O daha geniş bir izleyiciye ulaşmak istiyor.He wants to reach a wider audience.
Sansürsüz versiyonu izledin mi?Have you seen the uncensored version?
Senin iznine ihtiyacım yok.I don't need your permission.
TV izler misin?Do you watch TV?
Bir film izlemesi için onu davet et.Invite him over to watch a movie.
Beni yakalamalarına izin veremem.I cannot let them catch me.
Onlara seni yakalamalarına izin veremem.I cannot let them catch you.
Lütfen seninle gitmeme izin ver.Please let me go with you.
Lütfen sizinle gitmeme izin verin.Please let me go with you.
Lütfen sizinle gitmeme izin veriniz.Please let me go with you.
Sana bakmama izin ver.Let me look at you.
İçeriye girmemize izin verin.Let's get inside.
Burada durmama izin verin.Let me stop here.
Web'de sörf yaptığında web siteleri tarafından izlenebilirsin.When you surf the web, you may be tracked by websites.
Hayallerimden biri İzlandaca öğrenmektir.One of my dreams is to study the Icelandic language.
Ev iyi izole edilmiş.The house is well insulated.
Arkayı izle.Watch the rear.
Ön tarafı izle.Watch the front.
Bana izin verirsen bunu yapabilirim.I can do that if you let me.
Ben buna izin vermem.I won't allow it!
Babam buna izin vermez.My father won't allow it.
Akıllı bir lider ne zaman izleyeceğini bilir.A wise leader knows when to follow.
Kimsenin seni incitmesine izin vermeyeceğim.I won't let anyone hurt you.
Sizi kimsenin incitmesine izin vermeyeceğim.I won't let anyone hurt you.
Kimsenin toplantı odasında beklemesine izin verme.Don't let anyone wait in the meeting room.
Anne ve babalar, çocuklarının bulunduğu yerleri izlemelidir.Parents should monitor their children's whereabouts.
Anne babalar, çocuklarının etkinliklerini izlemelidirler.Parents should monitor their children's activities.
TV izlemeye çok fazla vakit harcıyorsun.You're spending too much time watching TV.
Televizyon izleyerek çok vakit harcıyor.He's spending too much time watching TV.
O, TV izleyerek çok fazla zaman harcıyor.She's spending too much time watching TV.
Artık futbol izleme.Don't watch soccer anymore.
Senin bunu yapmana izin vermeyeceğim.I will not let you do it.
Hayvanlar kendi içgüdülerini izlerler.Animals follow their instincts.
Ben bir film izliyorum.I am watching a film.
Tom Mary'yi izliyor.Tom is following Mary.
Tom eti ızgara yapıyor.Tom is grilling meat.
O arabayı izliyorum.I am following that car.
Balık ızgara yapıyorum.I am grilling fish.
Çok üzgünüm ama senin dışarı çıkmana izin veremeyiz.I'm very sorry, but we can't let you out.
Olimpiyatları izleyecek misin?Will you watch the Olympics?
O, bunu ödünç almama izin verecek kadar kibardı.He was kind enough to let me borrow it.
Nezaket gösterip onu ödünç almama izin verdi.He was kind enough to let me borrow it.
Ustabaşıyla konuşmama izin verin.Let me speak with the foreman.
Bugün bir şeyler yememe izin ver.Let me eat something today.
Bu, bu filmi ilk kez izleyişim.This is the first time I've watched this film.
Ken'in yurtdışına çıkmasına izin veremem.I cannot authorize Ken to go abroad.
İlk kez evimde ızgarada et pişirdim.This is the first time I've ever grilled meat in my home.
Bu eti ızgara yapamam. Bozulmuş!I cannot grill this meat. It has gone bad!
Biri bizi izliyor gibi hissediyorum.I feel like someone is watching us.
Bana izin verirsen sana yardım edebilirim.I can help you if you let me.
Senin hayal gücünün vahşice koşmasına izin ver.Let your imagination run wild.
Bütün yönergeleri izleyin.Follow all instructions.
Ne zaman TV izliyorsun?What time do you watch TV?
Haberleri ne zaman izliyorsun?What time do you watch the news?
Balinaları izlemeye gittiler.They went whale watching.
İşçilerimin erken ayrılmalarına izin veriyorum.I authorize my workers to leave early.
İşçilere şirket arabalarını eve götürmelerine izin veriyoruz.We authorize the workers to take company cars home.
Sen çocuklarının geceleri sokakta oynamalarına izin veriyorsun.You allow your children to play in the street at night.
O çalışanlarının ofiste yemek yemelerine izin veriyor.He authorizes his workers to eat at the office.
O çocuklarına saçlarını uzatmaları için izin veriyor.She authorizes her children to grow their hair long.