, Gürcü ordusunda köklü reformlar yaptı.Edvard IV sai vallan pitkällisten taisteluiden kautta ruusujen sodissa.
Meryem rolünde Başak Köklükaya.Pääroolissa nähdään Maria Ylipää.
Fiil köklü sıfatlar ile sıfat-fiiller arasındaki sınır çok net değildir.Jyskän ja Vaajakosken välistä rajaa ei ole tarkoin määritelty.
Ama yeni hükümet genel politikada köklü bir dönüşüm gerçekleştiremedi.Ωστόσο, η Renovación Española δεν κατάφερε να γίνει ένα μαζικό πολιτικό κίνημα.
Mantık, düzenlilik ve temizlik onun kişiliğine köklü bir şekilde yerleşmiştir.Η λογική, η τάξη και η καθαριότητα είναι βαθιά ριζωμένες στην ψυχή του.
İstanbul da iki tane çok köklü askeri lise bulunmaktadır.Η Εσθονία έχει δύο πρακτορεία ειδήσεων.
2005 yılında Süper Lig'in diğer köklü ekibi Gaziantepspor'a transfer oldu.Το 1995 προστέθηκε ένα ακόμη μέλος, ο τεράστιος Γιγανοτόσαυρος.
Ancak bu kaya parçası, büyük kaya gibi köklü değildir.Από απόσταση η Ρεντόντα μοιάζει με ένα πολύ μεγάλο βράχο.
Kuruluş tarihi yeni de olsa, fakülteleri oldukça köklüdür.Η ιστορία αυτών των σχολών είναι σχετικά πρόσφατη.
Bazı köklü reform çabaları yürütülmüştür, ör.Men mange af Struensees andre reformer forblev urørte.
King ülkenin politik ve ekonomik yaşamında gereksinim duyulan köklü değişikliklerden bahsetmeye başladı.King begynte å bli talsmann for behovet for grunnleggende endringer i det politiske og økonomiske livet i USA.
Hükümet halkın gittikçe genişleyen köklü isteklerine yanıt getiremedi.Kongen måtte gi etter for stadig voksende krav fra befolkningen om demokratisering.
Köklü yapısal reformlardan yanadır.Gjennom revolusjon eller stadige reformer?
Yezd, köklü bir geçmişe sahiptir.Oslostudenten har en noe brokete fortid.
Kulüp Fransa'nın en köklü kulüplerinden bir tanesidir.Klubben er en av de mest populære klubbene i Frankrike.
Bazı köklü reform çabaları yürütülmüştür, ör.Videre fikk Sverdrup gjennomført flere reformer, som juryordningen.
Başak Köklükaya: Oyuncu.Såpestykket: skuespill.
Bunun üzerine İsviçre'nın köklü ekiplerinden FC Basel'e kiralandı.Han er angriper på det sveitsiske laget FC Basel og Sveits' landslag.
Ülkedeki diğer tüm inançlarda olduğu gibi bu politikayla da İslam köklü değişiklikler geçirdi.Karena kebijakan ini seperti semua agama lainnya, Islam mengalami perubahan yang radikal.
Hatta senaryoda birkaç kez de köklü değişikliğe gidilmişti.Demikian pula pergantian pimpinan di daerah ini pun telah terjadi beberapa kali.
Ancak bu kaya parçası, büyük kaya gibi köklü değildir.Bagian ini sangat keras seperti batu.
Yezd, köklü bir geçmişe sahiptir.Asami memiliki masa lalu yang buruk.
Köklü bir geçmişi vardır.Ia memiliki masa lalu yang sedih.
Diğer gözü de dört yaşından beridir tutkal kokluyormuş gibi duruyordu."Con mắt kia thì trông như thể ông ấy đã hít keo dán từ khi lên bốn tuổi."
King ülkenin politik ve ekonomik yaşamında gereksinim duyulan köklü değişikliklerden bahsetmeye başladı.King cũng nói về sự cần thiết phải có thay đổi tận gốc rễ đời sống kinh tế và chính trị của Hoa Kỳ.
Bu Harold'un hayatına köklü bir değişiklik getirecektir.Điều này khiến trong suy nghĩ của Morgan có một sự thay đổi lớn.
1978 yılında Deng Şiaoping iktidara geldi ve köklü ekonomik reformlar başlattı.Năm 1978, Đặng Tiểu Bình lên nắm quyền và thực hiện những cải cách kinh tế quan trọng.
Bu, klasik mekaniğin köklü bir temel taşı olan Galilean invariance 'i ihlal eder.Điều này vi phạm nguyên lý tương đối Galileo, một trụ cột của cơ học cổ điển.
Yezd, köklü bir geçmişe sahiptir.Nico có một quá khứ đen tối.
1980'lerin ortalarında, Meksika'daki organizasyonlar Kolombiya kokaininin köklü ve güvenilir taşıyıcılarıydı.1980年代中頃までにメキシコの密売組織は、コロンビアからのコカインの輸送者として安定した信頼を得ていた。
Arap dünyasının en köklü sinema etkinliği olan festival ilk kez 1976'da düzenlenmiştir.1966年に始まり、アラブ・アフリカ世界で最も有名な映画祭の一つ。
Sekiz gölgeli, dokuz köklü olarak anılır.全9巻及び附図8枚から成る。
Davit IV, Gürcü ordusunda köklü reformlar yaptı.ダヴィド4世は大幅な軍事改革などを行った。
Ülkedeki diğer tüm inançlarda olduğu gibi bu politikayla da İslam köklü değişiklikler geçirdi.このため、国内のあらゆる宗教と同様、イスラム教も抜本的な変革を迫られることとなる。
Bu Harold'un hayatına köklü bir değişiklik getirecektir.ヘーゲルの人生にとって大きな転機が訪れる。
1980'lerin ortalarında, Meksika'daki organizasyonlar Kolombiya kokaininin köklü ve güvenilir taşıyıcılarıydı.到1980年代中期,墨西哥毒販已經成為哥倫比亞可卡因的可靠運輸者。
Ruh çözümlemenin son, bitmemiş ama köklü bir tanımı.這種系統無法區別頭子音和終子音。
Köklüce'de Bulgaristan'ın en yüksek televizyon direği olan Köklüce Vericisi bulunmaktadır.报告称该台为保加利亚收视人数最多的电视台。
Aynı zamanda köklü bir turistik gezi bölgesidir.也是一个区域性交通枢纽。
Arap dünyasının en köklü sinema etkinliği olan festival ilk kez 1976'da düzenlenmiştir.首次开罗国际电影节举办于1976年,为阿拉伯語地区第一次举办的国际电影节。
Mahallenin köklü ve geniş ailesi Kılıçoğullarıdır.馬祖地區許多青、壯年輩曾是她的園生。
16 yaşında yaptığı ilk mücadelede, köklü bir eski boksöre karşı muhteşem bir nakavt kazandı.而他第一次坐上1號機,就漂亮的擊敗了巨大的植物。
Chomsky’nin teorileri farklı alanlarda köklü bir şekilde kullanılmıştır.」 乔姆斯基的模式也被当做其他一些领域的理论基础。
AI dosya biçimi özellikle Adobe Illustrator'ın dokuzuncu sürümünden sonra köklü bir değişim geçirdi.这一模式紧密对应Adobe Illustrator 9的特性。
1980'lerin ortalarında, Meksika'daki organizasyonlar Kolombiya kokaininin köklü ve güvenilir taşıyıcılarıydı.1980년 중반까지 멕시코 운송 조직들은 콜롬비아 코카인을 운송하는 데에서 잘 정비되고 믿을만한 세력이었다.
Davit IV, Gürcü ordusunda köklü reformlar yaptı.그 해결책으로, 다비트 4세는 근본적인 군사 개혁을 단행했다.
Sekiz gölgeli, dokuz köklü olarak anılır.8개 가도, 9개 진을 관할한다.
Köklü bir aile olduklarına dair bilgilere rastlanmıştır.이들은 예전 고대문명종족들중에 한종족이라고 추정된다.
1978 yılında Deng Şiaoping iktidara geldi ve köklü ekonomik reformlar başlattı.1978년 누르 모하마드 타라키가 쿠데타를 일으켜 친소정권을 세우고 여러 급진적인 근대화 개혁을 시도했다.
Başak Köklükaya: Oyuncu.(What Just Happend)-בתפקיד: שחקן.
İstanbul'un köklü ailelerinden birine mensuptu.שם של אחת ממשפחות מגורשי ספרד.
Meryem rolünde Başak Köklükaya.אל תהי-מרי כבית המרי".
Devlet yönetiminde ve bürokrasisinde köklü değişiklikler yaşandı.Провежда радикални промени в административно-бюрократичния апарат на страната.
Ruh çözümlemenin son, bitmemiş ama köklü bir tanımı.Той е Единствената, Вечната и Всепроникваща физическа субстанция, която е неуловима.
Köklü, soylu bir Sakson ailesindendir.Той произлиза от саксонска благородническа фамилия.
LOU, geleneksel olarak da bilindiği gibi, Fransa'nın en köklü kulüplerinden birisidir.В исторически план Сошо е сред клубовете с най-силни традиции във френския футбол.
Chomsky’nin teorileri farklı alanlarda köklü bir şekilde kullanılmıştır.Граматиките на Чомски се класифицират по следния начин.