Tom Mary'nin doğum gününde tesadüfen işten bir gün izin aldı.Tom happened to have the day off on Mary's birthday.
Tom arabasını sürmesi için Mary'ye izin verdi.Tom gave Mary permission to drive his car.
Tom süpermarket civarında Mary'yi izledi.Tom followed Mary around the supermarket.
Tom saat ondan sonra Mary'nin TV izlemesine izin vermez.Tom doesn't let Mary watch TV after 10:00 p.m.
Tom Mary'nin kendisine yaklaşmasına izin vermiyor.Tom doesn't let Mary get near him.
Tom Mary'nin dışarı çıkması için çok izin vermez.Tom doesn't allow Mary to go out much.
Tom çocuklarının Mary ile oynamasına izin vermez.Tom doesn't allow his children to play with Mary.
Tom Mary'nin dışarıda oynamasına izin vermedi.Tom didn't let Mary play outside.
Tom Mary'nin yağmurda dışarı çıkmasına izin vermedi.Tom didn't let Mary go out in the rain.
Tom Mary'nin onu öpmesine izin vermek niyetinde değildi.Tom didn't intend to let Mary kiss him.
Tom Mary'nin yolunu bloke etti ve onun odasına girmesine izin vermedi.Tom blocked Mary's way and wouldn't let her enter the room.
Tom Mary'ye çocukları izlemesini rica etti.Tom asked Mary to watch the children.
Tom erken çıkmak için Mary'nin iznini istedi.Tom asked for Mary's permission to leave early.
Tom ve Mary her ikisi de komedileri izlemeyi tercih ediyor.Tom and Mary both prefer watching comedies.
Hem Tom hem de Mary komedi izlemeyi tercih ediyor.Tom and Mary both prefer watching comedies.
Tom ve Mary oturma odasında TV izliyor.Tom and Mary are watching TV in the living room.
Tom Mary'nin erken ayrılması için izin verdi.Tom allowed Mary to leave early.
Tom Mary'ye eve erken gitmesi için izin verdi.Tom allowed Mary to go home early.
Onlar Tom'un Mary'yi eve kadar izlediğini ve onu öldürdüğünü düşünüyorlar.They think that Tom followed Mary home and killed her.
Polis zorla giriş izi bulamadı.The police found no sign of forced entry.
Tom'un gerçekten yapmak istediği evde kalmak ve televizyon izlemekti.What Tom really wanted to do was stay at home and watch TV.
Tom görünmeden Mary'yi izlemeyi oldukça kolay buldu.Tom found it fairly easy to follow Mary without being seen.
Tom'un yaptıklarını izlemekten daha iyi yapacak işlerim var.I've got better things to do than to keep track of what Tom's doing.
Uzun süre İzlanda'da yaşadı.He lived in Iceland very long.
Eğer şimdi Tom'u ziyaret ederseniz, o muhtemelen TV izliyor olacak.If you visit Tom now, he'll probably be watching TV.
Ebeveynlerim Tom'u tekrar görmem için bana izin vermedi.My parents didn't allow me to see Tom again.
Benim bir gün izne ihtiyacım var.I need a day off.
Tom onu birinin izlediği hissini atlatamadı.Tom couldn't shake the feeling that someone was watching him.
Lütfen çocukların bıçaklarla oynamasına izin vermeyin.Please don't let the children play with knives.
Tom ve Mary filmi izlerken patlamış mısır yediler.Tom and Mary ate popcorn while watching the movie.
Çocukların oynamasına izin ver.Let the children play.
Amcan arabasını sürmene izin verdi mi?Your uncle let you drive his car?
Bütün dünya izliyor.The whole world is watching.
Tüm dünya izliyor.The whole world is watching.
O korku filmi çok korkunçtu ve onu izledikten sonra uyuyamadım.That horror movie was very scary and I couldn't sleep after watching it.
Onu izleyeceğim.I'll watch it.
Elektronik bileşenler saf izopropil alkol kullanarak temizlenebilir.Electronic components can be cleaned using pure isopropyl alcohol.
TV izlemem.I don't watch TV.
Elektronik bileşenler saf izopropil alkol kullanarak temizlenebilirler.Electronic components can be cleaned by using pure isopropyl alcohol.
Akşam yemeğinden sonra yapabileceğim tek şey televizyon izlemektir.The only thing I can do after dinner is watch television.
Tom'un akşam yemeğinden sonra yapmayı sevdiği tek şey TV izlemektir.The only thing Tom likes to do after dinner is watch TV.
Düğünüm için ailemden izin almayı başardım.I managed to get permission from my parents for my wedding.
Tom'un köpeği onu eve kadar izledi.Tom's dog followed him into the house.
Tom çocuklarının elektrikli aletlerini kullanmasına izin vermezdi.Tom wouldn't let his children use his power tools.
Tom onun olmasına asla izin vermezdi.Tom would never let that happen.
Annesi ona izin verseydi, Tom bir boksör olmak isterdi.Tom would have become a boxer if his mother had let him.
Tom cinayet silahında parmak izlerini bırakmaktan kaçınmak için eldivenler giydi.Tom wore gloves to avoid leaving his fingerprints on the murder weapon.
Tom polisi aramak istedi fakat Mary ona izin vermedi.Tom wanted to call the police, but Mary wouldn't let him.
Tom Mary'ye televizyonda beyzbol izlemeyi ne kadar çok sevdiğini söyledi.Tom told Mary how much he enjoyed watching baseball on TV.
Tom o filmi izlemememizi önerdi.Tom suggested that we not watch that movie.
Tom tüm öğleden sonrayı havaalanında inip kalkan uçakları izleyerek geçirdi.Tom spent all afternoon at the airport watching the airplanes land and take off.
Tom en son ne zaman bir film izlediğini hatırlayamadığını söyledi.Tom said that he couldn't remember the last time he saw a movie.
Tom İngilizce filmler izlerken İngilizce altyazıları okumayı sever.Tom likes to read English subtitles while watching movies in English.
Tom, Mary'nin neredeyse her şeyi ile gitmesine izin veriyor.Tom lets Mary get away with almost anything.
Tom kedinin çantasından çıkmasına izin verdi.Tom let the cat out of the bag.
Tom televizyonda izlediği hakkında seçicidir.Tom is particular about what he watches on TV.
Biraz izne çıkmaya can atıyorum.Tom is looking forward to taking some time off.
Tom televizyon izlemeye ilgisini kaybetti.Tom has lost interest in watching TV.
Tom'un başka birinin bir şey söylemesine asla izin vermeyen bir ünü vardır.Tom has a reputation of never letting anyone else say anything.
Tom neredeyse hiç TV izlemez.Tom hardly ever watches TV.