iyilik ile cümle
iyilik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
İyi bir eş bulan iyilik bulur Ve RABbin lütfuna erer.Celui qui trouve une femme trouve le bonheur; C`est une grâce qu`il obtient de l`Éternel.
İyi bir eş bulan iyilik bulur Ve RABbin lütfuna erer.Chi ha trovato una moglie ha trovato una fortuna, ha ottenuto il favore del Signore
İyi bir eş bulan iyilik bulur Ve RABbin lütfuna erer.Cine găseşte o nevastă bună, găseşte fericirea; este un har pe care -l capătă dela Domnul. -
İyi bir eş bulan iyilik bulur Ve RABbin lütfuna erer.Den som har funnet en hustru, har funnet lykke og fått en nådegave av Herren.
İyi bir eş bulan iyilik bulur Ve RABbin lütfuna erer.Den som har funnit en rätt hustru, han har funnit lycka och har undfått nåd av HERREN.
İyi bir eş bulan iyilik bulur Ve RABbin lütfuna erer.El que halla esposa halla el bien y alcanza el favor de Jehovah
İyi bir eş bulan iyilik bulur Ve RABbin lütfuna erer.Fandt man en Hustru, fandt man Lykken og modtog Nåde fra HERREN.
İyi bir eş bulan iyilik bulur Ve RABbin lütfuna erer.Joka vaimon löysi, se onnen löysi, sai Herralta mielisuosion.
İyi bir eş bulan iyilik bulur Ve RABbin lütfuna erer.Kdo nalezl manželku, nalezl věc dobrou, a navážil lásky od Hospodina.
İyi bir eş bulan iyilik bulur Ve RABbin lütfuna erer.Kdor je dobil ženo, je dobil kaj dobrega, in prejel je milosti od GOSPODA.
İyi bir eş bulan iyilik bulur Ve RABbin lütfuna erer.아내를 얻는 자는 복을 얻고 여호와께 은총을 받는 자니라
İyi bir eş bulan iyilik bulur Ve RABbin lütfuna erer.Kto znalazł żonę, znalazł rzecz dobrą, i dostąpił łaski od Pana.
İyi bir eş bulan iyilik bulur Ve RABbin lütfuna erer.Megnyerte a jót, a ki talált feleséget, és vett jóakaratot az Úrtól!
İyi bir eş bulan iyilik bulur Ve RABbin lütfuna erer.Orang yang mendapat istri, mendapat keuntungan; istri adalah karunia dari TUHAN
İyi bir eş bulan iyilik bulur Ve RABbin lütfuna erer.Quem encontra uma esposa acha uma coisa boa; e alcança o favor do Senhor.
İyi bir eş bulan iyilik bulur Ve RABbin lütfuna erer.Ten, kto našiel ženu, našiel dobré a dosiahol priazne od Hospodina.
İyi bir eş bulan iyilik bulur Ve RABbin lütfuna erer.Vindt u een goede vrouw, dan hebt u het goed getroffen; beschouw haar als een geschenk van de HERE.
İyi bir eş bulan iyilik bulur Ve RABbin lütfuna erer.Wer eine Ehefrau findet, der findet etwas Gutes und kann guter Dinge sein im HERRN.
İyi bir eş bulan iyilik bulur Ve RABbin lütfuna erer.Οστις ευρηκε γυναικα, ευρηκεν αγαθον και απηλαυσε χαριν παρα Κυριου.
İyi bir eş bulan iyilik bulur Ve RABbin lütfuna erer.Който е намерил съпруга намерил е добро И е получил благоволение от Господа.
İyi bir eş bulan iyilik bulur Ve RABbin lütfuna erer.Кто нашел добрую жену, тот нашел благо и получил благодать от Господа.
İyi bir eş bulan iyilik bulur Ve RABbin lütfuna erer.מצא אשה מצא טוב ויפק רצון מיהוה׃
İyi bir eş bulan iyilik bulur Ve RABbin lütfuna erer.من يجد زوجة يجد خيرا وينال رضى من الرب.
İyi bir eş bulan iyilik bulur Ve RABbin lütfuna erer.得 著 賢 妻 的 、 是 得 著 好 處 、 也 是 蒙 了 耶 和 華 的 恩 惠
İyi bir eş bulan iyilik bulur Ve RABbin lütfuna erer.得 著賢 妻 的 、 是 得 著 好處 、 也是 蒙 了 耶和華 的 恩惠
İyi insan içindeki iyilik hazinesinden iyilik, kötü insan içindeki kötülük hazinesinden kötülük çıkarır.Dobri človek prinaša iz dobrega zaklada dobro, in hudobni človek prinaša iz hudega zaklada hudobno.
İyi insan içindeki iyilik hazinesinden iyilik, kötü insan içindeki kötülük hazinesinden kötülük çıkarır.Dobrý človek z dobrého pokladu srdca vynáša dobré veci, a zlý človek zo zlého pokladu vynáša zlé veci.
İyi insan içindeki iyilik hazinesinden iyilik, kötü insan içindeki kötülük hazinesinden kötülük çıkarır.Dobrý člověk z dobrého pokladu srdce vynáší dobré, a zlý člověk ze zlého pokladu vynáší zlé.
İyi insan içindeki iyilik hazinesinden iyilik, kötü insan içindeki kötülük hazinesinden kötülük çıkarır.Dobry człowiek z dobrego skarbu serca wynosi rzeczy dobre, a zły człowiek ze złego skarbu wynosi rzeczy złe.
İyi insan içindeki iyilik hazinesinden iyilik, kötü insan içindeki kötülük hazinesinden kötülük çıkarır.El hombre bueno del buen tesoro saca cosas buenas, y el hombre malo del mal tesoro saca cosas malas
İyi insan içindeki iyilik hazinesinden iyilik, kötü insan içindeki kötülük hazinesinden kötülük çıkarır.Hyvä ihminen tuo hyvän runsaudesta esille hyvää, ja paha ihminen tuo pahan runsaudesta esille pahaa.
İyi insan içindeki iyilik hazinesinden iyilik, kötü insan içindeki kötülük hazinesinden kötülük çıkarır.선한 사람은 그 쌓은 선에서 선한 것을 내고 악한 사람은 그 쌓은 악에서 악한 것을 내느니라
İyi insan içindeki iyilik hazinesinden iyilik, kötü insan içindeki kötülük hazinesinden kötülük çıkarır.O homem bom, do seu bom tesouro tira coisas boas, e o homem mau do mau tesouro tira coisas más.
İyi insan içindeki iyilik hazinesinden iyilik, kötü insan içindeki kötülük hazinesinden kötülük çıkarır.Добрий чоловік із доброго скарбу серця виносить добре, а лихий чоловік із лихого скарбу виносить лихе.
İyi insan içindeki iyilik hazinesinden iyilik, kötü insan içindeki kötülük hazinesinden kötülük çıkarır.Добрый человек из доброго сокровища выносит доброе, а злой человек из злого сокровища выносит злое.
İyi insan içindeki iyilik hazinesinden iyilik, kötü insan içindeki kötülük hazinesinden kötülük çıkarır.האיש הטוב מאוצר לבו הטוב מוציא את הטוב והאיש הרע מאוצר הרע מוציא רע׃
İyi insan içindeki iyilik hazinesinden iyilik, kötü insan içindeki kötülük hazinesinden kötülük çıkarır.الانسان الصالح من الكنز الصالح في القلب يخرج الصالحات. والانسان الشرير من الكنز الشرير يخرج الشرور.
İyi insan içindeki iyilik hazinesinden iyilik, kötü insan içindeki kötülük hazinesinden kötülük çıkarır.善 人 從 他 心 裡 所 存 的 善 、 就 發 出 善 來 . 惡 人 從 他 心 裡 所 存 的 惡 、 就 發 出 惡 來
İyi insan içindeki iyilik hazinesinden iyilik, kötü insan içindeki kötülük hazinesinden kötülük çıkarır.善人 從 他 心裡所 存 的 善 、 就 發出 善來.惡人從 他 心裡所存 的 惡 、 就 發出 惡來
İyilik Ben müzikal evlenmeye çalışırken bizim aile içinde yeterli veriyordu bilir Birkaç yıl önce komedi.Isten tudja volt felhajtás elég a családban, amikor megpróbáltam elvenni a zenei komédia néhány évvel ezelőtt.
İyilik Ben müzikal evlenmeye çalışırken bizim aile içinde yeterli veriyordu bilirBoh vie, že bol dosť zmätok v našej rodine, keď som sa snažil vziať do hudobných
İyilik Ben müzikal evlenmeye çalışırken bizim aile içinde yeterli veriyordu bilirBůh ví, že byl dost zmatek v naší rodině, když jsem se snažil vzít do hudebních
İyilik Ben müzikal evlenmeye çalışırken bizim aile içinde yeterli veriyordu bilirDieu sait qu'il a été assez tracas dans notre famille quand j'ai essayé de se marier dans musicaux
İyilik Ben müzikal evlenmeye çalışırken bizim aile içinde yeterli veriyordu bilirGott weiß, es war genug Aufregung in unserer Familie, wenn ich in die musikalische heiraten wollte
İyilik Ben müzikal evlenmeye çalışırken bizim aile içinde yeterli veriyordu bilir세상에 내가 음악에 결혼하려 할 때 우리 가족은 충분 소란 걸 아는
İyilik Ben müzikal evlenmeye çalışırken bizim aile içinde yeterli veriyordu bilirLuoja tietää oli kohu tarpeeksi meidän perheessä kun yritin mennä naimisiin osaksi musiikillista
İyilik Ben müzikal evlenmeye çalışırken bizim aile içinde yeterli veriyordu bilirيعرف الخير كان هناك ضجة كافية في عائلتنا عندما حاولت الزواج في الموسيقية
İyilik Ben müzikal evlenmeye çalışırken bizim aile içinde yeterli veriyordu bilir数年前コメディ。
İyilik edip acı çekmek -eğer Tanrının isteği buysa- kötülük yapıp acı çekmekten daha iyidir.Bolje namreč, da trpite, če hoče volja Božja, pri dobrih delih nego pri hudih.
İyilik edip acı çekmek -eğer Tanrının isteği buysa- kötülük yapıp acı çekmekten daha iyidir.Car il vaut mieux souffrir, si telle est la volonté de Dieu, en faisant le bien qu`en faisant le mal.
İyilik edip acı çekmek -eğer Tanrının isteği buysa- kötülük yapıp acı çekmekten daha iyidir.Denn es ist besser, so es Gottes Wille ist, daß ihr von Wohltat wegen leidet als von Übeltat wegen.
İyilik edip acı çekmek -eğer Tanrının isteği buysa- kötülük yapıp acı çekmekten daha iyidir.E' meglio infatti, se così vuole Dio, soffrire operando il bene che facendo il male
İyilik edip acı çekmek -eğer Tanrının isteği buysa- kötülük yapıp acı çekmekten daha iyidir.For det er bedre, om så er Guds vilje, å lide når en gjør godt, enn når en gjør ondt.
İyilik edip acı çekmek -eğer Tanrının isteği buysa- kötülük yapıp acı çekmekten daha iyidir.Het is beter goed te doen en ervoor te lijden als God dat wil, dan kwaad te doen.
İyilik edip acı çekmek -eğer Tanrının isteği buysa- kötülük yapıp acı çekmekten daha iyidir.선을 행함으로 고난 받는 것이 하나님의 뜻일찐대 악을 행함으로 고난 받는 것보다 나으니라
İyilik edip acı çekmek -eğer Tanrının isteği buysa- kötülük yapıp acı çekmekten daha iyidir.Lebo je lepšie, aby ste dobre činiac, ak by tak chcela vôľa Božia, trpeli, ako zle robiac.
İyilik edip acı çekmek -eğer Tanrının isteği buysa- kötülük yapıp acı çekmekten daha iyidir.Lépeť jest zajisté, abyste dobře činíce, líbilo-li by se tak vůli Boží, trpěli, nežli zle činíce.
İyilik edip acı çekmek -eğer Tanrının isteği buysa- kötülük yapıp acı çekmekten daha iyidir.Lepiej bowiem jest, abyście dobrze czyniąc, jeźli się tak podoba woli Bożej, cierpieli, niżeli źle czyniąc.
İyilik edip acı çekmek -eğer Tanrının isteği buysa- kötülük yapıp acı çekmekten daha iyidir.Mert jobb ha jót cselekedve szenvedtek, ha így akarja az Isten akarata, hogynem gonoszt cselekedve.
İyilik edip acı çekmek -eğer Tanrının isteği buysa- kötülük yapıp acı çekmekten daha iyidir.Porque es mejor que padezcáis haciendo el bien, si la voluntad de Dios así lo quiere, que haciendo el mal