Tokyo'da bir kabuki oyunu izledim.I saw a kabuki play in Tokyo.
Başım ağrıyordu ve bir gün izin aldım.I had a headache, and I took the day off today.
Başım ağrıyor, bu yüzden bugün izin istiyorum.I have a headache, so I would like to take a day off today.
Sen yolu göster ve ben seni izleyeceğim.You lead the way and I will follow you.
İki dedektif şüpheliyi izledi.Two detectives followed the suspect.
Japon çocukları İngiliz çocuklarından daha çok televizyon izler.Japanese children watch television more than English children.
Pazar günü çalıştım, bu yüzden pazartesi izin aldım.I worked on Sunday, so I had Monday off.
Konuşmam için izin verirseniz, her şeyi açıklayabilirim.If you permit me to speak, I can explain everything.
Sabıkalı rehinelerin gitmesine izin vermedi.The criminal didn't let the hostages go.
Suçlu ayak izleri bıraktı.The criminal left footprints.
O kadar çok televizyon izlemeseydi, çalışmak için daha fazla zamanı olurdu.If he did not watch so much television, he would have more time for study.
Onun sırrı bildiğine dair izlenimim var.I have the impression that he knows the secret.
O her nereye gitse, köpek onu izledi.The dog followed him wherever he went.
Onun beni izlediğini biliyorum.I know he is watching me.
Ona dokunmasına izin verme.Don't let him touch it.
Biz onun onu denemesine izin vereceğiz.We will let him try.
Annesi onun oraya yalnız gitmesine izin vermeyecek.His mother will not consent to his going there alone.
Yanağındaki yara izi artık neredeyse görünmüyor.The scar on his cheek hardly shows now.
Onun konuşması benim üzerimde iyi bir izlenim bıraktı.His speech made a good impression on me.
Onun istediği gibi yapmasına izin ver.Let him do as he likes.
Konferansının büyük bir izleyicisi vardı.His lecture had a large audience.
Onun konferansı bize derinden bir izlenim bıraktı.His lecture made a deep impression on us.
Onun yeni filmi izlenmeye değer.His new film is worth seeing.
Erkek kardeşi her zaman TV izliyor.His brother is always watching TV.
Annesi onun motosiklet sürmesine izin vermedi.His mother didn't allow him to ride a motorbike.
O senin dışarı çıkman için izin verecek.He will grant permission for you to go out.
O bir gün izin aldı.He took a day off.
O canlı bir izlenim bırakmıştı.He made a vivid impression.
O her zaman iş arkadaşlarından izole edilmiştir.He is always isolated from his fellow workers.
Maçı izlerken nefesini tuttu.He held his breath while watching the match.
O, Kate'in şarap içmesine izin vermez.He doesn't let Kate drink wine.
O Jamaika'da oturma izni aldı.He took up residence in Jamaica.
Yakında onun yüzmesine izin verilecek.He will soon be allowed to swim.
O, eve girenleri ve çıkanları izledi.He watched those who went in and out of the house.
O, o zaman televizyon izlemiyordu.He wasn't watching TV then.
Üniversiteye kayıt yaptırmasına izin verilmedi.He was not allowed to enroll in the college.
Kolları bağlı şekilde sadece izledi.He just looked on with his arms folded.
O, televizyonda beyzbol maçları izlemeye düşkündür.He is fond of watching baseball games on TV.
O, TV izlemeyi sever.He likes to watch TV.
Televizyon izlemekten bıktı.He is tired of watching television.
Hangi kursu izleyeceğine bir türlü karar veremedi.He couldn't make up his mind which course to follow.
Bir kamyonun geçmesine izin vermek için kenara çekti.He pulled aside to let a truck pass.
O, neredeyse hiç tv izlemez.He scarcely ever watches TV.
Şimdi bir aydır hastalık izninde.He has been on sick leave for a month now.
İzleyiciye yavaş yavaş hitap etmeye başladı.He began to address the audience slowly.
Çoğunlukla daktilosunu kullanmama izin verir.He often lets me use his typewriter.
O özel mülkümüze izinsiz giriyor.He is trespassing on our private property.
Onun bir günlük izin isteğini reddetti.He turned down her request for a day off.
Bütün gün TV izlemekten başka bir şey yapmadı.He did nothing but watch TV all day.
Bütün gün televizyon izliyordu.He was watching television all day.
O, filmleri çok sevdiği için, izleyebildiği kadar çok sayıda film izler.Since he's crazy about movies, he watches as many movies as he can.
O, bizim tavsiyemizi izleyemedi.He failed to follow our advice.
İzlendiğinin farkındaydı.He was aware of being watched.
O, izinli olarak evdedir.He is home on leave.
İzinli olarak eve gitmeyi planlıyor.He is planning to go home on leave.
O, izinlidir.He is on leave.
O, hava kuvvetlerinden izinli iken ailesiyle birlikte evde dinlenmeyi sever.He likes to relax at home with his family when he is on leave from the Air Force.
O, arkasında izleyen köpeği ile yürüyüşe çıktı.He went out for a walk, with his dog following behind.
O şimdi televizyon izliyor.He is watching TV now.
O, bugün bir günlük izin alıyor.He is taking a day off today.