Tom'un böylesine büyük bir izleyicinin önünde konuşma hakkında hiç endişesi yoktu.Tom had no qualms at all about speaking in front of such a large audience.
Tom akarsuyu birkaç kilometre izledi.Tom followed the stream for a couple of kilometers.
Tom Mary'nin talimatlarını izledi.Tom followed Mary's instructions.
Tom içgüdülerini izledi.Tom followed his instincts.
Tom televizyon izlerken uykuya daldı.Tom fell asleep watching TV.
Tom bugünlerde çok TV izlemiyor.Tom doesn't watch TV very much nowadays.
Tom Mary'nin gitmesine izin vermek istemiyor.Tom doesn't want to let Mary go.
Tom TV izlemekten başka bir şey yapmak istemiyor.Tom doesn't want to do anything but watch TV.
Tom şiddet filmlerini izlemekten hoşlanmaz.Tom doesn't like watching violent movies.
Tom şiddet filmleri izlemeyi sevmiyor.Tom doesn't like watching violent movies.
Tom daha gençken çok televizyon izlemedi.Tom didn't watch much television when he was younger.
Tom birkaç gün izin almayı hak ediyor.Tom deserves to take a few days off.
Tom bir gün izin almaya karar verdi.Tom decided to take a day off.
Tom aldığı tavsiyeyi izlemeye karar verdi.Tom decided to follow the advice he'd received.
Tom sadece yanında oturup Mary'ye zorbalık yapılmasını izleyemedi.Tom couldn't just sit by and watch Mary being bullied.
Tom Mary'nin nehrin aşağısına doğru sürüklenişini izlemekten başka bir şey yapamadı.Tom could do nothing but watch Mary being swept down the river.
Açıkçası, Tom'un onun olmasına izin vermeye niyeti yoktu.Tom clearly didn't intend to let that happen.
Tom kesinlikle onun ne yaptığını bilmediği izlenimini verir.Tom certainly gives the impression that he doesn't know what he's doing.
Tom kesinlikle yarın orada olmayı planlamadığı izlenimini verdi.Tom certainly gave the impression that he wasn't planning on being there tomorrow.
Tom kesinlikle bugün geleceğini herhangi birinin bilmesine izin vermedi.Tom certainly didn't let anyone know that he was arriving today.
Tom'a kesinlikle onun yaptığını yapmasına izin vermedim.Tom certainly didn't have my permission to do what he did.
Tom kesinlikle izleyiciyi hayal kırıklığına uğratmadı.Tom certainly didn't disappoint the audience.
Tom, geçmişin gitmesine izin veremez.Tom can't let go of the past.
Polisler Tom'un yatak odası penceresinin dışında herhangi bir ayak izi bulamadılar.The police couldn't find any footprints outside Tom's bedroom window.
Polislerin kapı tokmağında buldukları tek parmak izleri Tom'unkilerdi.The only fingerprints that the police found on the doorknob were Tom's.
Bana İzlemem gerektiğini söylediğin hangi filmdi?What movie was it that you told me I should watch?
Kapa çeneni ve düşünmeme izin ver.Shut up and let me think.
Yakala onu, uzaklaşmasına izin verme.Grab him! Don't let him get away.
Tom korku filmleri izlemekten zevk alıyor gibi görünüyor.Tom seems to enjoy watching horror movies.
Biri beni izliyor.Someone's watching me.
Bir şey beni izliyor.Something is watching me.
Çocuklar yetişkinleri izlerler.Children watch adults.
Filmi izledin mi?Did you watch the movie?
Onun içeri girmesine kim izin verdi?Who allowed him in?
Küçük erkek kardeşim TV izler.My younger brother watches TV.
Birinin beni izliyor olduğunun farkında değildim.I wasn't aware that someone was watching me.
Birinin beni izliyor olduğunu bilmiyordum.I didn't know that someone was watching me.
Kalemimi kullanmana izin vermeyeceğim.I will not allow you to use my pen.
Kız kardeşimle flört etmene izin vermeyeceğim.I won't allow you to date my sister.
Tom onun gitmesine izin vermezdi.Tom wouldn't let it go.
Tom, gitmene izin vermeyecektir.Tom won't let you go.
Tom, Mary'nin gitmesine izin vermeyecektir.Tom won't let Mary go.
Tom Mary'nin karar vermesine izin verecek.Tom will let Mary decide.
Tom çok fazla televizyon izliyor.Tom watches too much television.
Tom onları dikkatli bir şekilde izledi.Tom watched them carefully.
Tom onları dikkatlice izledi.Tom watched them carefully.
Tom bir günlük izin almak istiyor.Tom wants to take a day off.
Tom bir gün izinli.Tom took a day off.
Tom onun tekrar olmasına izin vermeyeceğini söyledi.Tom said he wouldn't let it happen again.
Tom biraz televizyon izlemek istediğini söyledi.Tom said he wanted to watch a little TV.
Tom bugün izin alıyor.Tom is taking the day off today.
Mary hamilelik izni aldı.Mary took maternity leave.
Onlar izliyor.They are watching.
Ormanı izle!Watch the forest!
Ev ödevimi bitirdikten sonra televizyonda beyzbol izledim.After I finished my homework, I watched baseball on TV.
Ben ödevimi bitirdikten sonra televizyonda beyzbol izledim.I watched baseball on TV after I finished my homework.
Ona izin vermiyorum.I don't allow it.
Orman yakınında izole edilmiş bir ev duruyor.Near the forest stands an isolated house.
Lütfen sana birkaç soru sormama izin ver.Please allow me to ask you a few questions.
Organ bağışına izin vermeyen hiç din var mı?Are there any religions that don't permit organ donation?