Havuçları kesmeme izin ver.Let me cut the carrots.
İzlanda, Danimarka'ya aitti.Iceland belonged to Denmark.
Düşmanın yaklaşmasına izin vermeyin.Don't let the enemy get close.
Seyahat kendime izin veremediğim bir lüks.Travelling is a luxury I can't allow myself.
O, onun kendi başına sürmesine izin verdi.She let him drive on his own.
Ben filmi zaten izledim.I've already seen the film.
Lütfen yarın bir gün izin almama izin verin.Please let me take a day off tomorrow.
Lütfen gitmeme izin verin.Please allow me to go.
Onu izleyin.Follow him.
Alkollü içki içen İnsanların girmesine izin verilmez.People who drink alcoholic beverages are not allowed to enter.
Küçüklerin girmesine izin verilmez.Minors aren't allowed to enter.
Çünkü televizyon izliyorlar.Because they're watching television.
Ben yabancı filmleri izlemek için sinemaya gitmek isterim.I like to go to the movies to see foreign films.
Karar vermene izin vereceğim.I'll let you decide.
Benim tavsiyemi izleyin.Follow my advice.
Ona arabayı kullanma izni verildi.Permission to use the car was accorded her.
Odaya kadar beni izleyin.Follow me into the room.
İlk bahar kışı izler.Spring follows winter.
Kate hafta sonu İzu'da kaldı.Kate stayed in Izu for the weekend.
Televizyon izlemeye gideceğiz.We will go to watch TV.
Televizyon izlemek için gideceğiz.We will go to watch TV.
Zayıflamak istiyorsan, bu diyeti izle.If you want to be slim, follow this diet.
Hayır, genellikle onları evde TV'de izlerim.No, usually I watch them at home on TV.
Code Lyoko'yu izlemeyi seviyorum.I like watching Code Lyoko.
O, geceleyin televizyon izler.She watches television at night.
Restoranda sigara içmeye izin verilmez.Smoking is not allowed in the restaurant.
Kedi balığı izliyor.The cat is watching the fish.
Film izliyorlardı.They are watching a movie.
Onlar bir oyun izliyorlar.They are watching a play.
Onlar kimsenin özel izni olmadan girmesine izin vermezler.They don't let anyone enter without special permission.
Eh, ben sadece TV izliyorum.Well, I'm just watching TV...
Onu izle ve aynı şeyi yap.Watch him and do the same thing.
Onu izle ve onun yaptığını yap.Watch him and do what he does.
Pokémon izleyerek büyüdüm.I grew up watching Pokemon.
O, benim onu izlemem gerektiğinin işaretini verdi.He signaled that I should follow him.
O böylece izler..It thus follows that...
Gitmeme izin verdiler.They let me go.
Beyzbol oyunları izlemeyi severim.I like to watch baseball games.
Babam araba sürmeme izin vermez.My father doesn't let me drive a car.
Tom sürekli TV izler.Tom watches TV all the time.
Hayallerimden biri İzlandaca öğrenmek.One of my dreams is to learn Icelandic.
Evi izlemem söylendiği için bugün dışarı çıkamam.I can't go out today as I've been asked to watch the house.
Bilgisayar korsanları bilgisayarlara izinsiz girerler.Hackers break into computers without permission.
İzmir'de yaşıyorum.I live in Izmir.
Sen nereye gidersen git, izleyeceğim.Wherever you go, I will follow.
Rus kızları İzlandalıları sever.Russian girls love Icelanders.
Önce izin istemelisin.You should ask for permission first.
Onun hayati bulguları yakından izleniyor.Her vital signs are being closely monitored.
Polis köpeği onun çantasındaki kokainin izini buldu.The police dog found trace amounts of cocaine in his luggage.
Kate hafta sonları Izu'da kalır.Kate stays in Izu on weekends.
Evet yarın benim izin günüm.Yes, tomorrow is my day off.
Girmesine izin ver.Let him enter.
Onun soyunmasını izlemeyi seviyorum.I like to watch her undress.
Kulübeye yetişinceye kadar onu tek sıra izledik.We followed him single file till we reached the cabin.
Aslında bu filmi daha önce izledim.Actually, I've seen this movie before.
Babam Bill ile çıkmama izin vermez.My dad won't let me go out with Bill.
Ben bir hafta izin aldım.I took a week off.
Ben bir çocukken Doraemon'u çok izledim. Ama bu kadar büyük olduğunu bilmiyordum!I watched Doraemon a lot when I was a kid. But I had no idea he was so large!
O televizyon izlerken uykusuz bir gece daha geçirdi.He spent another sleepless night watching television.
Bazen TV izlerim.I sometimes watch TV.