Ana içeriğe geç
Sözlük

iz ile cümle

iz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Çocuk koyunları izliyordu.The boy was watching the sheep.
Çiğ balık şöyle dursun,ızgara balıktan hoşlanmam.I don't like grilled fish, let alone raw fish.
Tokyo'ya ne zaman geldiğini önceden bilmeme izin ver.Allow me to know in advance when you are coming up to Tokyo.
Amirimden izin alacağım.I'll get permission from my superior.
Lütfen içeriye biraz temiz hava girmesine izin ver.Please let in some fresh air.
Eğer onula işin bittiyse, gazeteyi okumama izin ver.Let me read the newspaper if you've finished with it.
Ailem tek başıma gitmeme izin vermedi.My parents wouldn't allow me to go by myself.
Kimsenin senden yararlanmasına izin verme.Don't let anyone take advantage of you.
Her insan farklı bir yol izlesede, hedeflerimiz aynıdır.Although each person follows a different path, our destinations are the same.
İnsanlar kendi aralarında mücadele ederken melekler yukarıdan izlerler.Angels watch from above as men fight amongst themselves.
Kütüphanede konuşmaya izin verilmiyor.Talking in the library is not allowed.
Tüm Dünya Zirve toplantısını izliyor.The whole world is watching the summit conference.
Yıldızları izlemek ilginç.It is interesting to watch stars.
Yıldızları izlemek enteresandır.It is interesting to watch stars.
İşimi barış içinde yapmama izin verin.Let me do my work in peace.
Vergi ajanı indirime izin verdi.The tax agent allowed the deduction.
Bebekleri izlemek ilginçtir.Babies are interesting to watch.
Dilini görmeme izin ver.Let me see your tongue.
Geçen cumartesi heyecan verici bir beyzbol oyunu izledim.I saw an exciting baseball game last Saturday.
Geçen Pazar komik bir film izledik.We saw a funny movie last Sunday.
Geçen hafta bir gün izin aldım.I took a day off last week.
Öğretmen çocuğun eve gitmesine izin verdi.The teacher permitted the boy to go home.
Öğretmen okuldan erken ayrılmama izin verdi.The teacher allowed me to leave school early.
Öğretmen erken çıkmama izin vermedi.The teacher didn't permit me to leave early.
Öğretmen öğrencilerin herhangi bir soru sormasına izin vermedi.The teacher didn't let the students ask any questions.
Öğretmen öğrencilerin konferans salonundan ayrılmasına izin vermedi.The teacher did not permit the students to leave the lecture hall.
Öğretmen eve erken gitmek için bana izin verdi.The teacher granted me permission to go home early.
Öğretmen onun eve gitmesine izin verdi.The teacher permitted him to go home.
Öğretmen onun eve gitmesi için izin verdi.The teacher allowed him to go home.
Hiçbir yolcunun köprüye girmesine izin verilmiyor.No passengers are allowed on the bridge.
Hiç sumo güreşi izledin mi?Have you ever watched sumo wrestling?
Yerde ayak izleri bırakılmıştı.Footprints were left on the floor.
Ayak izleri nehire kadar devam ediyordu.The footprints continued down to the river.
Bazı yara izleri olabilir.There may be some scars.
Kendinizin şişman olmasına izin vermeyin.Don't allow yourself to become fat.
Güneş parlıyordu ve hava sıcaktı, bu yüzden işten bir gün izin aldım.The sun was shining and it was warm, so I took the day off.
İzlenen demlik asla kaynamaz.A watched pot never boils.
Kalmama izin ver.Permit me to stay.
Büyük izleyici şarkının sonunda alkışladı.The large audience clapped at the end of the song.
İlk izlenimler önemlidir.First impressions are important.
Beni izleyen birinin farkında değildim.I wasn't conscious of anyone watching me.
Birisi sizi izliyor.Someone is watching you.
Dün gece bu odada kimin televizyon izlediğini düşünüyorsun?Who do you think was watching TV in this room last night?
Bana kimin tavsiyesini izleyeceğimi söyle.Tell me whose advice to follow.
Herhangi birinin bu odaya girmesine ya da yaklaşmasına izin verme.Don't let anyone enter or approach this room.
İzinsiz kimse ayrılmayacak.No one is to leave without permission.
Kimsenin odadan çıkmasına izin verilmedi.Nobody was allowed to go out of the room.
Kadınlar ve erkekler arasında hiçbir eşitsizliğin var olmasına izin verilmemesi gerekir.No inequality should be allowed to exist between men and women.
Depremi çok sayıda hafif şoklar izledi.Several slight shocks followed the earthquake.
İçeri girmeme izin ver.Let me in.
Kore, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu tarafından bir inceleme yapılmasına izin verdi.Korea allowed an inspection by the IAEA.
İzleyici kahkaha ile güldü.The audience roared with laughter.
İzleyici derinden etkilendi.The audience was deeply affected.
Kuşun uçmasına izin ver.Let the bird fly away.
Kural olarak, sigara içmeye izin vermiyoruz.As a rule, we don't allow smoking.
Erkek kardeşim TV izler.My brother watches television.
Hırsız hiçbir iz bırakmadan kaçtı.The thief fled without leaving any traces.
Hava izin verirse, gelirim.I will come, weather permitting.
Hangi gün izinlisin?What's your day off?
Telefonu kullanabilip kullanamayacağını sordu, bu yüzden ona izin verdim.She asked if she could use the phone, so I let her.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod