Kampüste alkole izin verilmez.No alcohol is allowed on campus.
O arabanın yavaş yavaş bizi izlediğini düşünüyorum.I think that that car is slowly following us.
Bu filmi önceden izlememe rağmen, onu tekrar izlemeye karar verdim.Even though I already saw this movie, I decided to see it again.
Tom birkaç gün izne çıkıyor.Tom is taking a few days off.
Tom kötü bir izlenim bıraktı.Tom made a poor impression.
O gösterileri izleme.Don't watch those shows.
Onlar bu akşam TV dizileri izlediler.They have watched TV serials this evening.
Tom bir izci.Tom is a Boy Scout.
Umarım ailen, evlenmemize izin verir.I hope that your parents will allow us to get married.
Filmi onunla izlemeyi sabırsızlıkla bekliyorum.I'm looking forward to watching the movie with her.
Tom TV izlemez.Tom doesn't watch TV.
Onun güzel olmasına izin ver ve ben onu unutayım.Let her be beautiful and let me forget her.
O filmi izleyerek vaktimi boşa harcamamalıydım.I shouldn't have wasted my time watching that movie.
Canım TV izlemek istemiyor.I don't feel like watching TV.
Ebeveynlerim çıkmama izin vermeyecek.My parents won't let me date.
Annem ve babam benim oğlanlarla flört etmeme izin vermez.My parents won't let me go out with boys.
Annem ve babam benim oğlanlarla çıkmama izin vermez.My parents won't let me go out with boys.
Tom pembe dizi izliyor.Tom is watching a telenovela.
Gerçeği söylemek gerekirse, ben o filmi zaten izledim.To tell the truth, I've already seen that movie.
O dürbünüyle at yarışı izledi.He watched the horse race with his binoculars.
O, dürbününü kullanarak at yarışını izledi.He watched the horse race using his binoculars.
İnsanların seni böyle kullanmasına izin vermemelisin.You shouldn't let people use you like that.
Televizyon izlemeyi kesmenin zamanıdır.It is time to stop watching television.
Tom, New York'ta başarılı bir kariyer izliyor.Tom is pursuing a successful career in New York.
İnsanları izlemeyi severim.I like watching people.
Ailesi gerçekten her gün televizyon izlemeyi seviyor.His family really loves watching television every day.
İzin alabilir miyim?Do I have permission?
Ondan hiçbir iz yoktu.There was no trace of him.
Tom golf izliyor.Tom is watching golf.
Onlar bir hediye seçmeme izin verdiler.They let me pick a present.
Köpeğin içeri girmesine izin verme.Don't let the dog inside.
Tom meteor yağmurunu izledi.Tom watched the meteor shower.
Biri bizi buraya kadar izledi mi?Did someone follow us here?
Tom köpeklerin evden çıkmasına izin verdi.Tom let the dogs out of the house.
Tom iş yerinden hastalık izni aldı.Tom called in sick.
Saat 08.00 pembe dizisini izliyor musunuz?Do you watch the 8 o'clock soap opera?
Hala bu şeyleri izliyor musun?Are you still watching these things?
Tom Mary'yi izledi.Tom followed Mary.
O izlemek için sıkıcı.It's boring to watch.
Geçenlerde harika bir film izledim.I watched a great movie recently.
Birçok insan, çocukların televizyon izlemeye çok fazla zaman harcadıklarını düşünür.Many people think that children spend too much time watching television.
Otur. Ayakta durmana izin verilmiyor.Sit down. You are not allowed to stand up.
Okul ne zaman Noel için çıkmaya izin verir?When does school let out for Christmas?
Mary hayranlık içinde izledi.Mary watched in fascination.
İzlendiğimi biliyordum.I knew that I was being watched.
Ben bu filmi daha önce televizyonda izledim.I've already watched this film on the telly.
Onuruyla ölmesine izin vermek dışında, Tom için artık yapabileceğimiz hiçbir şey yok.There's nothing any of us can do for Tom now except let him die with dignity.
Bunun devam etmesine izin veremeyiz.We can't let this continue.
Sovyetler Birliği zamanında "Pravda" ve "Izvestia" olmak üzere iki büyük gazete vardı.During the Soviet Union, there were two big newspapers - "Pravda" and "Izvestiia."
Onu taşımama izin verin.Let me carry it.
Annem sinemaya gitmeme izin veriyor.My mum let me go to the movies.
Mary uzaylıların onu izliyor olduğunu hissediyor.Mary senses the aliens are watching her.
Ben tv izlemekten hoşlanmıyorum.I don't like to watch tv.
Kim TV izliyor?Who is watching TV?
Bu filmi kim izliyor?Who is watching the movie?
Arkadaşının seni aldatmasına izin verme.Don’t let your friend cheat you.
Annem çocukların kurabiye yemelerine izin verdi.Mom let the children eat cookies.
Bu akşam televizyon izlemek istemiyorum.I don't want to watch television this evening.
Bugün ona tatlı bir şey yemesi için izin verilmiyor.Today, he is not allowed to eat anything sweet.
Buradan ayrılmanıza izin verilmiyor.You are not allowed to leave here.