O gözden kayboluncaya kadar onu izledim.We watched him until he was out of sight.
Biz geyiklerin izini takip ettik.We followed the deer's tracks.
Biz TV izlemekten keyf aldık.We enjoyed watching the TV.
Beyzbol oyunu izleyerek keyf aldık.We enjoyed watching the baseball game.
Biz televizyonda eğlenceli bir program izledik.We saw a funny program on TV.
TV'de futbol maçı izledik.We watched the soccer game on TV.
Televizyonda yeni bir program izledik.We watched a new program on television.
Biz TV izliyoruz.We are watching TV.
Biz TV izlemekten hoşlanırız.We enjoy watching TV.
Biz hangi programın açık olduğuna bakmaksızın televizyon izlemeye eğilimliyiz.We are apt to watch television, irrespective of what program is on.
Londra'da bir komedi izlemek için gittik.We went to see a comedy in London.
Müzakerelerinizi izlemekteyiz.We have been watching your negotiations.
Modern bir dram izlemek için tiyatroya gittim.I went to the theater to see a modern drama.
Biz öğle yemeğinden sonra televizyon izledik.We watched TV after lunch.
Öğle yemeğinden sonra televizyon izledik.We watched TV after lunch.
Ufukta güneşin batışını izledik.We watched the sun sinking below the horizon.
Biz onun köpeğe bakmasına izin verdik.We let him keep the dog.
Köpeğe bakmasına izin veriyoruz.We let him keep the dog.
Köpeğe bakmasına izin veririz.We let him keep the dog.
Biz her gün TV izleriz.We watch TV every day.
Lütfen oyunu denememe izin verin.Please let me try the game.
Onu yapmama izin ver.Let me do it.
Lütfen onu tekrar denememe izin ver.Please let me try it again.
Onu denememe izin verin.Let me have a try at it.
O filmi izleme fırsatım olmadı.I have not had a chance to see that movie.
Gitmeme izin ver.Let me go!
Beni izle.Follow me.
Beni izleyin ve tam yaptığım gibi yapın.Follow me and do exactly the way I do it.
Benim genel izlenimim onun çok iyi olduğu yönünde.My general impression is that it is very good.
Zevklerimden biri TV izlemektir.One of my pleasures is watching TV.
Benim maaşım bizim müsrifçe yaşamamıza izin vermez.My salary doesn't allow us to live extravagantly.
Benim iznim olmadan bunu yapmamalıydın.You should not have done it without my permission.
Nereye gitsem köpeğim beni izler.My dog follows me wherever I go.
Lütfen beni izleyiniz.Please follow me.
Karımı tanıtmama izin ver.Let me introduce my wife.
Benim ilk izlenimim onun anlayışlı bir politikacı olduğu yönünde.My first impression was that he was a tactful politician.
Onunla ilgili ilk izlenimimin doğru olduğu ortaya çıktı.My first impression of him proved to be correct.
Annem TV izlemeyi sevmez.My mother doesn't like watching TV.
Annem benim TV izlememden hoşlanmaz.My mother doesn't like my watching TV.
Annem gece nadiren televizyon izler.My mother seldom watches TV at night.
Ebeveynlerim denizde yalnız yüzmeme izin vermedi.My parents never allowed me to swim alone in the sea.
Oyunu başından sonuna kadar izledim.I watched the game from beginning to end.
Ödevimi bitirdikten sonra sonunda televizyon izleyebildim.Having done my homework, I could finally watch television.
Onun gitmesine izin veriyorum.I let him go.
"Yıldız Savaşları"nı iki defa izledim.I have seen "Star Wars" twice.
On dakikalık bir toleransa izin verdim.I allowed a margin of ten minutes.
Bütün gün boyunca televizyon izlerim.I watch television all day long.
Birkaç günlük izne ayrılıyorum.I am taking a couple of days off.
İki saat boyunca TV izlemekten zevk aldım.I enjoyed watching TV for two hours.
Beşe kadar geri gelmem şartıyla oraya gitmeme izin verildi.I was allowed to go there on condition that I came back by five o'clock.
X-files'ın 4.sezonunu izledim.I watched the 4th season of X-files.
Yarın öğleden sonra izne çıkıyorum.I am taking tomorrow afternoon off.
O kadar meşgulüm ki televizyon izlemem.I am so busy that I don't watch TV.
Büyükannemi izleyerek yünü nasıl öreceğimi öğrendim.I learned how to spin wool from watching my grandmother.
Bulaşıkları yıkadıktan sonra televizyon izledim.I watched TV after I washed the dishes.
Kate'e eve gitmesi için izin verdim.I allowed Kate to go home.
Sirk gösterisini izlemekten zevk aldım.I enjoyed watching the circus parade.
Futbol oyunlarını izlemeyi severim.I love watching soccer games.
Ben geyiğin izlerini izledim.I followed the deer's tracks.
John ve Mary'nin el ele yürüyüşünü izledim.I watched John and Mary walking hand in hand.