iyilik ile cümle

iyilik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Kâhinleri bol yiyecekle doyuracağım, Halkım iyiliklerimle doyacak›› diyor RAB.A rozvlažím dušu kňazov tukom, a môj ľud sa nasýti môjho dobrého, vraví Hospodin.
Kâhinleri bol yiyecekle doyuracağım, Halkım iyiliklerimle doyacak›› diyor RAB.Colmaré de abundancia el alma del sacerdote, y mi pueblo se saciará de mi bondad", dice Jehovah
Kâhinleri bol yiyecekle doyuracağım, Halkım iyiliklerimle doyacak›› diyor RAB.E saciarei de gordura a alma dos sacerdotes, e o meu povo se fartará dos meus bens, diz o Senhor.
Kâhinleri bol yiyecekle doyuracağım, Halkım iyiliklerimle doyacak›› diyor RAB.És a papok lelkét megelégítem kövérséggel, és az én népem eltelik javaimmal, azt mondja az Úr.
Kâhinleri bol yiyecekle doyuracağım, Halkım iyiliklerimle doyacak›› diyor RAB.In poživim dušo duhovnikov z mastjo in ljudstvo moje se nasiti z dobroto mojo, govori GOSPOD.
Kâhinleri bol yiyecekle doyuracağım, Halkım iyiliklerimle doyacak›› diyor RAB.I opoję duszę kapłanów tłustością, a lud mój dobrocią moją nasyci się, mówi Pan.
Kâhinleri bol yiyecekle doyuracağım, Halkım iyiliklerimle doyacak›› diyor RAB.Jeg kvæger Præsterne med Fedt, mit Folk skal mættes med min Fylde, lyder det fra HERREN.
Kâhinleri bol yiyecekle doyuracağım, Halkım iyiliklerimle doyacak›› diyor RAB.Je rassasierai de graisse l`âme des sacrificateurs, Et mon peuple se rassasiera de mes biens, dit l`Éternel.
Kâhinleri bol yiyecekle doyuracağım, Halkım iyiliklerimle doyacak›› diyor RAB.내가 기름으로 제사장들의 심령에 흡족케 하며 내 은혜로 내 백성에게 만족케 하리라 여호와의 말이니라
Kâhinleri bol yiyecekle doyuracağım, Halkım iyiliklerimle doyacak›› diyor RAB.Og jeg vil vederkvege prestene med det fete, og mitt folk skal mettes med mine gode ting, sier Herren.
Kâhinleri bol yiyecekle doyuracağım, Halkım iyiliklerimle doyacak›› diyor RAB.Rozvlažím i duši kněží tukem, a lid můj dobroty mé nasytí se, dí Hospodin.
Kâhinleri bol yiyecekle doyuracağım, Halkım iyiliklerimle doyacak›› diyor RAB.Sazierò di delizie l'anima dei sacerdoti e il mio popolo abbonderà dei miei beni. Parola del Signore
Kâhinleri bol yiyecekle doyuracağım, Halkım iyiliklerimle doyacak›› diyor RAB.Voi sătura de grăsime sufletul preoţilor, şi poporul Meu se va sătura de bunătăţile Mele, zice Domnul.``
Kâhinleri bol yiyecekle doyuracağım, Halkım iyiliklerimle doyacak›› diyor RAB.И напитаю душу священников туком, и народ Мой насытится благами Моими, говорит Господь.
Kâhinleri bol yiyecekle doyuracağım, Halkım iyiliklerimle doyacak›› diyor RAB.Още ще наситя душата на свещениците с тлъсто; И людете Ми ще се наситят с Моите блага, казва Господ.
Kâhinleri bol yiyecekle doyuracağım, Halkım iyiliklerimle doyacak›› diyor RAB.ורויתי נפש הכהנים דשן ועמי את טובי ישבעו נאם יהוה׃
Kâhinleri bol yiyecekle doyuracağım, Halkım iyiliklerimle doyacak›› diyor RAB.واروي نفس الكهنة من الدسم ويشبع شعبي من جودي يقول الرب
Kâhinleri bol yiyecekle doyuracağım, Halkım iyiliklerimle doyacak›› diyor RAB.我 必 以 肥 油 使 祭 司 的 心 滿 足 . 我 的 百 姓 也 要 因 我 的 恩 惠 知 足 . 這 是 耶 和 華 說 的
Kâhinleri bol yiyecekle doyuracağım, Halkım iyiliklerimle doyacak›› diyor RAB.我 必 以 肥 油 使 祭司 的 心滿足 . 我 的 百姓 也 要 因 我 的 恩惠 知足 . 這 是 耶和華 說的
Kaikeyi ona gitmiş. Çünkü kendisi zamanında ona bir iyilikte bulunmuş, Galiba çok hastayken, ona bakmış.Kaikeyi fue junto a él, realmente había hecho algo bueno, creo que le había cuidado cuando estuvo enfermo.
Kaikeyi ona gitmiş. Çünkü kendisi zamanında ona bir iyilikte bulunmuş,אבל קאיקיי באה אליו... כי היא עזרה לו בגדול.
Kanunların iyilikle veya ahlakla hiç ilgisi yok. Kanunlar, sınırlı olan kaynakları bölmeye yarıyor.Das hat nichts mit Anstand oder Ethik zu tun, sondern mit der Inanspruchnahme mangelnder Ressourcen.
Kanunların iyilikle veya ahlakla hiç ilgisi yok. Kanunlar, sınırlı olan kaynakları bölmeye yarıyor.E non ha niente a che fare con etica e onestà, ha a che vedere con la distribuzione di risorse scarse.
Kanunların iyilikle veya ahlakla hiç ilgisi yok. Kanunlar, sınırlı olan kaynakları bölmeye yarıyor.Et ça n'a rien à voir avec la décence et l'éthique, ça a à voir avec la distribution des ressources rares.
Kanunların iyilikle veya ahlakla hiç ilgisi yok.Няма да има закони за това колко храна е позволено да ядете. Това няма нищо общо с почтеността и етиката.
Kanunların iyilikle veya ahlakla hiç ilgisi yok.限られた資源をどう分けるかの問題になるのだ。
Kendi ellerimizle çalışıp emek veriyoruz. Bize sövenlere iyilik diliyoruz, zulmedilince sabrediyoruz.A pracujeme, dělajíce rukama vlastníma; uhaněni jsouce, dobrořečíme; protivenství trpíce, mile snášíme.
Kendi ellerimizle çalışıp emek veriyoruz. Bize sövenlere iyilik diliyoruz, zulmedilince sabrediyoruz.ci affatichiamo lavorando con le nostre mani. Insultati, benediciamo; perseguitati, sopportiamo
Kendi ellerimizle çalışıp emek veriyoruz. Bize sövenlere iyilik diliyoruz, zulmedilince sabrediyoruz.idet vi arbeider med våre egne hender; vi blir utskjelt - og vi velsigner; vi blir forfulgt - og vi tåler det;
Kendi ellerimizle çalışıp emek veriyoruz. Bize sövenlere iyilik diliyoruz, zulmedilince sabrediyoruz.i namáhame sa robiac vlastnými rukami; nadávajú nám, dobrorečíme; prenasledujú nás, znášame;
Kendi ellerimizle çalışıp emek veriyoruz. Bize sövenlere iyilik diliyoruz, zulmedilince sabrediyoruz.in trudimo se, delajoč z lastnimi rokami; ko nas zmerjajo, blagoslavljamo; ko nas preganjajo, voljno trpimo;
Kendi ellerimizle çalışıp emek veriyoruz. Bize sövenlere iyilik diliyoruz, zulmedilince sabrediyoruz.I pracujemy, robiąc własnemi rękami; gdy nas haóbią, dobrorzeczemy, gdy nas prześladują, znosimy;
Kendi ellerimizle çalışıp emek veriyoruz. Bize sövenlere iyilik diliyoruz, zulmedilince sabrediyoruz.또 수고하여 친히 손으로 일을 하며 후욕을 당한즉 축복하고 핍박을 당한즉 참고
Kendi ellerimizle çalışıp emek veriyoruz. Bize sövenlere iyilik diliyoruz, zulmedilince sabrediyoruz.ne ostenim şi lucrăm cu mînile noastre; cînd sîntem ocărîţi, binecuvîntăm; cînd sîntem prigoniţi, răbdăm;
Kendi ellerimizle çalışıp emek veriyoruz. Bize sövenlere iyilik diliyoruz, zulmedilince sabrediyoruz.nous nous fatiguons à travailler de nos propres mains; injuriés, nous bénissons; persécutés, nous supportons;
Kendi ellerimizle çalışıp emek veriyoruz. Bize sövenlere iyilik diliyoruz, zulmedilince sabrediyoruz.και κοπιωμεν, εργαζομενοι με τας ιδιας ημων χειρας λοιδορουμενοι ευλογουμεν, διωκομενοι υποφερομεν,
Kendi ellerimizle çalışıp emek veriyoruz. Bize sövenlere iyilik diliyoruz, zulmedilince sabrediyoruz.и трудимся, работая своими руками. Злословят нас, мыблагословляем; гонят нас, мы терпим;
Kendi ellerimizle çalışıp emek veriyoruz. Bize sövenlere iyilik diliyoruz, zulmedilince sabrediyoruz.і трудимось, працюючи своїми руками; нас лають, а ми благословляємо; нас гонять, ми терпимо;
Kendi ellerimizle çalışıp emek veriyoruz. Bize sövenlere iyilik diliyoruz, zulmedilince sabrediyoruz.ויגעים אנחנו בעמל ידינו קללונו ונברך חרפונו ונסבל׃
Kendi ellerimizle çalışıp emek veriyoruz. Bize sövenlere iyilik diliyoruz, zulmedilince sabrediyoruz.ونتعب عاملين بايدينا. نشتم فنبارك. نضطهد فنحتمل.
Kendi ellerimizle çalışıp emek veriyoruz. Bize sövenlere iyilik diliyoruz, zulmedilince sabrediyoruz.並 且 勞 苦 、 親 手 作 工 . 被 人 咒 罵 、 我 們 就 祝 福 . 被 人 逼 迫 、 我 們 就 忍 受
Kendi ellerimizle çalışıp emek veriyoruz. Bize sövenlere iyilik diliyoruz, zulmedilince sabrediyoruz.並且 勞苦 、 親手 作工 . 被人 咒罵 、 我們 就 祝福 . 被 人 逼迫 、 我 們 就 忍受
Kendim için bir şeyler yapmaya başladım. ve bunlar oluyor Şimdi senden bir iyilik istiyorum, tamam mı?Ai incetat sa fii tu insuti.
Ki bu, ülkelerden her birinde tartışmalar kötülük ve iyilik üzerine değil.Ami azt mutatja, hogy az országok semelyikében sem a bántalom és az igazságosság körül forog a vita.
Ki bu, ülkelerden her birinde tartışmalar kötülük ve iyilik üzerine değil.Ceea ce arată că în diferite țări dezacordul nu apare la vătămare sau la cortectitudine.
Ki bu, ülkelerden her birinde tartışmalar kötülük ve iyilik üzerine değil.Ce qui montre que dans chaque pays, le désaccord n'est pas sur le mal ou l'équité
Ki bu, ülkelerden her birinde tartışmalar kötülük ve iyilik üzerine değil.Ciò dimostra che dentro qualsiasi nazione, il disaccordo non è per il dolore e l'imparizialità.
Ki bu, ülkelerden her birinde tartışmalar kötülük ve iyilik üzerine değil.Co pokazuje, że wewnątrz każdego kraju różnica zdań nie dotyczy krzywdy i sprawiedliwości.
Ki bu, ülkelerden her birinde tartışmalar kötülük ve iyilik üzerine değil.Das zeigt dass in jedem beliebigen Land keine Unstimmigkeit existiert im Bezug auf 'harm' und 'Fairness'.
Ki bu, ülkelerden her birinde tartışmalar kötülük ve iyilik üzerine değil.Dat betekent dat in elk land de onenigheid niet over schade en billijkheid gaat.
Ki bu, ülkelerden her birinde tartışmalar kötülük ve iyilik üzerine değil.Điều này cho thấy trong bất kỳ đất nước nào, sự khác biệt không nằm trong tác hại và công bằng.
Ki bu, ülkelerden her birinde tartışmalar kötülük ve iyilik üzerine değil.이것을 보면 어떤 나라에서 던지 가해와 공정성에 대해서는 사람들간에 차이가 없다는 것을 알 수 있죠.
Ki bu, ülkelerden her birinde tartışmalar kötülük ve iyilik üzerine değil.Lo cual demuestra que dentro de cualquier país, el desacuerdo no es sobre daño y justicia.
Ki bu, ülkelerden her birinde tartışmalar kötülük ve iyilik üzerine değil.Nikde tedy nepanuje neshoda ohledně péče o slabé a férovosti.
Ki bu, ülkelerden her birinde tartışmalar kötülük ve iyilik üzerine değil.Se osoittaa, että missään maassa ei ole kinaa pahanteosta ja reiluudesta.
Ki bu, ülkelerden her birinde tartışmalar kötülük ve iyilik üzerine değil.Което показва, че вътре във всяка държава несъгласието не е по отношение на вредата и справедливостта.
Ki bu, ülkelerden her birinde tartışmalar kötülük ve iyilik üzerine değil.Что показывает, что в любой стране конфликт не в вопросах вреда и справедливости.
Ki bu, ülkelerden her birinde tartışmalar kötülük ve iyilik üzerine değil.שמראה שבתוך כל ארץ, הוויכוח הוא לא לגבי פגיעה בחלש והדדיות.
Ki bu, ülkelerden her birinde tartışmalar kötülük ve iyilik üzerine değil.الشيء الذي يظهر أن داخل كل دولة , الإختلاف ليس بسبب الضرر والعدل .
Ki bu, ülkelerden her birinde tartışmalar kötülük ve iyilik üzerine değil.意見の相違はありません この2つが重要という点においては

İlgili Sayfalar