Ana içeriğe geç
Sözlük

iz ile cümle

iz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Güzel sahneyi izledik.We gazed at the beautiful scenery.
Onların peş peşe basket yapmasını izledik.We watched them score one basket after another.
Kız kardeşimden başka, ailem televizyon izlemez.Apart from my sister, my family doesn't watch TV.
Arabanı izin almadan oraya park etmemelisin.You must not park your car there without permission.
Kızım ceket kolumu tuttu ve gitmeme izin vermedi.My daughter held on to my coat sleeve and would not let me go.
Yarın sabah işten izin alacağım.I'm taking tomorrow morning off from work.
Canım yarın bir gün izin almak istiyor.I feel like taking a day off tomorrow.
Geri döndüğümde, çantam bir iz bırakmadan ortadan kaybolmuştu.When I got back, my bag had disappeared without a trace.
Sorun onun İngilizcesini izleyip izleyememendir.The problem is whether you can follow her English.
Akşama kadar kalıp havai fişekleri izleyelim.Let's stay until nightfall and watch the fireworks.
Yabani kuşları izliyorum.I am watching wild birds.
Yabani kuşları izlemek çok eğlenceli.Watching wild birds is great fun.
İlaç alırken şişe üzerindeki yönergeleri dikkatle izleyin.When taking drugs, follow the directions on the bottle carefully.
Yumi geldiğinde televizyon izliyordum.I was watching TV when Yumi came.
Akşam yemeğinden sonra TV izleyebilirsiniz.You can watch TV after supper.
Akşam yemeğinden sonra televizyonda haber izledim.I watched the news on TV after supper.
Akşam yemeği için ödememe izin ver.Let me pay for the dinner.
Bir uydu eriyen buzulları izlemek için yörüngeye fırlatıldı.A satellite was launched into orbit to monitor melting glaciers.
Lütfen önümüzdeki hafta sana akşam yemeği ısmarlamama izin verir misin?Would you please allow me to treat you to dinner next week?
Gelecek hafta, milyonlarca insan TV programını izliyor olacak.Next week, millions of people will be watching the TV program.
Gelecek hafta iki gün izin alacağım.I am going to take two days off next week.
Samimi görüşünüzü duymama izin verin.Let me hear your frank opinion.
Modayı izleme.Don't follow fashion.
Ebeveynlerim oraya gitmeme izin verdi.My parents let me go there.
Ebeveynlerim erkeklerle dışarı çıkmama izin vermezdi.My parents would not let me go out with boys.
Av köpekleri tilkinin kokusunu izledi.The hunting dogs followed the scent of the fox.
Avcı ayının izlerini takip etti.The hunter followed the bear's tracks.
Diğer insanların senin çekindiğini fark etmelerine izin vermemelisin.You mustn't let the other person notice that you flinched.
Polis tıbbi konulardaki kriminal suçlamaları izlemekte isteksizdir.The police are reluctant to pursue criminal charges in medical cases.
Bizim çevrede düşmandan hiç iz yok.No sign of the enemy in our surroundings.
Onları orada tutun! Şehre girmelerine izin vermeyin!Hold them there! Don't let them into the city!
Kendimi tanıtmama izin verin.Let me introduce myself.
Amerika izleniminiz nedir?What is your impression of America?
O, rakibin ona yaklaşmasına izin vermez.He does not let the opponent come near him.
Biz Arab'ız.We are Arabs.
Su içebilirsin fakat aynı zamanda da onun yürümesine izin verebilirsin.You can drink water, but you can also let it walk.
Bazı insanlar gazete okurlar ve aynı zamanda TV izlerler.Some people read the newspaper and watch TV at the same time.
O, ebeveynlerinin onu izlediğinin farkındaydı.She was aware of her parents' eyes.
O, anne ve babasının onu izlediğini fark etti.She was aware of her parents' eyes.
TV izlemeyi seviyor.He likes watching TV.
O, televizyonda beyzbol oyunlarını izlemeyi sever.He likes watching baseball games on TV.
O, televizyonda beyzbol oyunları izlemeyi seviyor.He enjoys watching baseball games on TV.
Ölü yaprakların düşüşünü izliyordu.She was watching the dead leaves fall.
Tanrı olmasaydı, o zaman her şeye izin verileceğine karar verdi.He decided that if God didn't exist then everything was permitted.
Onun sırrı bildiğine dair bir izlenimim var.I have a feeling that he knows the secret.
Onun buraya tekrar gelmesine izin vermeyeceğim.I won't let him come here again.
Tek kanıt, iç çamaşırına yapışmış sperm iziydi.The only evidence was the traces of semen stuck to the underwear.
Onun gururu böyle hakaretlere tahammül etmesine izin vermedi.His pride wouldn't allow him to tolerate such insults.
İngilizce çalışıyor olmam gerek ama bir film izlemeyi tercih ederim.I should be studying English, but I'd rather watch a movie.
Hayır, fakat beyzbol izlemeye gitmekten hoşlanıyorum.No, but I like going to watch baseball.
Beyzbol izlemeye gitmekten hoşlanırım.I like going to watch baseball.
Beyzbol oyunlarına gitmeyi ve izlemeyi seviyorum.I like to go and watch baseball games.
İstediğini yapması için ona izin verdim.I have given him permission to do what he wants to do.
Bugün görevden izinli olduğum için, sahile gidelim.Since I'm off duty today, let's go to the coast.
Hiç kimse çalışmıyor. Herkes Dünya Kupası'nı izliyor.No one is working. Everyone's watching the World Cup.
Jakuzimde TV izlemeyi seviyorum.I like to watch TV in my Jacuzzi.
Allah'ın izniyle.God willing...
Hiç kimsenin kararlaştırılmış işlerini gevşetmelerine izin verilmemesi önemlidir.It is important that no one is allowed to slack off on their assigned work.
O izlenimi vermek istemedim.I didn't mean to give that impression.
O nihayet televizyon izlemeye başlayabildi.She came round to watching TV.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod