Bu iki ülkeyi, Hollanda ve İsveç izlemektedir.Két országot, Finnországot és Svédországot érint.
Bulgaristan ile Türkiye birçok konuda birbirine paralel politikalar izlemektedirler denilebilir.A részletek terén a lengyel és az orosz fél értékelése több ponton eltér.
Aile evden ayrılırken evin konuşan köpeği Brian, Nova dizisini izlemektedir.Brian temetése után, a család rögtön új kutyát akar.
Bu ikisini 20 şampiyonlukla Beşiktaş izlemektedir.A bajnokságban két csoportra osztva 20-20 csapat vett részt.
Kitap okumayı ve film izlemekten hoşlanır.Hän nauttii kirjojen lukemisesta ja filosofian opiskelusta.
Aynı birikimi ve geleneği izlemektedir.Vahdon historiaa ja perinteitä.
Aşağıda Avengers ekibi olanı izlemektedir.Lisäksi seuralla on Unified-joukkue.
Günbatımını izlemek pek iyi karşılanmaz.Se ei siedä pitkäaikaisesti auringon paahdetta.
O sırada, Desmond uzaktan otomobili içinde onları izlemektedir.Heidän tietämättään Sebastian tarkkaili heitä lähistöltä.
"Kara Şövalye'yi ağlamadan izlemek mümkün mü?".He päästävät tietämättään Mustan Ritarin rahaholviin.
Metro 2033 ve Metro: Last Light oyunlarında yaşanan hadiseleri izlemektedir.Peli on jatko-osa peleille Metro 2033 ja Metro: Last Light.
Rose'u izlemektedir ve Jack'in onu kurtarması konusuna şüpheyle yaklaşır.Sheriffin tuskanhuudot aiheuttavat epäluuloa muissa siitä, saako Jack hänet pelastettua.
Felicja, televizyon izlemekten hoşlanır.Felicja katsoo mielellään televisiota.
Bu özellikle log (sistem tarafından tutulan günlük dosyaları) dosyalarını izlemek için çok faydalıdır.Το χαρακτηριστικό αυτό είναι ιδιαίτερα χρήσιμο για την παρακολούθηση αρχείων συμβάντων (log files).
Onu izlemek hoşuma gidiyordu.Διασκέδασα βλέποντάς την.
Kitap okumayı ve film izlemekten hoşlanır.Κατά τον ελεύθερο χρόνο του απολαμβάνει να ταξιδεύει και να παρακολουθεί ταινίες και θεατρικές παραστάσεις.
Bu dönemi Yakın Çağ izlemektedir.Πολύ προχωρημένη ηλικία για την εποχή.
Evlerine girdikten sonra, Simpsonlar televizyon izlemek için kanepeye otururlar.Når de kommer ind i huset, sætter de sig på sofaen for at se tv.
Peter Pettigrew ise bu olayları izlemekten zevk alırdı.Det skal Peter Schaufuss have stor tak for.
Güneş'i izlemek için kullanılan ışık azaltıcı filtreler bu nedenle tasarlanır.Filtre til brug for iagttagelse af solen skal være specielt beregnet til formålet.
Annesi bu yeteneği farketse de sadece izlemekle yetindi.Selvom han har evnen, er han endnu ikke set bruge evnen.
(Maç izlemek cinayet değildir)".Så handler det jo overhovedet ikke om grindedrab."
Saçları rüzgarda dalgalanmakta olan adam, kalın bir sis örtüsüyle kaplı olan göz alıcı manzarayı izlemektedir.Hans hår blæser i vinden, og han stirrer ud over et landskab, der er dækket af en tyk tåge.
Onu izlemek hoşuma gidiyordu.Vi elsker overvågning.
Bu iki ülkeyi, Hollanda ve İsveç izlemektedir.To direkte følger var Nederland og Sveits.
ABD'de, kablo ve uydu televizyonu ile 62 milyon hane, G4 kanalını izlemektedir.G4 var tilgjengelig i 62 millioner kabel- og satellitt-TV-hjem i USA.
Markayı sırasıyla Michelin, Goodyear ve Continental izlemektedir.Firmaer som produserer bildekk inkluderer blant andre Michelin, Goodyear, Continental og Nokian.
Filmi 3D olarak izlemek için mavi-kırmızı ya da yeşil-kırmızı gözlüklerden takması gerekir.For å vise dette bildet trenger du 3D-briller (rød-grønn eller rød-blått).
Tromsø Köprüsü ise Tromsø şehrinin doğrudan merkezine yol izlemektedir.I tettstedet Tromsø ligger selve sentrum av Tromsø by.
Grubun Woolwich sahnesindeki gösterisini izlemek için San Francisco'dan Londra'ya seyahat etti.Han reiste fra San Francisco til London for å se bandet spille live i Woolwich Odeon.
Sokakta Şenlik etkinliklerini her yıl yaklaşık 5000 kişi izlemektedir.Hvert år ble forestillingene hennes sett av omkring 5000 barn.
Aynı maçta sakatlanarak kupa törenini hastaneden izlemek zorunda kaldı.På grunn av sykdom måtte han selv følge med på seremonien fra et sykehusrom.
İş sağlığı ve güvenliğini sağlayacak tedbirlerin uygulanmasını izlemek.Dette inkluderer overvåking av operativ trygghet og trygghet og helse på arbeidsplassen.
Bu esnada geçidi izlemekte olan Bobby'ye benzer başka bir genç erkek görür.Di situ ia bertemu dengan seorang anak muda lainnya yang persis seperti Bobby yang menonton parade itu.
Maçı kenardan izlemek zorunda kalmasına rağmen Portekiz'i 3-2 yenmeyi başardılar.Amerika Serikat mengawali perjalanannya dengan mengalahkan Portugal 3–2.
Süt inekciliğini damızlık koyun izlemektedir.Anda dapat melihat proses pemerasan susu sapi.
Bu ikisini 20 şampiyonlukla Beşiktaş izlemektedir.Keduanya bertandem lebih dari 20 pertandingan.
Kızgın olan Rance sadece onları izlemekle yetinir.Anehnya, hanya Risa yang dapat melihat mereka.
Buradaki amacı futbol takımlarının maç sonuçlarını izlemekti.Tidak sempat untuk menonton pertandingan sepak bola dari team kesayangan?
Bu onlara, gözlerini ekrandan ayırmak ve başka bir şey izlemek için bir bahane olurdu." diyerek vazgeçmiştir.Sẽ thật là có lỗi nếu bắt họ rời mắt khỏi màn hình để chú tâm vào một cái gì khác."
Panelin işlevi araştırma yapmak veya iklim ya da ilgili olayları izlemek değildir.IPCC không tiến hành nghiên cứu hay quan trắc khí hậu hay các hiện tượng liên quan.
Aynı zamanda Sebastian’ın eski kız arkadaşı Monique de onu izlemektedir.Đồng thời "Sebastian" cũng "đá" bạn gái thật của anh trai mình là Monique trước mặt mọi người.
Oyun oynamayı sever, ve sık sık büyükannesinin dükkânını onun için izlemektedir.Cậu yêu game, và thường xuyên trông hàng giùm bà.
"Kara Şövalye'yi ağlamadan izlemek mümkün mü?".“Cuộc chiến không khoan nhượng của 'Kỵ sĩ bóng đêm'”.
Peter Pettigrew ise bu olayları izlemekten zevk alırdı.Petrarch ngưỡng mộ chúng ở đó.
Bir tablo ayın fazlarını izlemek için diğeri ise Paskalya gününün hesap edilmesi içindir.月末(げつまつ)または月末日(つきまつじつ)とは、暦月の最後の日のことである。
(Maç izlemek cinayet değildir)".これは殴り込みではない」。
Onun görevlileri sık sık uyumu izlemek için ISP'ler ve internet kafeleri ziyaret etmektedir.SNBの職員は市民が従順な態度をとっているか監視するためしばしばISPやインターネットカフェを視察する。
Kulübün Lee Marvin filmleri izlemek üzere ara sıra toplanması öngörülmüştür.結社の会員はときどき集い、リー・マーヴィンの映画を一緒に鑑賞すると考えられている。
İş sağlığı ve güvenliğini sağlayacak tedbirlerin uygulanmasını izlemek.保健衛生及び職場の安全に留意する習慣をつけさせる。
Saçları rüzgarda dalgalanmakta olan adam, kalın bir sis örtüsüyle kaplı olan göz alıcı manzarayı izlemektedir.男は髪を風にたなびかせ、厚い雲海に覆われたまぶしい風景を見つめている。
Günbatımını izlemek pek iyi karşılanmaz.視太陽日は完全には一定ではない。
Kısmî Güneş tutulmalarını izlemek zararlıdır, çünkü göz bebekleri aşırı yüksek kontrasta uyumlu değildir.この投了の目安は目数の差(形勢の開き)ではなく、勝負手が残されているか否かと言われる。
Onu izlemek hoşuma gidiyordu.人を観察するのが好き。
Seyirciler ve sahne arkası şaşkın halde olayı izlemektedirler.応援団や観客は、このステージを取り囲むように着席する。
Mike Teavee: Her zaman televizyon izlemek isteyen çocuk.鈴井涼太曰く「テレビでよく見るやつ」。
Bu sahneleri izlemek özellikle çocuklar için eğlenceli.イベント等では、着ぐるみが子供たちを楽しませる。
Oyun oynamayı sever, ve sık sık büyükannesinin dükkânını onun için izlemektedir.ゲーム好きで、よく大介の家に通っているらしい。
Film izlemekten asla sıkılmaz ya da yorulmaz.景色に変化があり退屈しない。
Pazar liderliğini ABD'den sonra Avrupa izlemektedir.その後幕府の命によりアメリカ・ヨーロッパを視察した。